İktidar bankaları da ‘ayrıştırdı’: Kamu bankaları yurtsever, özel bankalar hain!

"Emrindeki kamu bankalarını “yurtsever, kurtarıcı”, yerli-yabancı patronajındaki özel bankaları da “hain, fırsatçı, stokçu-karaborsacı” diye etiketleyerek, hizaya getirmek, kendi isteklerini yapmaya, iktidar politikalarına finansal desteğe zorluyor."



Ahval'den Zülfikar Doğan'ın analizi şöyle;


Salgının ekonomik tahribatıyla mücadeleyi ağırlıkla vergi, kredi, banka borçlarını erteleme üzerine inşa eden, darboğazdaki geniş kesimlere de “bankalardan taze kredi çekerek borçlanma” tavsiyesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümeti, bu çözüm sonuç vermeyince, bankalar arasında ayrıştırma-kamplaştırma politikasına yöneldi.

Son birkaç günden bu yana gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerekse Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın özel bankalara yönelik söylemleri sertleşti. İktidar kontrolündeki Türkiye Bankalar Birliği (TBB) ve özerkliği artık sadece sözde ve kâğıt üstünde kalan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’ndan (BDDK) yapılan açıklamalarda da özel bankalarla ilgili “tehdit dozu yüksek” ifadelere yer veriliyor.

BDDK’nin banka-finans sektörü haftalık istatistiklerine göre, 18 Mart’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan Ekonomik İstikrar Kalkanı programında ilan edilen yeni kredi destek önerilerine karşılık, özel bankaların açtığı kredilerin aksine gerilediği görülüyor.

Kredi Garanti Fonu’na (KGF) aktarılan 25 milyar liralık ek kaynakla bankaların KGF ve Hazine garantili 250 milyar TL taze kredi açmasına olanak sağlanırken, oluşan kredi talebi bu tutarın çok üzerine çıkınca pek çok banka limitlerinin dolduğu gerekçesiyle kredi başvurularını geri çevirmeye başladı.

BDDK’nin son güncel rakamlarına bakılırsa 27 Mart ile 3 Nisan tarihleri arasında özel bankaların dağıttığı kredi hacmi 3,8 milyar TL azalırken, aynı hafta kamu bankalarının açtığı yeni krediler ise 9 milyar TL arttı. 

BDDK ve TBB yaptıkları açıklamalarda bankalara yeni kredi vermeleri yönünde yaptıkları telkinleri yakından takip ettiklerini, bu telkinlere uyan-uymayan bankaları izlediklerini duyururken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tepkisi daha sert oldu.

Erdoğan, "Maalesef özel bankalar bu süreçte hiç de iyi bir imtihan vermiyorlar. Özel bankaların da üzerine düşeni yapmasını bekliyoruz. Böyle günlerde kimlerin ne yaptığını bir kenara yazıyoruz” derken, damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ise özel bankaları daha ağır ifadelerle suçladı, “stokçu-karaborsacı” ithamında bulundu.

Albayrak art arda yaptığı sosyal medya paylaşımlarında; “Özel bankalarımızın bu zor günlerde elini taşın altına koymadığını görüyoruz. Milletin ihtiyacı olan maskeyi stoklayanlar neyse, vatandaştan topladığı parayı en çok ihtiyaç olan böyle bir dönemde millete sunmak yerine stoklayanlar da aynıdır. Özel bankaların kredi erteleme, taksitleri öteleme için talep ettikleri fahiş bedeller bizim de kulağımıza geliyor. Bunların hesabı sorulur” diye yazdı.

Adeta özel bankaları suçlu-hain ilan eden bu ifadelerle, son birkaç yıldan bu yana sıklıkla yaşanan krizi süreçlerini hep yeni kredi paketleri açarak atlatma stratejisi izleyen iktidar siyasette toplumu ayrıştırıp, kamplaştırarak sürdürdüğü yaklaşımı,  bankacılık sektöründe de sürdürmeye yöneldi.

Kamu bankaları, iktidarın emrinde özel kasası gibi kullandığı, kamunun kaynaklarını dağıtıp, yüklü zararlarını da “görev zararı” olarak, hazinenin sırtına yıkan devlet bankaları. Zarar etseler de açıkları, kayıpları, sermayeleri hazine tarafından anında karşılanıyor. Öyle ki, iktidar talimatıyla dağıtılan kredilerden ötürü mali bünyeleri zayıfladığı için geçen yıl üç kamu bankasına (Vakıfbank, Halkbank, Eximbank) İşsizlik Sigortası Fonu’ndan 13 milyar TL sermaye desteği aktarıldı. 

Diğer tarafta, birer ticari işletme konumunda bulunan ve nihai hedefi kâr elde etmek olan özel bankalar açısından böyle bir imkân, hazine, fon, devlet desteği söz konusu değil. İktidar o yüzden özel bankaları toplum nezdinde düşmanlaştırarak baskı altına almaya, zarar da etseler taze kredi vermeye zorlama çabasında.

Bu yüzden de söylemleriyle emrindeki kamu bankalarını “yurtsever, kurtarıcı”, yerli-yabancı patronajındaki özel bankaları da “hain, fırsatçı, stokçu-karaborsacı” diye etiketleyerek, hizaya getirmek, kendi isteklerini yapmaya, iktidar politikalarına finansal desteğe zorluyor.  

Erdoğan ve Albayrak doğrudan özel bankaları suçlasa da, iktidarın en büyük destekçilerinden Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise geçen hafta ayrımsız tüm bankaları suçlayan sert bir açıklama yaptı. 81 ildeki odalardan gelen bilgilere göre üye işyerlerinin banka şubelerine kredi başvurularının “limit yok” diye geri çevrildiğini söyledi. Üç kamu bankası ortak yazılı açıklamayla TOBB Başkanına tepki göstererek şu yanıtı verdi:

“Odalar Borsalar Birliği Başkanı Sayın M. Rifat Hisarcıkloğlu'nun sosyal medya üzerinden; Kamu Bankalarına yönelik haksız ve gerçek dışı eleştirileri olmuştur. Kamu bankaları olarak, iş tutuşumuzla örtüşmeyen eleştirileri kabul etmediğimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz." 

2018’den bu yana inişli çıkışlı seyreden farklı kriz süreçlerinde sürekli şekilde iktidarın ‘kredi borçlarının ertelenmesi, yeniden yapılandırılması, yasal takibe intikal eden kredilerin dondurulması vb.’ talepleriyle karşı kalan, batık-donuk kredi alacakları çift haneli yüzdelere ulaşan bankacılık sektörü, salgınla birlikte daha ağır baskı altında.

Tekrar iktidarın kredi erteleme, yasal takipleri, icra-haciz işlemlerini durdurma, kredi alacaklarını yeniden yapılandırma talepleriyle karşı karşıya kalan özel bankalar, bir yandan bunları yaparken diğer yandan da yeni kredi vermeleri yönündeki baskılara ise direniyor, mesafeli duruyor. 

Ne kadar süreceği belirsiz bir salgın sürecinde, tahsil edemeyeceği, geri dönmeyeceği kesin görünen yeni krediler vermekten, bilançolarındaki batıkları daha da büyütmekten kaçınıyor.

Kaldı ki üç ay sonra salgın sona erse de, ekonominin çarklarının yeniden dönmeye başlaması, şirketlerin hem ertelenen eski kredi borçlarını hem de yapılandırılan ya da yeni açılan kredi taksitlerini birlikte ödeyebilmelerinin imkânsızlığı ortada. 

O yüzden de özel bankaların yöneticileri, salgın bittikten sonra da büyük ihtimalle, iktidardan bankalara yeniden yapılandırma ve yeni açtıkları kredilerle ilgili alacakları erteleme baskısı geleceğini öngörüyor. 

Bugünden riskleri daha da büyütmemeyi, yeni kredi taleplerini geri çevirmeyi sektörün ayakta kalabilmesi açısından olması gereken, gerçekçi bir tutum olarak değerlendiriyor. İktidarın özel bankaları suçlayan söylemlerini de üzerlerine alınmadıklarını, kamuoyuna karşı siyasi savunma amacıyla yapılan açıklamalar diye yorumladıklarını dile getiriyor.


Kaynak: Ahval
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ