Analiz / İsmail S. Gülümser
Her dönüşüm, doğru okunduğunda yeni bir imkân, yeni bir diriliş kapısıdır.
Dünya büyük bir dönüşümden geçiyor, teknolojik gelişmeler hayatımızın her dilimini etkisi altına alıyor. Mesafeler kısalıyor sınırlar belirsizleşiyor tek tıkla dünyanın herhangi bir yerinde üretilene ulaşmak mümkün oluyor. Bu değişime ayak uydurmakta zorlananlar ise elindeki imkanların kısa sürede eriyip tükeneceği kaygısı yaşıyor. Dönüşüme kayıtsız kalmak doğru değil, ancak sağlıklı bir uyum için değer yargılarını koruyacak tedbirler alınmazsa insan çok farklı bir noktaya doğru savrulabilir.
Zamana uyum özden kopuş anlamına gelmez
Yaşadığımız çağa sağlıklı katkıda bulunan bireyler, hayatın her alanında yer almalı, yeni yöntemler geliştirerek onlara olumlu katkı sağlama yolları aramalı. Bunu başarabilenler fırtınaya dönüşen gelişim rüzgarlarını arkasına alarak daha geniş kitlelere faydalı olabilir.
Gelişmelerin büyüsüne kapılmadan, zamanın ruhuna uygun davranmak gerekir. Yaşandığı dönemde son derece önemli olan bazı kavramların, bugün yeniden ele alınması gerekiyor. Hakkında kesin hüküm bulunmayan konularda dini terimleri hayatı zorlaştıran bir araç haline getirmekten kaçınmalı. Laubalilik batağına saplanmadan, mevcut şartlar ve güncel yorumlar ışığında yeni tavır ve yeni çıkış yolları aranmalı.
Dinde alışıla gelmiş bazı konuları gündeme alırken, öngörü sahibi ilim ehli geçmişte bu meseleleri enine boyuna tartışmış, bazı uygulamaları kaldırarak toplumun yükünü hafifletmiştir. Nitekim Hz. Ömer (ra) döneminde, ayette geçen “kalpleri ısındırma” ifadesine rağmen, zekâttan pay ayrılanların buna ihtiyacı olmadığı görüldüğünden son verilmiştir.
Gelişimi doğru yorumlama
Bu tür uygulamalar, günümüzdeki gelişmeleri doğru yorumlamada yol gösterici olabilir. Mevcut imkân ve ortaya çıkan yeni tablodan faydalanarak ayet ve fıkıh prensipleri yeniden yorumlanırsa, ufuk açacak yeni yollar bulunabilir. Bilim, ticaret ve muamelat alanlarında geçmişte hiç karşılaşılmamış durumlara uygun çıkarımlar yapılması önümüzü aydınlatır.
Geçmiş âlimler Kur’an ve hadisleri yorumlarken, yaşadıkları çağın diliyle konuşmuş, dönemin ilmî düzeyini dikkate almıştır. Bugün de eski yorumları aynen tekrar etme yerine, çağın bilgi birikimiyle naslara yeni bakış açıları kazandırılmalıdır. Özellikle bilimsel gerçeklere temas eden ayetler, modern bilimin sunduğu veriler ışığında yeniden değerlendirilmelidir.
Eski tefsirlerde bilimsel konulara yapılan bazı atıflar, kendi dönemlerinde cazip görünse de bugün bir kısmı gerçeğe aykırı yorumlar haline gelmiştir. Bilimin ilerlemesiyle ortaya çıkan yeni tablo, bu yorumların gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. İlgili ayetlerin güncel bir bakış açısıyla yeniden yorumlanması ona inanan uzmanların sorumluluğudur. Anne karnındaki çocuğunu durumunu anlatan ayetlerdeki ifadeler bugünkü ilmi gelişmeler çerçevesinde yeniden değerlendirilip yeni bakış açıları kazandırılmalıdır
Dinin mesajlarını taşıma yöntemleri geliştirilmeli
Aynı şekilde dinin mesajlarının taşınmasında kullanılan hizmet yöntemlerinin de ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmesi gerekir. Bugünün insanına değer yargılarını ulaştırmak için yeni dile, üsluba ve araçlara ihtiyaç vardır. TV, internet ve sosyal medya bu açıdan büyük imkanlar sunuyor. Herkes gibi inanmış insanlar da bu fırsatlardan faydalanıp çağın kültür enstrümanlarıyla etkili bir iletişim kurabilir.
Her şeye maddi bir gözle bakılan dünyada manevi değerlerden uzaklaştığını fark edemeyen insanlar,
-Çok samimi olsalar da derdini yakın çevresine bile aktarmakta zorlanır.
-Onların kabalığına aynı sertlikle karşılık vermek sadece aradaki mesafeyi artırır.
-Dindarların geçmişte yaptığı hatalar onlara kuşkuyla yaklaşılmasına neden olmuştur.
Önce bu hatalar ve önyargıları gidermekle işe başlamalıdır.
Sanatın dili geniş bir kitlenin ilgisini çekmektedir, dindarların mesafeli durduğu bu alanlar çoğu zaman yanlış insanların elinde toplumsal çürümenin aracına dönüşmektedir. Oysa estetik anlayışa sahip yazar çizerlerin üreteceği nitelikli eserler romanlar-hikayeler kaliteli yayın ve filmlerle gönüllerde dokunmak mümkündür.
Herkesin çatışmaya hazır beklediği bir çağda, geçmiş hata ve kusurlara takılı kalmanın kimseye faydası yoktur. En aykırı görünen insanların bile yüksek değerler karşı kalp kapılarının kolayca açıldığı sıkça gözlenmektedir. Nasıl ki İslam Peygamberi (SAV) kendisine kötülük planlayanlara bile defalarca gitmişse, günümüz rehberleri de kimseye mesafeli durmamalıdır. Hayat tarzına bakmaksızın insanlara yaklaşmalı, herkesle bir şekilde diyalog kurma yolunu aramalıdır.
Sağlıklı bir tebliğe hiç muhatap olmamış birçok insanın iç dünyasındaki duruluğu korumuş olması önemli bir fırsattır. Uygun yöntemlerle aktarılacak mesajlar, onların kısa sürede yükselmesine vesile olabilir. Yeniliğe açık olmak, geçmişi eskimiş değersiz görmek anlamına gelmez. Zira büyük zahmetlerle ortaya konan değerleri buruşturup atmak yerine tekrar ele alıp günümüzü aydınlatmada kullanmak gerekir.
Savrulmadan korunmanın yolu
Yenilikler ne kadar parlak görünse görünsün, Kuran ve sünnetin temel disiplinleri değişmez. Bazı değerler ise dünya durdukça saygınlığını korur. Üzerlerine zamanla çöken tozlar silinip parlatıldığında, semavi kaynak yeni bir yaklaşımla asrımızı aydınlatmaya devam eder.
Büyükler en küçük bir meseleyi bile ihmal etmeden her konuyu eni boyuna değerlendirip ürün ortaya koymuştur. Sağlam kriterlere dayalı olarak geliştirdiği çizgi, onların hayatını düzene sokmuştur. Sonraki nesiller de bu esaslara bağlı kalarak yeni yollar geliştirirse işleri kolaylaşır. Günlük hayatta karşılaşılan tuzaklardan korunarak hayata uyum sağlamanın yolu da bu ilkelere bağlı kalmaktan geçer.
Dinin muhkem meselelerine bağlı kalarak üretilen çözümler, çevrelerini hatadan uzak tutmuştur. Bunlar, yolun kenarına yerleştirilmiş işaret levhalarına benzetebilir. Bu prensiplerden faydalanarak tavır belirleyenler, tercihlerinde daha az hata yaparlar. Gözünü onlardan ayıranlar ise her an çizgi dışına çıkabilir. Güvenli bir şekilde ilerlemek isteyenlerin bu disiplinlere bağlı kalması şarttır. Özellikle din adına yapılacak tercihler temel kaynaklarla uyumlu olmalıdır.
Doğru kriterleri esas alanlar, içe kapanmadan ve manevi sarsıntı yaşamadan günümüz dünyasına uyum sağlayabilir. Büyük dönüşümler karşısında değişen kültürel değerler ve zamana bağlı evrensel ölçütlere uyum sırasında sarsıntı yaşamazlar. Her gün değişen değer yargılarıyla savrulup duranların kokuşmaktan kurtulması zordur.
Dinin temel disiplinleri çerçevesinde yürütülecek her yeni açılım, değer yargıları oturmuş bir toplum oluşmasına katkı sağlar. Karşılaşılan problemlere geçmişin birikiminden faydalanılarak bulunacak çözümler, aydınlanmanın anahtarı olur. Onlara bağlı kalarak geliştirilecek yeni bakış açıkları dünyanın ufkunu genişletir.
Temel disiplinlere bağlılık
Değişimleri geleceği aydınlatan bir dürbün gibi kullanabilir, disiplinlere bağlı kalarak doğru üslup geliştirilebilir ve yoruma açık konularda katı tutumdan sıyrılıp farklı bakış açıları üretilirse istikbalde yokluğa mahkûm olmaktan kurtulabiliriz
Bütün bu değişim ve dönüşümü kusursuz atlatmanın yolu, hayatın içinde kalmak için çaba gösterirken aynı zamanda bağlı olduğumuz değerlere olan ilişkimizi korumaktan geçer. İnsanlarla iç içe olmak, değerlerle olan bağımıza zarar vermemeli her şartta bu bağ muhafaza edilmeli.
Bunu başaramayanlar, çok samimi olduklarını zannetseler de zamanla kendi dünyalarına ihanet etmekten kurtulamaz. İç tutarlılığını kaybedenlerin çöküşü kaçınılmaz olur. Dünyanın cazibesine kapılıp hatalarıyla yüzleşmeyenler, suçu başkasına yükleyerek kendini aklamaya çalışır.
Bugünün siyasal İslam iddiasındaki iktidarın, dinin temel disiplinleriyle taban tabana zıt uygulamalarına bakıldığında savrulmanın boyutları açıkça görülmektedir. Yaptıklarının ahlaki olup olmadığı kaygısını taşımayanlar, İslam adına ortaya çıksalar bile eylemleriyle onun yıkımına zemin hazırlar.
Değişim kaçınılmaz; ancak savrulma kader değildir. Zamanın ruhunu temel disiplinlerine bağlı kalarak okumak gelişimin motoru olur.
*Fethullah Gülen Hocaefendi’nin “herkul.org” sitesindeki yazısından faydalanıldı.
İsmail S. Gülümser























