Türk SİHA’ların başarısı aslında bir 'çevrimiçi propaganda' hikayesi mi?

Türkiye'nin yakın zamanda Polonya ve Ukrayna'ya silahlı insansız hava aracı satması ve diğer Doğu Avrupa ülkelerinden gelen ilgi bazı uzmanların Ankara'nın Rusya'yı çevrelemek için bu silah satışlarını kullandığı yorumlarını beraberinde getirdi.

Ancak Moskova, Türkiye'nin insansız hava aracı filosunun amiral gemisi Bayraktar TB2 ile ilgili yaptığı incelemede bu araçların elektronik karıştırma sistemi ile katmanlı bir hava savunması işleten üst düzey bir düşman için tehdit olmadığı sonucuna vardı. Peki bu açık sonuca rağmen Türkiye dronlarını uluslararası silah piyasasında nasıl başarılı bir şekilde pazarlıyor?

Konuyla ilgili olarak Aaron Stein, War on the Rock adlı internet sitesinde yazdığı makalede Türk hükümetinin, bu araçlara monte edilen harici kameralarla Sovyet eski hava savunma sistemleri ve kara savaş araçlarının yok edildiği video klipleri çektiğini, daha sonra da bu videolarla klipler oluşturarak yarı resmi sosyal medya hesapları üzerinden yayarak büyük bir hayran kitlesi oluşturduğunu belirtiyor. 


Stein videoların, Türk dronlarının etkinliği ve savaş alanındaki hünerleri hakkında anlatıları şekillendirerek muharebenin geleceği hakkındaki fikirleri pekiştirdiğini de aktarıyor.

Savaş propagandasının bu yenilikçi kullanımının Türkiye'nin en son çatışmalarından alınan en güçlü ders olduğunu ve gelecekteki drone kullanıcıları tarafından kopyalanmasının muhtemel olduğunu da belirten Stein, “Bir drone sensörünün istihbarat, gözetleme, keşif ve savaş propagandası için kullanılması çok da yeni bir durum değil, ancak Türkiye, ülkelerin nasıl stratejik bir etki oluşturabileceğini ve silah satışlarına uluslararası ilgiyi artırmaya nasıl yardımcı olabileceğini göstererek bunu yeni bir seviyelere taşıdı” diyor.

Türk dronlarının başarısını çevreleyen bir anlatının Türk silahlı kuvvetlerinin geleceği ve Ankara'nın geleneksel Batılı müttefikleriyle nasıl işbirliği yapması gerektiği konusunda ulusal güvenlik seçkinleri arasındaki algıları şekillendirerek Türkiye'de kök saldığını da belirten Stein, “TB2'nin savaşta kullanımına eşlik eden bu başarılı propaganda kampanyası, Türkiye‘nin tek başına ilerleyebileceğini ve ülke içinde ABD ve Avrupa'nın çoğundan ayrılmanın Türk dış politikası için faydalı olduğu anlatısını destekleyebileceğine dair bir iç inancı beslemeye devam edebilir” görüşünü dile getiriyor.

TB2'nin yurt dışına satışına yönelik uluslararası ilginin Türk iç sanayisi için bir kazanımı olduğunu, ancak bu kazanımların Ankara'nın şu anda dahil olduğu savaşlarda tutarlı bir siyasi-askeri strateji izleyip izlemediğinden tamamen bağımsız olduğuna da işaret eden Stein şu bilgileri aktarıyor:

 “TB2, Türk istihbarat, gözetleme ve keşif platformlarının dengeyi müttefik kara kuvvetleri lehine çevirmeye yardımcı olabileceği küçük ve düzensiz savaşlar için çok uygundur. Libya ve Dağlık Karabağ'da durum böyleydi. TB2'nin önemli miktarda Suriye rejimi ekipmanını imha etmesine rağmen, Türk dronları Suriye’deki Rus hava sistemlerini yenemedi. 

Hem Suriye'de hem de Libya'da TB2, eski hava savunma sistemleri karşısında da oldukça yüksek oranda yıprandı, ancak drone'nun düşük maliyeti nedeniyle, Türkiye yüksek bir operasyonel tempoyu sürdürebildi. Yine de, bu insansız hava araçlarının yerden ateşe duyarlı olduğu kanıtlandığından, Rus planlamacılar bu türlere modern bir hava savunmasıyla karşı konulabileceği sonucuna vardılar, bu nedenle Rus güvenlik seçkinleri arasında Doğu Avrupa'da Türk insansız hava araçlarının yayılması konusunda çok az endişe var. 

Bu anlamda, Amerikalı ve Rus uzmanların uzun zamandır Türkiye'nin insansız hava aracı savaşlarından çıkardığı ders: Ucuz, kullanımı kolay bir platform, düşmanın hava savunmasının yetersiz olduğu çatışmalarda kara kuvvetlerine destek sağlamada fayda sağlar.

Bununla birlikte, denk güçler düzeyindeki bir çatışmada, TB2 gibi dronlar hayatta kalamaz. ABD için daha göze çarpan ders, propagandanın çatışmalarla ilgili anlatıları nasıl şekillendirebileceği ve yüksek çözünürlüklü, drone ile yakalanan videoların sosyal medya jenerasyonunun savaş anlayışını nasıl şekillendirebileceğidir.” 

TB2’nin üst düzey bir düşmana karşı savaşmak için kesinlikle uygun olmadığını, ancak Türkiye tarafından kullanılması, orta kademe güçlerin bile yıpratma savaşlarında düşük maliyetli silahları nasıl kullanabileceğini ortaya koyduğunu aktaran Stein, TB2'nin Libya'da kullanılmasının, orta güçteki ülkelerin operasyonlarını desteklemek ve propagandalarını geliştirmek için insansız hava araçlarını nasıl kullanabileceğini ve ülkelerin hava operasyonlarının maliyetini artıran büyük bir lojistik alt yapı  olmadan, yurt dışı operasyonları ucuza nasıl gerçekleştirebileceğini gösterdiğini ifade ediyor.

Stein’e göre Türk müdahale modeli, diğer orta ölçekli güçler için potansiyel olarak çekici ve TB2 gibi ucuz bir dronun, dron operatörünün çok sayıda birlik yerleştirmesine gerek olmadan, dengeyi müttefik bir bölgesel aktör lehine çevirmeye yardımcı olabileceğini belirtiyor.

Türk dronları üzerinde estirilen propaganda rüzgarına örnek olarak İdlib’i gösteren Stein şu bilgileri veriyor:

“TB2, Suriye rejimine ait önemli miktarda zırhlı aracı imha etti ve bazı Pantsir S-1 hava savunma sistemlerini yok etmeyi başardı. Ancak Türkiye, belirtilen siyasi hedeflerinin çok gerisinde kalan bir sonuca razı olmak zorunda kaldı ve rejimin aldığı toprakları iade etti, 2017 ateşkes hatlarına geri döndü. Bu sonuç Türkiye için kesinlikle karışık bir durumdu ancak çevrimiçi propaganda ile kesin bir zafer fikri güçlendirildi. Ve bu anlatı, Ankara'nın Rusya'yı insansız hava araçlarıyla “çepeçevre kuşattığı” yönünde çevrimiçi sohbetleri besliyor.”

TB2'nin hikayesinin Türkiye'de politik olarak güçlü olmaya devam ettiğini, hikayede Ankara‘nın, ABD'nin silah vermemesinin üstesinden yerli silah üreterek üstesinden geldiğinin anlatıldığını belirten Stein, “Bu, siyasi açıdan faydalı bir anlatı ve muhtemelen Türkiye'nin yerli bir jet avcı uçağı arayışını çerçevelemek için kullanılıyor” diyor.

Bununla birlikte, TB2'nin hikayesinin eksik olduğunu ve tüm çevrimiçi yutturmacalara rağmen bu platformun nasıl performans göstereceği veya modern bir düşmana karşı nasıl kullanılacağı konusunda hala çok az bilgiye sahip olunduğunu yazan Stein, “Gelecekte daha fazla insansız hava aracının kullanılacağı kesin, ancak bugün itibariyle bu sistemler modern bir hava kuvvetlerinin yerini alamaz. TB2'nin başarısı yadsınamaz, ancak bu başarılar, drone sensörlerini propaganda için kullanmanın akıllı ve yenilikçi bir yolu ile güçlendirildi” diyor. (Ahval Haber)
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ