"Tayyip Erdoğan’ın gizli ajandası: İran Devrimi"

Erdoğan, iktidarı bıraktığı gün yargılanacağını biliyor. Süresiz iktidar yolunu açmak için devletin Erdoğan’ın şahsında yeniden kurulması gerekiyor. Bunun tek yolu ise devrim!

Stratejide temel bir kural var. Eğer içerisinde bulunan süreç belirsiz bir geleceğe evrilme eğilimi gösteriyorsa ve elinizde yeterli güç varsa, geleceğe bugünden müdahale edersiniz. Toplumsal değişimleri ve yönelimleri yapay zekâ algoritmaları ve veri analiz modelleri ile tespit etmek artık çok kolay. Almanya’nın eski Ankara Büyükelçisi Frankfuter Allgemeine Zeitung gazetesinde yazdığı makalede; AB’nin Erdoğan sonrası döneme odaklanması gerektiğini söylüyor. Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik krizin her an bir buhrana dönüşme ihtimali, dış politikada yaşanan sıkışmışlık ve her şeyden önemlisi, Erdoğan’ın gündem belirleme gücünde yaşanan düşüş iktidar açısından alarm veriyor. Peki, bu yaşanan süreç Erdoğan’ın gelecek planlarını nasıl etkileyecek?

Erdoğan’ın iktidarını bugüne kadar sürdürebilmesinde arkasındaki küresel sermayenin desteği kadar, dış dengeleri gözetmedeki mahareti ve iç siyaseti dizayn etmedeki başarısı da etkili oldu. Erdoğan’ın gücünün ağırlık merkezi, arkasındaki kitlesel halk desteği. Ancak son yapılan anketlerden anlaşıldığı kadarıyla, halk desteği yavaş yavaş azalmaya başladı. Zaman Erdoğan aleyhine işliyor. Erdoğan’ın etrafındaki koalisyonu hem birada tutabilmesi hem de kontrol edebilmesi için hamle yapması gerekiyor. Bir kere şunu akıldan çıkarmamak gerekiyor. Bundan sonra Erdoğan için hukuka ve demokrasiye dönüş bir seçenek değil. Zira, Erdoğan iktidarı bıraktığı gün yargılanacağının farkında. Bu nedenle yapacağı hamle Erdoğan’a süresiz iktidar yollarını açmalı. Bunun da bir tek yolu var. O da adına ister sivil darbe deyin, isterseniz devrim deyin, devletin ve iktidarın Erdoğan’ın şahsında yeniden kurulması.


Kovid-19 salgını ve sonrasında yaşanan gelişmeler dünyada baskıcı ve otoriter uygulamalara geçişi kolaylaştırdı. Ülkeler kendi içerisine kapanıyor. ABD dünyada yaşanan gelişmelere zamanında müdahale etme yeteneğini kaybetmeye başladı. Yükselen Çin tehdidi nedeniyle ABD’nin birinci önceliği Asya-Pasifik Bölgesi. Kasım ayında yapılacak seçimler ve sonrasında yaşanabilecek gelişmeler ABD’nin daha da fazla içe kapanmasına neden olabilir. Erdoğan bu zaman diliminde yapacağı bir manevraya ABD’nin sessiz kalacağını düşünüyor.

Erdoğan Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerde AB’nin gücünü de test etti. Fransa örneğinde olduğu gibi, Avrupalı şirketler faaliyetlerine devam edebildiği ve ekonomik çıkarlar korunduğu sürece, Erdoğan içeride ne yaparsa yapsın AB sessiz kalmayı ve en azından kınamayı tercih ediyor. Erdoğan şu aşamada AB’den yapacağı devrime somut bir tepki beklemiyor olsa gerek. Erdoğan’ın kendisi gibi otoriter bir lider olan Putin ile ilişkileri de benzer bir zeminde ilerliyor. Erdoğan sayesinde Putin kendisinden önceki Rus liderlerin yapamadığını yaptı ve sıcak denizlere indi. Rusya için demokratik bir Türkiye yerine, bir diktatör yönetimindeki tek adam rejimi tercih sebebi. Zira, Putin bu liderler ile nasıl çalışacağı konusunda yeterli tecrübeye sahip.

Erdoğan en son yapılan operasyonlar ile muhalif olabilecek, sokağı örgütleyebilecek, Gezi benzeri bir toplumsal harekete öncülük edebilecek siyasileri ve aktivistleri de etkisiz hale getirdi. Geriye Erdoğan için tek engel NATO kalıyor. Demokratik hak ve özgürlükler ile liberal demokratik düzenin korunması için kurulan NATO’nun Türkiye’de Erdoğan tarafından yapılacak bir devrime nasıl tepki vereceği şimdilik belirsiz. Burada kritik nokta yapılacak devrimin uluslararası topluma nasıl pazarlanacağı ve Erdoğan’ın perde gerisinde vereceği garantiler ile İngiltere’nin vereceği siyasi desteğe bağlı.

Erdoğan için aslında elinde NATO’nun vereceği tepkiyi ölçebileceği bir seçeneği var. Erdoğan 15 Temmuz sonrasında S-400’leri hem Putin ile yakınlaşmak hem de Batı’dan uzaklaşıyor görüntüsü vererek anti demokratik uygulamalarına gelebilecek tepkileri azaltmak için ustaca kullandı. Suriye ve Libya’da da tekrar Rusya’ya karşı Batı’nın desteğini almak için S-400’leri şimdilik aktif etmeme kararı aldı.

Önümüzdeki günlerde Erdoğan gelecek tepkileri ölçmek ve NATO’ya karşı pazarlık gücünü artırmak bu arada da Putin’in Azerbaycan – Ermenistan krizinde desteğini almak için S-400’leri aktif hale getirebilir. SİHA’ların hem Libya’da hem de Ermenistan’da S-300 bataryalarını etkisiz hale getirmesi olası bir iç kargaşada Sarayı koruyacak S-400’lere olan güveni de azalmış olabilir. Bu nedenle fiili bir atış ile güven tazelemeleri de gerekiyor. Zira, Erdoğan halen Ordu’ya güvenmiyor ve kendisini uçaklara karşı korumasız hissediyor.

Sonuç olarak Erdoğan ve içerisinde yetiştiği siyasal İslam düşüncesinde İran Devrimi bir rol model olarak kabul ediliyor. Son zamanlarda yürürlüğe konulan düzenlemeler ve Saray’a bağlı Devrim Muhafızları’nın teşkili, bir devrime hazırlanıldığını gösteriyor. Zamanlama açısından bu devrimin başarısı, dünyanın ve ABD’nin içine kapandığı bir zamanda yapılmasına bağlı. Harekete geçmek için en uygun zaman, ABD Başkanlık seçimlerinin yapılacağı Kasım ayı. Erdoğan’ın tecrübesine göre zamanlama başarının en önemli etkeni. Zira zaman Erdoğan’ın aleyhine işliyor.

BOLD / FATİH YURTSEVER
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ