Analiz / Doç. Dr. Osman TEK
“Belki de bugün yeniden sormamız gereken en sade soru şudur:
Allah’a kul olmanın bizi özgürleştirdiği bir dünyayı, ne zaman ve nasıl unuttuk?”
Bugün “özgürlük” kelimesini en çok kullanan toplumlar, garip bir şekilde onu en az yaşayan toplumlar hâline geliyor. Devlet büyüyor, hukuk teknikleşiyor, itaat erdem sayılıyor; ama ortada ne sahici bir hürriyet ne de dönüştürücü bir insan kalıyor. Bu yalnızca bizim meselemiz değil. Felsefe ve sosyoloji tarihi, hürriyet sorusunun etrafında dönüp duran büyük bir tartışmalar alanıyla dolu. Demek ki bu meseleyi sadece biz düşünmüş olamayız.
Antik Yunan’dan başlarsak, Aristoteles için hürriyet, insanın bilerek ve isteyerek fiilde bulunabilmesidir. Zorlanan insan ahlâkî fail değildir. Bu basit ama güçlü ilke, bugün bile geçerliliğini koruyor: Zorla yaptırılan iyilik, erdem değildir. İslâm fıkhında “ikrah” başlığı altında tartışılan şey de tam olarak budur. Fiil özgür değilse, sorumluluk doğmaz.
Modern döneme geldiğimizde tablo karmaşıklaşır. Hobbes, güvenlik uğruna özgürlükten feragat edilebileceğini söyler. Devlet güçlü olmalıdır; birey, korkudan kurtulmak için özgürlüğünü teslim edebilir. Bu çizgi, tarihte defalarca devletin kutsallaşmasına kapı aralamıştır. Bugün birçok ülkede yaşanan şey de budur: Güvenlik, düzen, beka söylemiyle hürriyet sessizce askıya alınır.
Locke daha umutlu bir yerde durur. Ona göre insan doğuştan özgürdür; devlet bu özgürlüğü korumak için vardır. Hatta devlet bunu yapmazsa direnme hakkı meşrudur. Bu yaklaşım, devleti sınırlama fikri açısından kıymetlidir. Ancak Locke’un dünyasında hukuk ile ahlâk arasındaki bağ zayıftır. Hak vardır, fakat bu hakkın insanı nasıl bir ahlâkî özneye dönüştürdüğü yeterince düşünülmez.
Kant ise bambaşka bir kapı açar. Ona göre özgürlük, aklın kendine yasa koymasıdır. Ahlâk, dış bir otoriteden değil, özerk akıldan doğar. Bu yaklaşım insan onurunu yüceltir; fakat metafizik zemini tamamen devre dışı bıraktığında, aklı mutlaklaştırma riskini de beraberinde getirir. Akıl kurucu hâle geldiğinde, onu sınırlayacak aşkın bir ölçü kalmaz.
20. yüzyılda Isaiah Berlin, özgürlüğü ikiye ayırır: Negatif özgürlük (müdahale edilmemesi) ve pozitif özgürlük (kendini gerçekleştirme). Berlin’in asıl uyarısı şudur: “Sizin iyiliğiniz için” denilen her pozitif özgürlük, kolayca baskıya dönüşebilir. Zorla erdem olmaz; zorla özgürlük hiç olmaz.
Sosyoloji cephesinde tablo daha karamsardır. Weber, modern hukukun ve bürokrasinin insanı “demir kafes” içine aldığını söyler. Hukuk vardır ama adalet yoktur; düzen vardır ama hürriyet hissi kaybolmuştur. Foucault ise iktidarın artık yalnızca yasa koyarak değil, bedeni ve zihni disipline ederek işlediğini gösterir. İnsan kendini özgür zanneder ama fiilen kuşatılmıştır. Hannah Arendt’in uyarısı daha serttir: Kör itaat, kötülüğü sıradanlaştırır. Akıl ve irade askıya alındığında, zulüm normalleşir.
Bütün bu tabloya İslâm fıkhı nerede durur? Fıkıh, hürriyeti ne Hobbes gibi güvenliğe feda eder ne Kant gibi metafiziği dışlar ne de Berlin’in uyardığı türden zorlayıcı bir iyilik üretir. Fıkıh için hürriyet, insanın Allah’a karşı sorumlu olabilmesinin şartıdır. Bu yüzden akıl ve cüz’î irade verilmiştir; bu yüzden ikrah yasaktır; bu yüzden hak ile vazife, ahlâk ile hukuk birbirinden kopmaz.
Fıkhın en radikal tezi şudur: İnsan Allah’a kul olduğu ölçüde, başka hiçbir güce mutlak kul olmaz. Metafizik kulluk, siyasal kulluğun panzehridir. Sorun, bu metafizik kulluğun zayıflayıp yerini siyasal kulluğa bırakmasıyla başlar. Devlet kutsallaştığında, hukuk zor tekniğine dönüşür; din, özgürleştirici bir çağrı olmaktan çıkıp disiplin aracına evrilir; Müslüman özne de dönüştürücü vasfını kaybeder.
Demek ki mesele “İslâm’da özgürlük var mı?” sorusu değildir. Asıl soru şudur: Metafizik kulluğu koruyabildik mi, yoksa onu siyasal itaate mi tahvil ettik? Hürriyet kaybolduysa, bunu Batı’dan ithal etmediğimiz için değil; kendi teorik imkânımızı yaşayamadığımız için kaybettik.
Belki de bugün yeniden sormamız gereken en sade soru şudur:
Allah’a kul olmanın bizi özgürleştirdiği bir dünyayı, ne zaman ve nasıl unuttuk?























