İsmail S. Gülümser'in yazısı: Çocuk eğitiminde önemli ay gün ve geceler

Günümüzde çocuklarımızın zihinlerini bizden alıp uzaklaştıracak internetten sosyal medyaya kadar onları kendine çeken çok sayıda farklı teknolojik enstrüman ve eğlence içerikli telefon-bilgisayar uygulamaları var.
İsmail S. Gülümser /Aktif Haber

Hayat boşluk kabul etmiyor,
-Gençlerin düşüncelerini olumlu şeylerle doldurmaya çalışmayanların,
-Zamanında doğru yönlendirme kaygısı taşımadıkları çocukları

Teknoloji ve modernitenin önlerine koyduğu fırsatlara kendini kaptırıp başka yerlere savrulma tehlikesi yaşıyor.
 
Çocuklarımızı avucuna alıp sürükleyecek onca şey varken onların iç dünyalarının sağlıklı gelişmesi için velilerin bulabildiği her yolu denemesi gerekiyor. Çalışma hayatı içinde aile yükünü taşımak zorunda olan ebeveynler çocukların maddi gelişmelerine verdikleri önem kadar, sağlıklı bir manevi gelişime sahip olması için en küçük fırsatları bile ihmal etmeden değerlendirmeleri şart.
 
Bediüzzaman’ın gelecek nesillerin imanını kurtarmayı her şeyden önemli görmesiyle başlattığı şuurlanma hareketi en zor şartlarda bile gelişme imkânı bulmuş verilen emeklerin semeresi alınmış. Onun hapishane şartlarında ülke gençliğine sahip çıkma kaygısı ile ulaştığı başarı örnek olmalı, yaşadığı ortamın problemlerine aldırmadan her aile kendi çocuklarının manevi hayatını geliştirmek için şartları zorlayıp çıkış yolları aramalı.
 
Bir yandan insana has içten duygularımızla onları kuşatacak bir ev iklim oluştururken, bir yandan da aklın nimetlerini doğru yerde kullanıp gelecekte kendi değerlerini tanıma, ona göre davranış geliştirmelerini sağlama gibi bir hedefle hareket edilmeli.
 
Yoğun iş temposundan çıkıp yorgun argın eve gelmiş aile bireylerinden çocuklara karşı her zaman bu duyarlılığı beklemek zor. Belki küçüklerin biraz çocukluğunu yaşaması için anne babanın onların yaşına uygun oyunlarla rahatlatması sevgi ve şefkat hislerini öne çıkarıp evin sıcaklığını onlara hissettirmesi doğru bir yaklaşım.
 
Bütün bu çelişkilere rağmen aile büyükleri çocukların bulunduğu her ortamı onların eğitimine dönük kullanma vesilesi olarak görürse birçok yol bulunabilir. Mesela ibadetlerini daha dikkatli yaparak davranışların diliyle onların içinde kıpırtı oluşturabilir. Rol model olarak gördükleri anne babalarının namazda karşısında hürmet ve saygı ile eğilip secdeye kapandığı biri hakkında onlarda derin bir merak hissi uyarılabilir.
 
Nasıl camide içinden gelen ızdırabı dışa yansıtan birinin sessizce döktüğü gözyaşları cemaat içinde dalga dalga yayılarak ciddi bir uyanışa vesile oluyorsa, aynen onun gibi;
-Görmedikleri ama varlığını evde hissettikleri,
-Aile bireylerinin yalvarışlarla ona yöneldiği,
-Bazen içten gelen duyguların kabına sığmayıp dışa taştığı,
-Yüce bir güç karşısında heyecan ask ve şevk içinde yapılan ibadetler küçük dimağlarda silinmez izler bırakılabilir.
 
Ancak,
Genelde ev bir rahatlama ortamı gibi görüldüğünden iç disiplini koruyan bu titizlik içinde olanlar sınırlı.
-İçten yakaranların az olduğu günümüzde iyi örnek gösterme kıtlığı yaşanıyor.
-Bu yüzden yeni nesillerde istenen heyecan oluşturulamıyor.
-İbadetlerin folklorik olarak yapıldığı yerlerde çocukların ne olduğunu anlama merakı daha ileri götürülemiyor, beklenen tesir uyarılamıyor.
 
Bir diğer yandan çocuklarımızın fikrini dağıtacak birçok etkinliğin olduğu bir ortamda onlarda kendi değerlerimize ilgi uyarma çok kolay olmayabilir. Dünyeviliğin yuvamızı sarıp bizi değerlerimizden uzaklaştırdığı bir zamanda benliğimize yeniden dönmemiz için ciddi vasıtalara ihtiyaç var.
 
Kopan tespih daneleri gibi dağılmış toplumu bir araya getiren önemli gün-gece ve aylar bize bu fırsatı sunabilir.
Halkın genelinin moral değerlere yöneldiği bu türden günlerde ona uygun programlarla geniş kesimlerde kısmen de olsa bir kıpırtı oluşturuluyor. İnsanlar özel gecelerde biraz daha duyarlı hale geliyor, dünyevi beklentileri bir kenara bırakıp kendilerini maneviyata daha hazır hissediyor. Eskiden toplumun sıradan günlük yaşantısı olan özverili hayat tarzına bugün ancak böyle zamanlarda erişiliyor ve birbirinin farkına varılıyor.
 
Minarelerden yanan ışıklar, söylenen ilahi ve dualar, aynı duyguları paylaşan insanların iç dürtülerini yenip davet edildikleri ortak toplanma alanlarına koşmasına vesile oluyor. Birbiriyle kıyasıya rekabet içinde yüksek değerleri ihmale hazır insanlar yeniden bu dönemlerde bir araya geliyor ve toplum olma şuuruna eriyor.
 
Çocukların hiç olmazsa böyle günlerde olgunlara hitap eden genel programlarına katılması faydalı olmakla birlikte sadece mevlitlerle yetinmeyip dinin özüne bağlı kalmak şartıyla;
-Daha geniş kesimlerin ruhuna hitap edecek,
-Gençlerde ahret özentisi oluşturup manevi duyguları harekete geçirecek;
-Heyecan duyacakları onların beklentilerini de karşılayacak alternatif programlarla,
Duyguların açık olduğu ortamlar hazırlanırsa, düşünce dünyalarına olumlu katkı sunulabilir.
 
İyi bir planlama ile:
-Yaşayarak hissederek bu zaman diliminin ne olduğu anlatılabilir.
-Kısmen de olsa ibadet hazzını tatmaları ile onlarda yüksek duygulara ilgi uyarabilir.
-Büyüklerin samimiyetini yansıttığı ortamlar hazırlayıp ahlaki değerler gelecek nesillere aktarabilir.
-Yapılacak içten etkinliklerle onların ruhlarında unutamayacakları hatıralar bırakılabilir.
 
Herkesin duygularının açık olduğu bu türden zamanlar ev halkı için verimli kullanabilir;
-Çocukların ilgisini çekecek bazı düzenlemelerle,
-Onların hoşuna gidecek tarzda lahuti nağmelerle,
-İçlerinden gelerek yapacakları öğrenip alışacakları samimi dualarla,
-Ramazanlarda yaşına göre yarım gün bile olsa tutulacak oruçlarla,
-Yapmaktan lezzet alacakları süslemeler ve basit oyunlarla,
-Onların sevip hoşlanacağı aşırılıktan uzak farklı yiyeceklerle,
-Günün anlamını anlatan akılda kalacak kısa konuşmalarla,
-Topluca yapılan programlarla onların hayatında ibadetin zevk ve neşesi oluşturulabilir. 
 
Belli aralıklarla gelip toplumda yüksek duyguları harekete geçiren önemli gün gece ve aylarda çocukların lezzet alacağı ortak etkinliklere katılması önemli olsa da kalıcı tesir kendimizin içten davranışlarla;   
-O günleri daha bir derin duygu içinde yaşayıp farklılığını hissettirmesi,
-Günahlardan uzak durup dağıtılan bir ganimetten pay almaya çalıştığımızın gösterilmesi,
-Bizi yüce yaratıcıya bir adım daha yaklaştıracak derinlik kazanma gayreti içinde olunması onlardaki merak hissini tetikleyecek hafızalarında unutulmaz hatıralar bırakacaktır.
 
Eğer siz bu türden zaman dilimlerini verimli kullanıp o günlerde farklı bir şeyler olduğunu yansıtabilirseniz çocukların dünyaları değişecek, tabii seyri içinde yaşayarak değerler eğitimi verilecektir.
 
Yüce yaratıcıya daha yakınlaşma onun merhametinden istifade edecek bir derinliğe erişmek için ise;
-İnsan bu dönemlerin heyecanını duyması,
-Kendisi için ruhi temizliğe yol açacak bir rehabilitasyon zamanı olarak görmesi,
-Tefekkür ve teslimiyetini artırıp dünyaya onu çeken bağlardan biraz olsun kurtulması,
-Rekabetten uzak herkesin maneviyata açık olduğu ortamdan azami faydalanma çabası göstermesi,
-Yüzeysellikten kısmen de olsa uzaklaşıp inandığı değerleri derinlemesine yaşama gayretine girmesi,
Hiç olmazsa bu zaman dilimlerinde canlı cenazeler gibi ruhsuz biri olmaktan kendini koruması gerekir.
 
Yaşantılarıyla herkesi imrendirecek ölçüde titizlik içinde olanların çocukları, gözlemledikleri hayatı örnek alacak ve istikametini daha kolay koruyacaktır. Gevşekliği tercih edenler ise zaaflarına yenik düşmenin bedelini gelecek nesillere ödetecektir.
 
Ayrıca, çocuklar anne babalarından çok akranlarının bulunduğu okulda verilenlerden etkilenir, onların ruh dünyalarını şekillendirme duyarlılığı taşıyan eğitimciler, bu özel günleri değerlendirip çocuklara gönül zenginliği kazandırmalı ki, evden camiye oradan eğitim kurumuna kadar her yerde aynı vurgu yapılıp ortak dil kullanılsın.
 
*Fethullah Gülen’in üç aylarla ilgili yazı ve konuşmalarından faydalanılmıştır.
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ