Prestijli tıp dergisi Lancet’te yayımlanan kapsamlı bir araştırma, hamilelik sırasında parasetamol etken maddeli ateş düşürücü kullanımının çocuklarda otizm veya zihinsel engellilik riskini artırmadığı kanıtladı.
Dünya genelinde hamile kadınlara ağrı ve ateş durumunda önerilen ilk ilaç olan parasetamol hakkında bir süredir devam eden tartışmalar, ABD’de Donald Trump yönetiminin iddialarına dayanıyor.
Trump’ın eylül ayında “bu ağrı kesicilerin otizme neden olduğu” iddiaları ortaya atması tıp dünyasında büyük tepki çekmişti.
‘En kapsamlı ve titiz analiz’
Londra Şehir St George’s Üniversitesi’nden Prof. Asma Khalil liderliğindeki yedi kişilik uzman ekip tarafından yürütülen son çalışma ise iddiaların doğru olmadığını teyit ediyor.
Çalışmada bugüne kadar yapılmış 43 farklı araştırma mercek altına alındı. Analiz kapsamında otizm açısından 262 bin 852, DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) açısından 335 bin 255 ve zihinsel engellilik açısından 406 bin 681 çocuğun verileri incelendi.
Bunun sonucunda araştırmacılar anne karnında parasetamol maruziyeti ile çocuktaki nörogelişimsel bozukluklar arasında hiçbir bağlantı bulamadı.
Uzmanlar, önceki çalışmalarda gözlemlenen olası korelasyonların ilaçtan değil, ailevi ve genetik faktörlerden kaynaklandığını vurguladı.
Parasetamol ve otizm iddiaları nereden çıktı?
Parasetamol ile otizm arasında bağlantı olabileceği iddiası ilk kez 2000’li yılların ortasında ortaya atıldı. 2008’de Autism dergisinde yayımlanan küçük bir gözlemsel çalışma, çocukluk çağı aşılarından sonra ateş düşürücü olarak asetaminofen verilen çocuklarda otizm tanısının daha sık görüldüğünü öne sürmüştü. Bu çalışma büyük yankı uyandırdı ama metodolojik sorunları nedeniyle bilim camiasında güvenilir bulunmadı.
Çalışmada 83 çocukla anket yapılmıştı. Çocukların karma aşıdan sonra parasetamol ya da ibuprofen kullanıp kullanmadığına bakılmıştı. Aşı sonrası parasetamol alan çocuklarda otizm oranının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştı.
Ancak bu tür çalışmalar bilim dünyasında yeterince güvenilir bulunmuyor. Zira güvenilir bir bilimsel çalışmanın, kanıtlara dayalı, sistematik ve tekrarlanabilir olması gerekiyor.
Örneğin, katılımcıların deney ve kontrol olmak üzere iki gruba (rastgele) ayrılması, bir gruba deneyin konusu olan ilacın verilmesi ve diğer gruba plasebo (boş ilaç) verilmesi gerekiyor. Katılımcıların kendisi ise hangi grupta olduklarından haberdar olmuyor. Daha sonra katılımcıların yeterli süreler boyunca gözlemlenmesi ve iki grubun karşılaştırılması, elde edilen bulgular arasında da neden sonuç ilişkisi kurulması gerekli.
Deney boyunca anketler, laboratuvar testleri, klinik muayene vb. yöntemler de uygulanabilir.
Ayrıca katılımcı grupların da yeterli büyüklükte olması gerekiyor. Örneğin 50 kişi değil, 10 bin kişi ile yapılan bir kohort çalışması çok daha güvenilir kabul ediliyor.
Parasetamol ve otizm arasında ilişki olabileceğini iddia eden az sayıdaki çalışma iki durum arasında neden-sonuç ilişkisi kuramadığı gibi, bilimsel çalışmalarda altın standart kabul edilen bu kriterler de karşılanamadı.
‘Ateş tedavi edilmezse anne ve bebek için daha riskli’
Prof. Asma Khalil, Guardian’a yaptığı açıklamada “Mesajımız açık: Parasetamol, yönergelere uygun şekilde alındığında hamilelikte güvenli bir seçenek olmaya devam ediyor,” dedi.
“Şiddetli ağrı veya ateşi tedavi etmemek, hem anne hem de bebek için çok daha büyük riskler (özellikle tedavi edilmeyen yüksek ateş) doğurabilir.”
İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting de araştırmayı memnuniyetle karşılayarak, kadınlara “Trump’ın tıpla ilgili sözlerine kulak asmama” çağrısında bulundu.





















