Aktifhaber
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM
No Result
View All Result
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM
No Result
View All Result
Aktifhaber
No Result
View All Result

Tutuklu yargı üyelerine işkencenin sembolü: Keskin Cezaevi

by aktifhabercom
September 14, 2020
Tutuklu yargı üyelerine işkencenin sembolü: Keskin Cezaevi
5k
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Bu Haberlerdeİlginizi Çekebilir

İhlas yoksa uhuvvet yok

İhlas yoksa uhuvvet yok

January 29, 2026
5.1k
Bir hafıza kırımı ve soygunun anatomisi: Türkiye laboratuvarında şok doktrini 

Bir hafıza kırımı ve soygunun anatomisi: Türkiye laboratuvarında şok doktrini 

January 28, 2026
5.1k

“Soruşturma savcısı olayın üstünü kapatmak için soruşturma açıyor, var olan delilleri görmezden geliyor, toplanması gerekli diğer delilleri toplamıyor ve takipsizlik kararı vererek bir Yargıtay üyesine yapılan işkencenin üstünü, şimdilik, kapatıyor”


İhraç hakim Nevin Yıldırım, “Yargıtay üyelerinin toplu tutuklanmalarındaki hukuksuzluk eşiğini çoktan geçtik, yüksek yargı mensuplarına cezaevinde yapılan işkenceyi konuşuyoruz artık!” tespitini, tutuklu eski yargıtay üyesi Hüsamettin Uğur’a, Keskin Cezaevi’nde yapılan insanlık dışı muamele üzerine yapıyor. Yıldırım, Tr724’teki yazısında skandal olayı aktarmakla kalmıyor, cezaevi savcısı tarafından kapatılan dosyanın gelecekte doğuracağı hukuki sonuçlara da dikkat çekiyor.

Türkiye’nin sonunun nereye ulaşacağı belli olmayan inişli çıkışlı hukuk yolculuğunda, şu an bir başka iniş bölümündeyiz. 


27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 müdahalelerini takip eden dönemler bu hukuk yolculuğunun keskin iniş dönemleri oldu. Her bir dönemin kendine özgü ayrı bir karakteri olmakla birlikte, bu dönemler göstermelik yargılamalar, talimatla verilen kararlar, fişlemeler, işkenceler, kötü muameleler ile anılmaktadır. Yassıada, Ziverbey Köşkü ve Diyarbakır Askeri Cezaevi denildiğinde bir yer isminden çok, bu hukuksuzluklar akla gelmektedir.

İçinde bulunduğumuz dönem ise, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrası dönem. İşkence ve kötü muameleler, fişlemeler, tutuklamalar, adam kaçırmalar, KHK’lar, kayyumlar, pasaport iptalleri bu dönemin sembol kavramları. 

15 Temmuz sonrası dönemin sembollerinden biri de, Keskin Cezaevi. 2017 yılında bitirilmesi planlanan ve 102 tek kişilik hücreye sahip olan T tipi cezaevi, 15 Temmuz sonrasında alelacele açıldı. Henüz inşaatı dahi tam bitmeyen cezaevine, görevlerinden alınan yaklaşık 100 kadar Yargıtay ve Danıştay üyesi nakledilince, bu acelenin nedeni anlaşıldı. Tüm yüksek hâkimler tek kişilik hücrelere konuldu. Yargıtay üyesi Ali Alçık, kaldığı hücrenin resmini çizerek mektupla ailesine göndermişti hatırlarsanız.

Özel amaçlarla hızla açılan bu cezaevine, bakanlık tarafından “özel”, yeni personel atandı. Tutuklulara hitap ederken bağırıp çağırmalar, “Biz sayıma geldiğimizde saygı duruşuna geçeceksiniz” sözleriyle oluşturulan psikolojik baskılar, yeterince havalandırmaya çıkarmama, yeterli miktarda sıcak suyun verilmemesi, kitap verilmemesi, soğukta kaloriferlerin yakılmaması, kalitesiz yemekler ve avukat ziyaretleri dahil ziyaretlerde zorluklar çıkarma gibi yöntemler bu cezaevi için “özel” olarak seçilen personelin bazı eylemleri.

Bu “özel” personelin tüm baskılarına rağmen hala sindiremediklerini düşündükleri yüksek yargı mensuplarına işkence ve kötü muamelede bulundukları, Yargıtay üyesi Hüsamettin Uğur’a yapılanların kızı Nalan Dilara Uğur tarafından sosyal medya hesabından kamuoyuna duyurulmasıyla ortaya çıktı.

İddiaya göre, 17 Şubat 2020 günü Uğur, hücresinden alınarak dört infaz koruma memuru ve 1 baş memurun bulunduğu kamerasız bir odaya götürülüyor vee bir saat boyunca dövülüyor. Daha sonra da, “buradan cesedin çıkacak” diye tehdit edilerek bırakılıyor. Memurlar, haklarındaki olası soruşturmayı engellemek için, bir kurgu yapıyorlar ve kendilerinin Uğur’a değil Uğur’un kendilerine saldırdığını iddia ederek, içlerinden bir memurun vücudunda darp, cebir izi bulunduğuna dair rapor aldırıyorlar. Doktor 17 Şubat’ta, Uğur’un iddialarını rapora geçirmeksizin, darp, cebir izinin olmadığına dair rapor veriyor. 18 Şubat’ta ise yeniden yapılan muayene sonucunda düzenlenen adli raporda, darp, cebir izi tespit edildiği belirtiliyor. 

İddia çok vahim: Cezaevinde işkence yapıyorlar! 

Mağdurun bir Yargıtay üyesi olması ise vahametin boyutunu daha da artırıyor. Yargıtay üyelerinin toplu tutuklanmalarındaki hukuksuzluk eşiğini çoktan geçtik, yüksek yargı mensuplarına cezaevinde yapılan işkenceyi konuşuyoruz artık!

Uğur’un yazdığı birçok dilekçe ilgililere ulaştırılmıyor. Bu engellemelere rağmen konu cezaevi savcısına, soruşturma savcısına, Adalet Bakanlığına iletiliyor.

Cezaevi savcısı Uğur’la görüşmeyi dahi kabul etmiyor. Cezaevinde bir işkence iddiası olacak, cezaevi savcısı iddialardan haberdar olacak ve derhal harekete geçip, mağduru dinleyip, kamera kayıtları, doktor raporları ve tanık beyanlarını tespit edip, adli ve idari yönden gereğini yerine getirmesi gerekirken mağduru dinlemeye dahi tenezzül etmeyecek.

Öyleyse, cezaevi savcısı niye var? 

Soruşturma savcısı ise adeta olayı kapatmak için soruşturma açıyor. Ceza Muhakemesi Kanunu der ki, bir savcı “suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturacak delil varsa” dava açmak zorundadır. Ama savcı, takipsizlik veriyor! 

Öncelikle, tarafsız bir savcı için, eski bir Yargıtay üyesi olan mağdurun beyanı dahi başlı başına böyle bir davanın açılması için yeterli şüphe oluşturur; oluşturmak zorundadır. Ceza mahkemelerinde sadece mağdur beyanları ile sanıkların ağır cezalar aldığı binlerce dosya vardır. Değerlendirmeyi yapacak olan mahkemedir. 

Ayrıca, Uğur’un iddialarında yer verdiği tanık beyanlarına takipsizlik kararında değinilmiyor. Tanık beyanları Uğur’un iddialarını desteklediği için mi? Yoksa, tanık beyanları hiç dosyaya alınmadı mı?

Savcının doktor raporları hakkında, kendisini mahkemenin yerine koyarak, delil değerlendirmesine girmesi ise tam bir hukuk skandalı!

Olay günü olan 17 Şubat’ta düzenlenen doktor raporunda, darp cebir izine rastlanmadığı yazılıyor. Uğur’un şikayetleri ise, delillendirme için zorunlu olmasına rağmen, doktor tarafından rapora yazılmıyor. Darp cebir izleri, olayın ilk anında yeterli inceleme yapmamış olan doktor tarafından fark edilmemiş olabilir. Bir gün sonraki raporda ise, darp cebir izinin olduğu belirtiliyor. 

İkinci gün alınan doktor raporu gösteriyor ki, Uğur’un iddiaları gerçek. En azından, iddiaların gerçekliğine dair ciddi bir delil var. Mağdurun beyanını destekleyen doktor raporuna rağmen, işkence gibi ağır bir iddiada takipsizlik kararıyla dosyanın kapatılması, savcının soruşturmayı kapatmaya odaklanmış “çok özel” gayretini açıkça ortaya koyuyor. 

Kısacası, soruşturma savcısı olayın üstünü kapatmak için soruşturma açıyor, var olan delilleri görmezden geliyor, toplanması gerekli diğer delilleri toplamıyor ve takipsizlik kararı vererek bir Yargıtay üyesine bir cezaevinde yapılan işkencenin üstünü, şimdilik, kapatıyor. 

Uğur’a yönelik işkence iddialarına karşı Adalet Bakanlığı’nın tavrı ise, ülkede geçerli rejimin ne olduğunu ortaya koyacak nitelikte. Normal bir zamanda Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, böyle bir iddia üzerine hemen işlem başlatır; olayın sorumlusu olan cezaevi personelini o cezaevinden uzaklaştırırdı ya da tutuklu ve hükümlüyü başka bir cezaevine naklederdi. Kamuoyunu da bilgilendirirdi.

Özellikle sosyal medya yoluyla kamuoyu gündemine gelen “bir Yargıtay üyesine cezaevinde işkence yapıldığı” iddiasına karşı bir cümlelik dahi açıklama yapılmadı. Medya ve yargının iktidara bağlı, muhalefetin etkisiz olduğu bir ortamda kendisini hesap sorulamaz kudrette gören bir anlayış var. Temel hak ve özgürlükleri yok sayan, hukukun üstünlüğünü umursamayan, işkenceyi teşvik eden otoriter bir anlayış bu.

Olaylardan sonra ısrarla başka bir cezaevine nakledilmesini talep etmesine rağmen, Uğur’u işkencecileriyle aynı cezaevinde tutmaktaki ısrarın nedeni ne?

İşkence zamanaşımına uğramayan bir suçtur. Her şey kayıt altında. Uğur’a yönelik işkence eylemlerini gerçekleştirenler, engellemeyenler, soruşturmayanlar hep birlikte sorumludurlar. Bu kapsamda, olayı gerçekleştiren infaz koruma memurları, baş memurları, iç güvenlikten sorumlu ikinci müdür, kurum müdürü, cezaevi savcısı, soruşturma savcısı, başsavcı, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün olayla ilgili sıralı amirleri, Adalet Bakanı ve ilgili yardımcısı böyle bir soruşturmada isimleri “şüpheli” olarak yazılacak kişilerdir.

Yargıtay ve Danıştay üyelerinin tutuklanması, Keskin Cezaevinde tek kişilik hücrelerde 4 yıldan daha uzun bir süre tutulması iktidarın doğrudan doğruya yargıya, dolaylı olarak da topluma verdiği bir gözdağı mesajı olduğu gibi, Uğur’a yönelik işkence de bir gözdağı mesajıdır. 

Yargıtay’ın eski bir üyesine yönelik işkence iddialarına karşı sessiz kalması bu mesajın alındığının göstergesi olarak yorumlanabilir. 

Özetle, Keskin Cezaevi, sadece Yargıtay üyesi Hüsamettin Uğur’un 4 yıldan beri hücrede kaldığı ve işkence gördüğü bir cezaevi değildir. Keskin Cezaevi, topyekûn bir yargının hücreye konulduğu ve işkence edildiği bir cezaevidir.

ShareTweet
Previous Post

Tarık Toros yazdı: Karşı devrim mi planlanıyor?

Next Post

Demirtaş: HDP dışında herhangi bir arayışta adımın geçmesi beni üzer

İLGİLİHABERLER

İhlas yoksa uhuvvet yok
ANALİZ

İhlas yoksa uhuvvet yok

January 29, 2026
5.1k
Bir hafıza kırımı ve soygunun anatomisi: Türkiye laboratuvarında şok doktrini 
ANALİZ

Bir hafıza kırımı ve soygunun anatomisi: Türkiye laboratuvarında şok doktrini 

January 28, 2026
5.1k
Duyudan bilince: Anlatının krizi ve insanın tekâmülü
ANALİZ

Duyudan bilince: Anlatının krizi ve insanın tekâmülü

January 28, 2026
5k
Sessizlikte kaybolanlara Kur’ân’dan bir yol: Duhâ, İnşirâh ve Kevser
ANALİZ

Sessizlikte kaybolanlara Kur’ân’dan bir yol: Duhâ, İnşirâh ve Kevser

January 26, 2026
5.1k
Güvenle yaşanabilecek bir dünya kurma hayali
ANALİZ

Güvenle yaşanabilecek bir dünya kurma hayali

January 26, 2026
5k
Batanları sevmek
ANALİZ

Batanları sevmek

January 21, 2026
5k
Daha Fazla Haber
Kante’nin Fenerbahçe kararı istifa getirebilir

Kante’nin Fenerbahçe kararı istifa getirebilir

January 30, 2026
5.2k
Babasını öldüresiye dövdü, görüntüleri amcasına yolladı

Babasını öldüresiye dövdü, görüntüleri amcasına yolladı

January 30, 2026
5.2k
Trump resmen açıkladı: Adı bile piyasaları yakıp yıkmıştı

Trump resmen açıkladı: Adı bile piyasaları yakıp yıkmıştı

January 30, 2026
5.1k
Robin van Persie’nin yaşadığı büyük acı: Oğlunu oyuna aldı gözyaşlarıyla çıkardı

Robin van Persie’nin yaşadığı büyük acı: Oğlunu oyuna aldı gözyaşlarıyla çıkardı

January 30, 2026
5.1k
TAV’ın patronu Mustafa Sani Şener’e Fransa’da kelepçe

TAV’ın patronu Mustafa Sani Şener’e Fransa’da kelepçe

January 30, 2026
5.1k
Merve Taşkın hakkında yakalama kararı

Merve Taşkın hakkında yakalama kararı

January 30, 2026
5.1k
Kriptoda hayal kırıklığı: Bitcoin, 10 haftanın dibini gördü

Kriptoda hayal kırıklığı: Bitcoin, 10 haftanın dibini gördü

January 30, 2026
5k
İş bırakma BİM’e de taşındı: Migros depo işçilerinin eylemleri sürüyor

İş bırakma BİM’e de taşındı: Migros depo işçilerinin eylemleri sürüyor

January 30, 2026
5.1k
Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını iptal eden İstanbul Üniversitesi uluslararası incelemeye alındı

Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını iptal eden İstanbul Üniversitesi uluslararası incelemeye alındı

January 30, 2026
5.1k
Fenerbahçe’nin Avrupa Ligi play-off rakibi belli oldu

Fenerbahçe’nin Avrupa Ligi play-off rakibi belli oldu

January 30, 2026
5.1k
‘Parayı öde veya hapse gir’ dediler: Hesabına yatan serveti harcayan adamı hapis yatmak bile kurtaramadı

‘Parayı öde veya hapse gir’ dediler: Hesabına yatan serveti harcayan adamı hapis yatmak bile kurtaramadı

January 30, 2026
5.1k
Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi play-off rakibi belli oldu

Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi play-off rakibi belli oldu

January 30, 2026
5.1k
Özgür Özel’in “Bir buçuk televizyonumuz var” sözlerine Sözcü’den yanıt: Hiçbir siyasi partiden para, sponsorluk almamaktayız

Özgür Özel’in “Bir buçuk televizyonumuz var” sözlerine Sözcü’den yanıt: Hiçbir siyasi partiden para, sponsorluk almamaktayız

January 30, 2026
5k
AKP’ye geçti, Erdoğan’ı taklit etmeye yetişemedi

AKP’ye geçti, Erdoğan’ı taklit etmeye yetişemedi

January 30, 2026
5.1k
Yasa dışı bahis soruşturması: Veysel Şahin’in tüm mal varlığına el konuldu

Yasa dışı bahis soruşturması: Veysel Şahin’in tüm mal varlığına el konuldu

January 30, 2026
5.1k
Aktifhaber

© 2022 - - Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. İzin alınmadan kopyalanamaz.J.

MENU

  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER

BİZİ TAKİP EDİN

No Result
View All Result
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM

© 2022 - - Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. İzin alınmadan kopyalanamaz.J.