İsmail S. Gülümser'in yazısı: Eğitimle toplumsal beklentileri yükseltme

Ülkemizin de aralarında olduğu doğu toplumlarında eğitim yeni nesillerin gelecek beklentilerini yükseltmelerine göre kurgulanmadığı için insanlar mevcutla yetinmek kaderine boyun eğip kötüye razı olma gibi yanlış bir teslimiyet anlayışıyla yetişiyor.
İsmail S. Gülümser / Aktif Haber


Demokratik değerlerin bir kültür haline geldiği toplumlarda eğitim sisteminin gelecek beklentilerini yükseltmek üzere kurgulanmasının arka planında gelişme eğimlini artırma yatıyor. Yüksek beklentilere sahip toplumlar hedeflerine ulaşmak için sürekli kendini yetiştirme ihtiyacı hissediyor ve bu motivasyon onların gelişmesinde anahtar rol oynuyor.


Bizde bireysel gayretleriyle genel yaklaşımın dışına çıkabilen azınlık bir grup hariç tutulursa toplumun gelişme isteği çok sınırlı düzeyde kaldı. Hâkim unsurların yaptığı hile ve düzenbazlıkları bozmaya kimse cesaret edemedi adeta halk kendini geri kalmaya mahkûm gördüğü için yanlışları değiştirecek güçlü bir hareket ortaya çıkmadı.
 
İlk kez bir grup acz ve çaresizlik içinde elleri kolları bağlı oturan vatandaşların eğitim yoluyla beklentilerini yükseltip onların başarılı işler yapabileceklerine inandırdı. Ülkenin en geri kalmış kesimlerinde kitlesel bir uyanma hareketi başlatarak küçük gayretlerle önemli değişimlere kapı araladı.
 
Ekmeğini kazanma dışında bir derdi olmayan insanlara gelecek nesillere sahip çıkma şuuru kazandırıldı, toplum sağduyusu ile desteklenince büyük merkezlerden başlayan eğitim seferberliği ülkenin en ücra köşelerine kadar yayıldı. Devletin dışlamasına aldırmadan farklı kesimlerinin imkân ve emekleri bir araya getirilerek yüz binlerce gence eğitim fırsatları sunacak alt yapılar hazırlandı ve bu ortamlardan yetişen gençlerle içine kapanmış bir ülke yurt dışında eğitim modeli taşır hale geldi.
 
Başkasının elindeki yıkıp gasp ederek başarılı görüntüsü oluşturma dışında bir özelliği olmayan AKP iktidarının kendisi dışında her hareketi yok etmeye soyunduğu güne kadar yapılan faaliyetlerin ana başlıklarına göz atabilirsek hizmet hareketinin eğitim yoluyla toplumsal beklentileri nasıl yükselttiğini daha iyi anlayabiliriz.
 
İlk kez tek parti iktidarının sona erdiği 50-60 li yıllarda Bediüzzamanın düşünceleri etrafında toplanan az sayıda talebesi her zorluğu göze alıp seçkinlerin üstünlüğüne dayalı statükoya cesaretle başkaldırmış risale-i nur dersleri ile halk arasında bir eğitim seferberliğine öncülük etmişti. Onun vefatından sonra eserleri ve talebelerinin örnek yaşamından etkilenen insanlar birçok yerde olduğu gibi İzmir merkezli olarak Ege bölgesinde de iddiasız ama yüksek ideallerle kurgulanacak bir eğitim hareketini başlattılar.
 
70 li yıllarda toplumun en geri kalmış kesimi olarak kabul edilen dindarlar her hafta cami kürsüsünden kendilerine yüksek hedefler veren Fethullah Gülen hoca efendinin heyecan dolu vaazlarıyla harekete geçtiler.

-Beklentileri yükselen küçük esnaflar bulundukları beldelerde dar imkânlarını birleştirdi.

-Fakir çocukların elinden tutup yetiştirme gibi hiç bilmedikleri bir alanda sorumluluk üstlendiler.

-Öğrencilerin barınması için küçük çaplı evler ve yurtlar açtılar.
 
Hoca efendinin bizzat eğitiminden geçmiş genç hocalar ya da vaaz-sohbetlerle kısmen hedef kazanmış idealist genç üniversite mezunları;

-Kendi gelecek beklentilerini bir kenara bırakıp,

-Gerektiğinde ailelerini kırma pahasına,

-Bazen giderlerini karşılayacak burs bile alamadan bu ortamlarda kalan çocukların yetişmesi için en verimli yıllarını harcadı kendilerini ülkenin çocuklarına adadılar.
 
Herkesin ümitsizce beklediği dönemlerde az sayıda insan toplumun geleceğini kucaklamak için kolları sıvadı, fedakârlığa razı esnaflar haftalık sohbetlerle sürekli eğitimden geçti, bir yandan hizmet üretirken bir yandan da kurdukları eğitim ortamlarının verimli çalışmasına kafa yordular. Hayatının baharındaki genç hocalar, çoğu eğitimsiz ancak dertli esnaflar 15-20 kişilik küçük öğrenci gruplarının beklentilerini yükseltip kendilerini yetiştirmeleri için üzerilerine düşen görevi yaptı kolektif bir çalışma içine girdiler.
 
Dindarların değerlerden uzaklaştıran eğitime mesafeli durduğu bir dönemde onlar hiçbir güç odağını model almadan deneme yanılma yoluyla kendi değerlerine uygun eğitim modellerini geliştirmeye çalıştılar. İnananların Kuran kursu dışındaki faaliyetlere öcü gibi baktığı dönemde onlar “ihzariye” adını verdikleri karma bir model geliştirdi, kuran eğitimi verdikleri sağlam karakter kazandırdıkları öğrencileri devletin eğitim kurumlarına gönderip ahlaki değerlerle bezenmiş gençlere istihdam şansı kazandırmaya çalıştılar. İlk kez hizmet hareketince denenmiş bu örnek çalışma 1980 ihtilalı ile kaçak eğitim faaliyeti gibi görüldüğü ve kapatıldı. Ancak özellikle ege bölgesinde açılmış ihzariye yurtlarından yetişmiş gençler gittikleri yerlerde yeni hizmetlerin nüvesi oldular.
 
İhtilalcılar faaliyetleri yasaklamış olsalar bile hukuksuz bir şekilde binalara el koymayı düşünmediler, çoğu vakıflara ait boşta kalmış binalar ve vakıf yöneticileri tarafından daha sonra başlatılacak yeni hizmetlerde kullanıldı. Üniversite hazırlıkta sadece Haziran ayında Salepçioğlu caminde yürütülen hızlı devre kursları 80 den sonra taşradan büyük merkezlere gelen gençlerin beklentilerini yükseltmede en önemli araç haline geldi.
 
1980 de bitpazarında kiralık iki katlı bir yerde Akyazılı vakfına bağlı olarak başlatılan ilk resmi dershane her yıl birkaç yüz öğrenciye hizmet verdi, aldıkları eğitimle üniversite kazanan gençler gittikleri yerlerde yeni barınma ihtiyaçlarının doğmasına yol açtı birçok büyük merkezde ev ve yurtlar hazırlandı, yeni hizmetler başlatıldı.
 
İhtilalın dershane yasağı 84 te Özal tarafından kaldırılınca başta Ankara İstanbul olmak üzere Trabzon’dan Kayseri’ye, Van’dan Diyarbakır’a kadar üniversitesi olan birçok büyük ilde hizmete ait dershaneler açıldı. İlk yıllarda hizmet değerleriyle yetişmiş öğretmenler bazen hiç maaş almadan ya da burs düzeyinde maaşla görev yaptı. Öğrenci bulmak için köy köy dolaştı başarılı olabilecek gençleri toplayarak onlara merkezi yerlerde eğitim fırsatları sunmaya çalıştılar. Bu yolla çiftçilik dışında bir hedefi olmayan çok sayıda gencin beklentileri yükseldi.
 
Hizmet vakıflarına ait binaların bazıları dershane olarak faaliyet yaparken dershane olmaya müsait olmayanlar yurt ya da özel okula dönüştürüldü. Eğitimi yeni öğrenen genç kadrolar amatör ruhla dershane faaliyeti yürütürken okul işinde daha çok zorlandı köylerden başarılı olmaya müsait gençleri bulup eğitime kazandırdılar.
 
1993 te Özal’ın vefatından sonra ülkede irade boşluğu oldu, karanlık emelleri olan odaklar tekrar harekete geçtiler ve henüz emekleme aşamasındaki hizmetler hakkında kirli planlar yapmaya başladılar. 28 Şubat dönemi dediğimiz 1998 de yeni bir süreç başladı, dar imkânlarla yürütülen okul ve dershaneler karalandı kapatma girişimleri o günlerde yönetimde olan Ecevit’in dik duruşu ile önlendi.
 
Henüz rekabet edecek düzeyde olmayan hizmet dershanelerinin en önemli öğrenci kaynağını kesmek ve İHL’lerin yüksek öğretime girmesini engellemek için sınav sistemi değiştirildi bu düzenleme ile meslek liselerinin gelecek umutları çalındı, bazı öğrenciler istediği eğitimi almak için yurt dışına gitmek zorunda bırakıldı.
 
Gönüllüler bu badireyi kimsenin denemediği bir alana yönelerek atlatmak isterken Allah önlerine yeni fırsatlar çıkardı. Üniversite hazırlık çağındaki gençler, dindar ortamları sıkıcı bulduğu için tercih etmiyor ve kurumlar yetişkin öğrenciye ulaşmakta zorlanıyor, hizmet kurumlarını daha çok İHL öğrencileri tercih ediyordu. Onların üniversite girişi engellenince öğrenci kaybeden kurumlar kimsenin değer vermediği ortaokul öğrencilerine yöneldi liselere giriş sınavlarına hazırlık hizmeti sunmaya başladılar.
 
Ülkenin her yerinden Anadolu ve fen liselerini kazanabilecek öğrenci aradılar ve ilköğretimi yeni bitirmiş öğrencilerin beklentilerini yükseltip onları başarılı okullarda okuyabileceklerine inandırdılar. Kursa katılanlar devletin okullarını kazanamadıysa hizmete ait okulları seçtiler ve domino etkisiyle okullar bir süre sonra en başarılı öğrencilerin toplandığı kurumlar haline geldi. 28 Şubatçılar engellemek isterken hizmet hareketi mensuplarının yılmadan yaptıkları gayretlerle hem dershanelerde hem okullarda çıta yükseldi.
 
Büyük fedakârlık yapmışlarında olduğu bazı hizmet erleri bugün yaşanan darlıktan dolayı rahatsızlık duysalar da on binlerce insanın beklentilerini yükselttiklerini bu sayede dünyanın dört bir yanına hizmet üretecek elemanlar gönderdiklerini o günkü özverileri ile her yerde hizmet ocağı tüttürdüklerini unutmamalılar.
 
Gönüllüler olarak ortaya konulan yüksek performansın kaynağı bireyler olarak bizler değiliz. Ortak hedef etrafında toplananların istişarelerle geliştirdikleri projeler ortak aklın ürünleri. Geçmişte olduğu gibi bugün de;

-Gelecek nesillerin ve gönül dostlarımızın beklentilerini yükseltmek için yapılacak yeni projelere

-İmkânlarımız ölçüsünde destek olduğumuz sürece tüm engelleme girişimleri akim kalacağından

-Hizmetin önüne hiç hesap etmediğimiz çok yeni alanlar çıkacağından emin olabilirsiniz.  
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ