Kızılay HIV'li kan verdi; 550 bin lira tazminata mahkum oldu

Kızılay, HIV’li kan verdiği kadın ve eşine 550 bin lira tazminat ödemeye mahkum edildi.
Kızılay, yanlışlıkla HIV’li kan verdiği kadın ve eşine 550 bin lira tazminat ödemeye mahkum oldu.

Habertürk’ten Hayati Arıgan’ın haberine göre İstanbul’da bir bankada üst düzey yönetici B.Z., 2011’de erken doğumda bebeğini kaybetti.Reklam
Aşırı kanaması olan kadına hastanenin kan merkezinden kan verildi. Beş gün sonra taburcu olan kadına sekiz ay sonra bebeğini kaybettiği hastanenin mikrobiyoloji bölümünden arandı.


B.Z.’ye erken doğumla ilgili bazı testler yapılacağı söylendi. Kadına yapılan testler sonucunda, Kızılay’dan temin edilen kanda HIV virüsü tespit edildiği, bu kanın verildiği kişilerden birisinin de kendisi olduğu açıklandı.

İLİŞKİSİNİ GİZLEMİŞ AMA KIZILAY'DA İNCELEMEMİŞ
HIV’li kanın hastalara verilmesi, Kızılay’a kan bağışında bulunan C.M. adlı erkek bağışçıdan alınan kanın verildiği böbrek hastası 52 yaşındaki pazarlamacı Ahmet Emin Bilgin’in böbrek nakli sonrasında ölümü üzerine ortaya çıktı. Kan verirken eşcinsel ilişkiye girdiğini gizleyen C.M.’nin ikinci bağışında verdiği kanın HIV taşıdığı belirlendi. C.M.’nin bağışladığı kan, İstanbul’da üç ayrı hastanede üç hastaya verildi.

DİĞER İKİ HASTA ÖLDÜ
HIV’li kan alan hastalardan Ahmet Emin Bilgin özel hastanede böbrek naklinden sonra 29 Ağustos 2011’de öldü. Özel bir hastanede kalp yetmezliği tedavisi gören 58 yaşındaki Bağ-Kur emeklisi Abdülaziz U.’ya da by-pass ameliyatı sırasında HIV’li kan verildi. Hasta 2014 Ocak ayında öldü.

İki yıllık evliyken bebeğini kaybeden ve verilen HIV’li kan nedeniyle AIDS’e yakalanan B.Z. ile eşi A.Z., toplumdan izole bir hayat yaşamaya başladı. Kadın geçirdiği ağır tedavi sonrası işini de bırakmak zorunda kaldı. Çift psikolojik danışmanlık hizmeti aldı.

DAVA AÇTILAR
Çift avukatları Mehmet Emin Keleş aracılığıyla 2012’de  Kızılay  aleyhine  İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tazminat davası açtı.

Çocuk sahibi olma, cinsel ilişki, beden bütünlüğü, maddi ve manevi varlıklarını geliştirme haklarının elinden alındığını belirten çiftten B.Z. için 400 bin maddi, 1 milyon lira manevi, eşi A.Z. için ise 100 bin maddi, 500 bin manevi olmak üzere 2 milyon lira tazminat istendi. Çiftin hastalıkla ilgili tüm tedavi giderlerinin de Kızılay’ca karşılanması da talep edildi.

ARKADAŞLARI TERK ETMİŞ
Dava dilekçesinde kan alıp vermekte tekel olan Kızılay’ın verdiği AIDS’li kan ile B.Z.’ye ölümcül bir hastalık bulaştırılarak beden bütünlüğünün ihlal edildiği, yaşam hakkının ihlal edilerek ölüme terk edildiği yer aldı. Kadının eşi ise ciddi hayati risk altına sokulduğu belirtildi.

Çiftin her gün ölüm acısını ve ölüm bekleyişini yaşadıkları belirtilen dilekçede, genç çiftin hayatları boyunca cinsel ilişkiye giremeyecekleri, çocuk sahibi olamayacakları ifade edildi. Çiftin, yakınları ve arkadaşlarının etraflarından bir bir uzaklaştığı, hayatta yalnız kaldıkları anlatıldı.

BEBEĞİMİ ÖPEMİYORUM
Cinsel hayatları biten çift dava devam ederken doktor kontrolünde tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi oldu. Bebeklerine HIV bulaştırma tedirginliği içinde yaşayan B.Z. dilekçesinde“Neslimizin devam etmesi tehdit altındadır. Anne olarak bebeğimi öpemiyor, koklayamıyor ve emziremiyorum” dedi.

Gelişmiş ülkelerde kan bankacılığında donör kanı taramalarında NAT -HVRNA testlerinin zorunlu olduğunun belirtildiği dilekçede HIV’in pencere döneminde dahi oldukça düşük düzeyde bile olsa bu testlerle saptanabileceği belirtildi.

Kan bağışında bu yöntemleri kullanmayan Kızılay’ın kusur, ihmal ve özensizlik olduğunun belirtildiği dilekçede devletin de kan ürünleri konusunda sorumluluğunun bulunduğu yer aldı.

TAZMİNAT ÇIKTI
Mahkeme çiftin istediğini maddi tazminatları reddederek Kızılay’ın B.Z. için 400 bin lira eşi içinse 150 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti.

Kızılay ise kusurunun ve ihmalinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istedi.

Kızılay son teknolojik imkânları kullanmasına rağmen kandaki virüsün pencere dönemi olarak tabir edilen kuluçka aşamasında tespitinin mümkün olmadığını, bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürdü.

Kızılay kadının eşinin ise manevi tazminat isteyemeyeceğini belirterek hukuk sistemimizin yansıma yoluyla manevi tazminata imkân vermediğini ileri sürdü.

 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SAĞLIK HABERLERİ