İsmail S. Gülümser yazdı: Davranışlarımızda hedef ve niyetin önemi

"Görüntü ne olursa olsun aslolan niyetlerdir, adeta yapılan işlerde hedefler ve niyetler o işin ruhu gibidir, tüm davranışlarımızı onlar yönlendirir. "


İsmail S. Gülümser / Aktif Haber

DAVRANIŞLARIMIZDA HEDEF VE NİYETİN ÖNEMİ


İnsan yapacağı işlerde hedefini doğru belirlemeli ve o işin gereği olarak karşısına çıkacak her türlü engelli aşmak için kendisinden beklenen gayreti göstermelidir ki başarıya ulaşma şansı olsun. Hedefini yanlış belirleyen, yaptığı şeylerde görüntü oluşturup başkalarını aldatmaya çalışan biri sadece kendini kandırır. Görüntü ne olursa olsun aslolan niyetlerdir, adeta yapılan işlerde hedefler ve niyetler o işin ruhu gibidir, tüm davranışlarımızı onlar yönlendirir. Niyetimizi ne kadar saklamaya çalışsak da tavırlarımızın renk ve deseni ona göre şekillenir. İstemesek bile tutarsızlıklarımız yapmacık göstermelik faaliyetler bizi ele verir, amacımız bir süre sonra ortaya çıkar ve çevremizden tepki görmeye başlarız.

Güzel konuşup yazan, geniş birikime ve mali kaynaklara sahip olan birisinin bu özelliklerini toplum yararına kullanması alkışlanacak bir davranıştır. Ancak yaptığı hizmetleri başkalarının üstünde baskı kurmak hak iddia etmek için kullananlarda bu özellikler onlara fayda yerine zarar verir, katkı sunduğu insanlar ondan rahatsız olur ve tepki gösterebilir. İnsanın hamuru zaaflarla yoğrulmuş her an ortaya çıkmayı bekleyen bu zaaflar boşluk bırakıldığında kendini gösteriyor. Eğer insan sürekli düşünce ve duygularını kontrol etmezse en faydalı faaliyetlerde bile zaaflar açığa çıkıyor ve onun hedefini değiştirebiliyor.

Herkeste az veya çok bencillik var, bu duygu kontrol edilmezse bir süre sonra büyüyüp gelişiyor adeta gurur kibir abidesi birisi ortaya çıkıyor. Bunlar insanı rahatsız edecek davranışlara sevk ettiği için toplum tarafından hoş karşılanmıyor, alçak gönüllülük ise daha sevimli ve sempatik görünüyor, böyle biri takdir topluyor.

İnandığınız bir hedef istikametinde göstereceğiniz samimi cehd ve gayret adeta her kapıyı açan sırlı bir anahtar gibidir. Fethullah Gülen hoca efendinin bu hafta yayınlanan yazısı yapılacak işlerde hedef ve niyetini nasıl korunacağı, davranışlarımızda nelere dikkat etmemiz gerektiğini anlatıyor. Büyük görünme gayreti ve alçak gönüllük birbirinin zıddı bu iki davranış bile samimi niyete bağlı olarak değer kazanıyor. Aynı davranış olumlu bir amaç için yapıldığında alkışı hak ediyor, bir diğeri ise olumsuz niyetinden dolayı tenkide maruz kalıyor. Bencilliğin belirtisi olarak algılanabilecek öne çıkma isteği hoş karşılanmadığı için bizim toplumumuzda hayırlı hizmetlerin göstermeden yapılması benimsendi açıktan yapılması ise hoş karşılanmadı.

Bu anlayış doğru olsa bile yıllarca ülkede olumlu hizmetlerin duyulup yaygınlaşmasının önünde engel teşkil etti. Hoca efendi ise olaya farklı yaklaştı samimi niyetini korumak kaydıyla olumlu hizmetlerde insanların öne çıkmasını teşvik etti, üretilecek hizmetler için yükü omuzlayacak insanlara fırsatlar tanınması gerektiğini düşündü, bunun büyüklenme olarak algılanamayacağını ifade etti. Onun yol göstericiliği ile toplumun geniş kesimlerinde anlayış değişikliği oldu, himmet toplantılarında varlıklı insanlar en yüksek bağışı yapmak için adeta birbiriyle yarıştı ve her beldede birçok olumlu faaliyet için kaynak oluşturuldu.

Bazıları diğerlerini daha fazla katkıya teşvik etmek niyeti ile herkese duyuracak şekilde açıktan bağış yapmayı tercih etti bazıları ise öne çıkmamak için başkalarına duyurmadan vermeyi seçti. Samimi niyetini koruyabilenler için dinin temel kaynaklarındaki örneklerden hareketle yapılan her iki tercih saygıyla karşılandı. Aynı iş kolunda birbiriyle kıyasıya mücadele içinde olan iş adamları bile hizmet projelerinde bir araya geldi önde gelen iş adamlarının başı çektiği heyecan dolu faaliyetlerle birçok başarılı hizmet üretildi.

İnsanda önde görünme ve öne çıkma isteği her zaman ortaya çıkabilir, bu istek yapılan en samimi hizmetlere bile zarar verebilir. Hizmet hareketinde zararlı olacak böyle bir duygu harekete geçirilmemesi önemsendiği kadar insanların kabiliyetlerini ortaya koymasına da değer verildi. Her alanda konu uzmanlarından yararlanıldığı gibi genç insanlar da öne çıkarıldı, onlar da yeteneklerini geliştirme fırsatı buldu. Bu sayede gencinden yaşlısına kadar çok sayıda insan kendi yeteneklerini hayırlı faaliyetlerde kullandı. İmkân ve kaynaklar gencecik insanların eline verilerek o alanda tüm hünerlerini ortaya koyacağı kontrollü bir esneklik sunuldu.

İnsanlar sen ben kavgasına girmeden ortak olumlu hedefler etrafında bir araya toplanınca, eğitimde ülkenin en seçkin kurumlarıyla aynı kulvarı paylaşacak faaliyetler yapıldı, eğitim projeleri tüm dünyaya yayıldı. Medya alanında her fikre değer veren farklılıkları zenginlik olarak gören bir anlayışla hareket edildi. Kimsenin kendini dışarıda hissetmediği bu anlayış sayesinde en aykırı görüşler Gazeteciler Yazarlar vakfı çatısı altında bir araya geldi, ülkenin gelişmesi için yapılacak projelere katkı sundular.

İnsandaki başarılı olma ve öne çıkma isteği bencilliğe dönüşmeden ortak hedeflere dönük olarak kullanılınca hem kişisel becerilere değer verilmiş hem de o beceriler toplum yararına kullanılmış oldu. Çok farklı dünya görüşünden birbiriyle rekabet halindeki insanlar çatışmadan uzak bir ortamda bir araya geldi hedef ve niyetteki samimiyet hepsini etkiledi, kimse birikimlerini ortak hedefler için kullanmaktan kaçınmadı. Anlaşılan o ki alçak gönüllü görüneceğim bencillikten uzaklaşacağım derken insanların yapılacak hizmetlerden elini eteğini çekmesi doğru bir davranış değil, bu duygunun da doğru ve yerinde kullanılması gerekiyor. Umuma ait hizmetlerde kişiler daha fazla hizmet üretmeye teşvik edilmeli, bireysel faaliyetlerde yıkıcı rekabetle reaksiyoner tavırlara yol açan duygular frenlenmelidir.

Camilerde ön safta bulunmanın fazileti anlatılıyor, insanların ön safa geçmek için birbirleriyle yarış içinde olmasından bahsediliyor. Yaptığı işler insanın hedef ve niyetine göre anlam kazanıyor, birisi layık olmadığını düşünerek ön saftan kaçınıyorsa alçak gönüllük niyetiyle yaptığı bu davranış takdirle karşılanmalı. Bir diğeri sırf toplum benim alçak gönüllü olduğumu görsünler ve beni daha çok takdir etsinler alkışlasınlar diye geri
planda duruyorsa böyle biri de gösteriş peşinde olduğu için uyarılmalı.

Ne zaman öne çıkacağını ne zaman geri duracağını bilmek önemli. İnsan kendisi için faydalı bulduğu işleri yaparken esnek olmalı, içten gelen dürtülerini sürekli kontrol etmeli. En iyi faaliyetleri yaparken bile, iç dünyasını esir almaya çalışan yanlış duygulara fırsat vermemek için hedef ve niyetini gözden geçirmeli. Hayatını alçak gönüllü olarak sürdüren biri bile davranışlarını sürekli çek etmeli çevresinden saygı beklentisine girdiğini gördüğü
anda tavır değişikliğine gitmelidir ki duygular büyümeden frenlenebilsin.

-Gösteriş için yapılan eylemler, inandığınız değerlere ve topluma fayda sağlamaz, geçici bazı başarılar elde edilse bile kalıcı hizmetler üretmek zordur.

-Duyguların kontrol edemeyen biri başarılı sonuçların altında kalıp ezilebilir.

-Hayırda yarışı teşvik etmek ve daha fazla hizmet üretmek niyetiyle koşturan biri de niyetini sürekli kontrol etmeli ki bencillik tuzağına düşmesin.

-Gerçekten alçak gönüllü olan biri başkalarının ona hürmet etmesinden rahatsız olur.

-Bu tür bir beklentiye girmeyeceği gibi büyük görüntüsü oluşturmamak için elinden gelen gayreti gösterir.

-Kalabalık önünde yaptıklarını sınırlandırır, görünmeden yaptıklarını ise olabildiğince artırmaya çalışır. Yani insan hem alçak gönüllüğü bir hayat prensibi haline getirmeli, hem de alçak gönüllü görüneceğim derken içindeki büyüklük duygusunun harekete geçmesine fırsat vermemelidir. Çünkü büyüklenme duygusu önü alınmaz istek beklentilerin adeta başlangıç noktasıdır. Bu duygunun kontrolü altına girmiş birisi daha sonra onların esiri olur, artık istese de kendini frenleme şansını kaybeder.


-Toplumları içten içe kemiren en büyük problemlerden biri yalan yanlış işlerlerle iyi şeyler yapıyor gibi görünmek için sürdürülen yapmacık davranışlardır.

-Toplumsal değerlerin önemine inanan birinin sahte davranışlarla çevresinde beğeni kazanmayı düşünmesi tutarlı bir davranış değildir.

-Hedef ve niyetinde problem olanların yaptığı faaliyetlerin arkasında göstermelik sahte tavır ve davranışlar vardır.

-Sahteciliğin öne çıktığı bir toplum sorunludur, herkes başkasının da kendisi gibi olduğunu düşünür kimse kimseye inanıp güvenemez.

-Bugün kandırsak bile turtasızlıklarımızla beklenti içine girmiş insanlarda bir süre sonra hayal kırıklığına yol açar ilerde yapılacak her hayırlı hizmetin önünü tıkamış olabiliriz.


Onca inanç problemine rağmen batı toplumlarının başarısının arkasında asgari düzeyde üzerinde uzlaşılmış konularda tutarlı samimi davranış bütünlüğü yatmaktadır. Sağlıklı doğru ortak hedefler belirleyip niyet ve samimiyetimizi koruyabilirsek, geleceğe daha güvenle bakabiliriz, bunu başaramayan toplumların yapacakları her faaliyette problem ortaya çıkabilir, faydalı gibi görünen işler bir süre sonra zararlı hale gelebilir.

 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ