Abdurrahman Dilipak: Herkes Erdoğan ve Bahçeli sonrasını konuşuyor

Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, siyasilerin verdikleri sözleri tutmadığını belirtti ve “Siyaset pazarında hemen herkes Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli sonrasını konuşuyor" dedi.




Dilipak, bugünkü “Hal ve gidiş başlıklı” köşe yazısında “müteahhidliğin, mücahidliğin karşıtı bir kavram haline geldiğini” yazdı ve şu ifadeleri kullandı:


"Bu mallar ve makamlar geldiği gibi gider. Çocuklarına servet değil, yoksulluk bırakacak onlar. Servetlerini bu anlayışla sürdürenlere gelince onlar günah ve kefaretlerini büyütmektedirler. Hal böyle iken ve gidişat bu iken bu olmakta olanlara bir anlam vermek zor.

“Verilen sözler tutulmalı” diyeceğim ama, geç kalındı sanki. Yine de kendi nefislerinin üzerindeki manevi baskıyı azaltmak için “söz verdinizse sözünüzde durmalısınız. Ne bakanlıklarda bir değişiklik oldu ne müşavirliklerde. Ne üst bürokraside. Ne parti teşkilat ve üst yönetiminde. İnsanlar yoruldu. Aynı durum CHP için de sözkonusu. Siyaset pazarında hemen herkes Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli sonrasını konuşuyor. 

Beştepe’de politika kurulları olacaktı, politika kurullarından ses yok. Hani bunlar toplumun nabzını tutacaktı!. Bir sürü kurul var. Sonuç ortada. Kocakarı “minare eğri” diyorsa, Sinan minareyi düzeltir."

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Kabinesi değişikliği konusunda “bir dedikodu dolaştığını” hatırlatan Dilipak, şöyle devam etti: 

"Sınırlı bir değişiklik olacakmış, bazı bakanlar da yer değiştirecekmiş. Geç kalındı, geç! Hem de çok geç. Korkulan şu: Ya gelen gideni aratırsa! Tabanda mutlaka değişmesi gereken isimler var. Onlar değişmezse, diğerlerinin tümü değişse yine halkın beklentisi karşılanmış olmaz. Bütün siyasi partilerin genel başkanları için söylüyorum: Halk eski taahhütler yerine gelmeyince yeni taahhütlere artık itibar etmiyor. Siyaset halk nezdinde “yalan söyleme sanatı”na döndü. Siyasetçi bindiği dalı kesmeye devam ediyor. Siyaset, itibar ve irtifa kaybederken kim kime nasıl itibar kazandırır ve irtifa sağlatabilir ki! Siyasetçi “kendisi himmete muhtaç bir dede” haline geldi. “Nerde ki gayrıya himmet ede”.. Cemaat, Media, STK, Adalet, İlim, hepsinin suyunu çıkardık. Ölü yüzü pudralar gibi, sayılar üzerinden “Tekasür” yapıyoruz. Böyle değil diyorsanız, bunu halkın anladığı dilden, anladığı şekilde anlatacaksınız. Bu medianın dili bu değil. Kendi anlatmak istediğinin dışında bir algıyı ihanetle suçlayan bir akılla bu sorunu çözemeyiz. Siyasetçinin söylediği sözün anlamı, onu dinleyenlerin anladığı kadardır. Onların zihinlerinde şöyle ya da böyle oluşmuş “suali mukadderlere efradına cami ağyarına mani” bir şekilde cevap vermezseniz sorun, sözü dinleyende değil, söyleyendedir."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ