AKP Rejimi uygulamalarıyla tek parti dönemine rahmet okutuyor!

''Cilt cilt Kur’an, hadis, fıkıh, dua kitapları ve bir de “Bir İ’caz Hecelemesi” adlı kitap. Anadolu Haber Ajansı tarafından terör örgütü suç aleti/unsuru olarak sergileniyor.''
AKP Rejiminin siyasal islam faşizmini çok net bir şekilde resmeden ve tek parti dönemi uygulamalarına rahmet okutan fotoğrafı Gazeteci Ahmet Kurucan Tr724'te analiz etti.


 



Fotoğrafa iyi bakın

Cilt cilt Kur’an, hadis, fıkıh, dua kitapları ve bir de “Bir İ’caz Hecelemesi” adlı kitap. Anadolu Haber Ajansı tarafından terör örgütü suç aleti/unsuru olarak sergileniyor ve kamuya servis ediliyor. Şahsen bu fotoğrafın başka söze hacet bırakmayacak ölçüde bir dönemi anlatan en iyi fotoğraflardan biri olduğunu düşünüyorum.

Haberi gecenin ilerleyen saatlerinde sosyal medyada görünce çok ama çok üzüldüm. Yazık dedim içten içe. “Savrulmanın böylesi” sözleri döküldü ağzımdan gayri ihtiyari. Daha önce de söylemiştim bu sözü. Hatta bu başlık altında bir yazı da kaleme almıştım. Gerçekten, savrulmanın böylesi. “Alnı secdeli insandan zarar gelmez” noktasından Kur’an, hadis, fıkıh ve dua kitaplarının terör örgütü suç delili olduğu noktaya. Üstelik devletin resmi haber ajansı kanalı ile kamuya bunu öykünerek gösterme. Buna savrulma denmez de ne denir?

Pekâlâ neden bu kitaplar suç unsuru? İki nedeni var bana göre. İlki tedhiş. Halkta korku uyarmak. İktidarlarını devam ettirmek için ihtiyaç duydukları tek şey bu. Alanım olmadığı için burada bırakıyorum. Özgür ya da “her şeye rağmen” deyip söz söyleme cesaretini gösteren bazı medya platformlarında konunun uzmanları tarafından kaleme alınan nice yazılar okuyorsunuz. Nice konuşmaların yapıldığı programları izliyor ve dinliyorsunuz. Bunu onlara havale edip hatıralardan bir demet sunarak kaleme alacağım ikinci sebebe geçeyim.

İkinci sebep bana göre bu kitapların ortak özelliği. Önce tefsir hadis ve fıkıh kitaplarını söyleyeyim. Tefsir kitabı Merhum Elmalılı’nın 10 ciltlik “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri. Ehlinin malumudur, Elmalılı bunu Cumhuriyetin kurulmasının müteakip Atatürk’ün isteği üzere kaleme almıştır. Dirayet tefsirleri arasında oldukça önemli bir yere sahiptir. Sadeleştiren isimler: İsmail Karaçam-Emin Işık-Nusrettin Bolelli-Abdullah Yücel. İkincisi Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbn Mace ve Nesai’den müteşekkil 6 hadis kitabının Merhum İbrahim Canan tarafından yapılan ve 18 cilt halinde yayınlanan tercüme ve şerhi. Üçüncüsü ise Vehbe Zuhayli’nin Dört Mezhebe Göre İslam fıkhı kitabı. Toplam 10 cilt. tecüme yapan isimler ise şunlar: Dr. Ahmet Efe, Beşir Eryarsoy, H.Fehmi Ulus, Abdurrahim Ural, Doç. Dr.Yunus Vehbi Yavuz, Nurettin Yıldız.

Peki bu kitaplar birer terör örgütü yayını gibi toplatılırken yukarıda saydığım isimlere de dava açılacak mı?

Hatırlayanlarınız vardır, gazeteler tirajlarını artırmak için kupon karşılığı hediyeler verirdi bir zamanlar. Zaman gazetesi de aynı düşüncelerle hediye verme kararı verdi ama o dönemlerim klişe tabiriyle “çatal-bıçak, tencere-tava” yerine insanımızın ilim dağarcığına katkıda bulunmak adına bu kitapları tercih etti. “Anadolu insanı bunları alır, evlerinin raflarına koyar okumaz, israf olur, ayet hadis yazılı kitaplar yerlerde sürünür” itirazlarına “bir kişi bile okusa değer” düşüncesi galip geldi. Te’lif hakkı sahipleri olan yayınevleri ve yazarları ile anlaşıldı. Yeniden dizgi ve tabii ki tashih yapılacaktı. Dizgi öncesi bazı yerlere yazar ve yayınevinin izniyle ilaveler de konulacaktı.

Ben o zamanlar İzmir Aliağa ilçesinde resmi vaizlik görevinde bulunuyordu. ‘Bunu yapar mısın?’ teklifi aldım Zaman Gazetesi idaresinden. Hiç düşünmeden kabul ettim. Dinime hizmet için bunu bir fırsat olarak gördüm. Ne demek? Kur’an tefsiri, altı hadis kitabı ve dört mezhebin hayatın bütününü kapsayan fıkıh görüşlerini bu vesileyle yeniden gözden geçirmiş, unuttuklarımı hatırlamış, bilmediklerimi öğrenmiş olacaktım. Önceleri Aliağa’daki vaaz programıma göre haftada 3-4 gün İstanbul’a gittim geldim. Aliağa’ya geri dönerken yanımda dosya dosya, cilt cilt edit ve tashih edilecek kitap formalarını taşıdım aylarca. Gece gündüz bununla uğraşıyordum. Sürmenaj olacağım diye korktuğum anlar oldu. Git-gel ayrıca zaman israfına neden oluyordu. Diyanet’ten İstanbul’a tayinimi istedim. İstanbul Kadıköy ilçesine tayinim çıktı. Tayindeki amacım işte bu kitapları zamanında baskıya yetiştirebilmekti. Zira 30 gün dediğin göz açıp kapayıncaya kadar geçiyordu ve gazete her ay bir cilt veriyordu. Hatta hadis külliyatı verilirken bir ara her ay iki cilt verdik. İstanbul’da yaşıyor olmama rağmen hem vaizlik hem kitap editi işini yetiştiremedim ve hiç diriğ etmeden, arkama bile bakmadan istifa ettim. Halbuki vaizlikte önemli bir yere gelmiştim.

Bilmem benim bu kitapların suç unsuru olmasındaki sebebi anlattığım bu hatıradan çıkartabildiniz mi? Evet, bu kitapların ortak özelliği Zaman gazetesinin promosyon baskıları olmasıdır. Yoksa başka yayınevlerinin basmış olduğu kitapları hala evlerin kütüphane raflarında, hala yayınevlerinin satış reyonlarında vardır ve onlar suç unsuru değildir.

Yakaran Gönüller diye tercüme edilen “El-Kulubu’d-Dâria” ya gelince. Bu da yine ehlinin malumu Nakşibendi şeyhlerinden Ahmed Ziyaeddin Gümüşhânevî  Hazretlerinin derlemiş olduğu iki bin sayfayı aşkın 3 ciltlik  Mecmuatu’l Ahzab adını verdiği dua mecmuası vardır. Bu dua mecmuası içinde nice büyük tasavvuf büyüğünün candan, içten, gönülden Allah’a yalvarış ve yakarışları vardır. 

Bununla alakalı hatıram ise şu: sanırım 1997 yılıydı, ilk Umre seyahatimden sonra Hocaefendi’yi bir vesile ile ziyarete gittiğimde isim isim dostların selamlarını söyledim. Mekke Medine ile alakalı sorular sordu cevaplar verdim. Bazı hatıralardan söz ettim. Bir ara dedim ki: “Dualar yetmedi Hocam?” Şaşırdı ve ne demek istediğimi sordu. Ben de eldeki dua mecmualarının sadece ibadete odaklanılan o diyarda yeterli gelmediğini söyledim ve ardından şu teklifi yaptım: “Siz her gün Mecmuatu’l Ahzab’ı okuyorsunuz. Belki dua adabına uygun değil, belki sizi bulunduğunuz manevi atmosferden kopartacak ama yanınızda bir kalem bulunsa ve okurken en cami dediğiniz duanın kenarına işaret koysanız, sonra bunları bir cilt halinde yayınlasak. Koyacağınız işaretler yapacağınız tashihlerle kendi kitabınızın tahrif olmasını istemiyorsanız benimkini versem, bundan sonra ondan okusanız ve bu seçme işlemini onun üzerinde yapsanız” dedim.  Hiç düşünmeden kabul etti.

“Yakaran Gönüller” adlı bu dua mecmuasının suç sayılma nedeni de işte bu hatırada gizli. Zira o kitap Gümüşhânevî Hazretlerinin üç ciltlik mecmuasından yapılan seçmelerden oluşuyor. Pekâlâ suç bunun neresinde? Açık değil mi, seçme ve derleme işini yapan kişinin Fethullah Gülen Hocaefendi olmasında.

“Bir İ’caz Hecelemesi” kitabını hiç konuşmaya gerek yok. Fotoğrafa bir daha bakın, kitabın kapağında yazar olarak M. Fethullah Gülen yazıyor. Kitap, Kur’an’ın hem lafzen hem de taşımış olduğu mana ve muhtevanın tarih-üstü özelliklere sahip olması itibariyle mucize oluşunu anlatıyormuş, ne önemi var! Haksız mıyım?

Bitireyim; savrulmanın böylesi de Erdoğan’a ve AKP iktidarına nasipmiş. 

Ne diyelim:”Herkes kendi karakterine göre amel eder.” (İsra/84)

Kaynak:Tr724

 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ