'AKP, CHP'nin 2015'teki ekonomik programını taklit ediyor'

24 Haziran seçimlerine koşar adımla gidilen şu günlerde, AKP de seçim yatırımı olarak çok sayıda ekonomik paket açıkladı.


Bu paketlerin gerçekliği, Hazine'ye yükü, seçim sonrası halkın omuzlarına ekleyeceği ekstra ağırlık gibi konular şimdilik uykuya yatırılmış görünüyor. 

Ancak seçim sarhoşluğu geçip de, acı ilaçların tüm ülkeye içirilme zamanı geldiğinde bugünkü uyarılar çok daha fazla anlam kazanacağa benziyor.


CHP İzmir Milletvekili ve ekonomist Selin Sayek Böke de, açıklanan ekonomik paketlerin çözüm odaklı girişimler olmadığına ve vatandaşın derdine çare olma niyeti ile gündeme getirilmediklerine dikkat çekiyor. 

Böke, paketlerin toplumun ekonomik sorunlarına çare olmayacağı gibi, CHP'nin 2015 seçimleri öncesinde açıkladığı ekonomik programın da kötü bir taklidi olduğunu savunuyor.

Paketlerin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın daha fazla oy devşirme stratejisinin bir parçası olduğuna değinen Böke, ekonomik vaatlerin aynı zamanda sürdürülebilir olmadıklarına da işaret ediyor. 

Birgün için kaleme aldığı yazıda Böke, AKP'nin tek adam rejimini sürdürme fırsatına çevirmek istediği 24 Haziran seçimleri öncesinde, ekonomik vaatlerle birlikte atılan her adımın bu amaca matuf olduğunu belirtiyor. 

AKP'nin, bir telaş içinde olduğunu ve bunun ittifak yasasında aleni biçimde görüldüğüne işaret eden Böke, yazısını şöyle sürdürüyor:

"Artık kendi yapısal sınırlarına geldiklerinden, iktidara tutunmak için yancılara ihtiyaç duydukları için çıkarttılar yasayı. Demokratik bir sandıktan iktidar olarak çıkabilme ihtimallerinin zayıflığını gördükleri için telaşlılar. O yüzden de seçimin adil ve güvenli olmasının önünde engel oluşturacak her tür adımı yasalaştırmaya çekinmediler. Sandıkları mobil hale getiren, sandık başlarını güvensizleştiren, sandık çevrelerini partizanca atanan kamu görevlilerinin himayesine terk eden, mühürsüz oyları yasallaştıran ittifak yasası işte bu telaşın bir sonucu olarak ortaya çıktı."

AKP'nin açıkladı ekonomik paketlerin, CHP’nin 2015 seçimlerinde beyan ettiği ekonomik programın ancak kötü bir kopyası olduğunu savunan Böke, programın bütününün uygulanmasının ancak emek yanlısı bir bakış açısıyla mümkün olduğunu, AKP'nin ise, emek karşıtı ranttan yana bir sınıfsal tercih üzerinde yükseldiğini kaydediyor. 

Böke, iki program arasında şu kıyası yapıyor:

"O bütünü uygulayabilmek üretken güçlerden, kurallara uyan, istihdam yaratan, primini ve vergisini ödeyenlerin gücü üzerine kurulan halkçı ve dürüst bir siyaseti gerektiriyor. Oysa Saray rejimi vergisini ödeyeni cezalandıran, vergi aflarını rantçı düzenin yandaş şirketlerine hak gören, vergiyi bir siyasi araç olarak kullanan bir anlayışla kendini var ediyor.

O bütünü uygulayabilmek hak temelli bir sosyal devleti kuracak özgürlük, eşitlik, laiklik değerleri üzerinde büyüyen bir siyaseti gerektiriyor. Oysa Saray rejimi toplumu tek tipleştiren siyasal İslam’la neoliberalizmin birlikteliği üzerine kurduğu otoriter devlet kapitalizminde liyakatle değil sadakatle işleyen bir anlayışla kendini var ediyor.

O bütünü uygulayabilmek talep temelli politikaları oluşturabilecek sosyal politikaların ve kamu harcamalarının üretim reformu ile birleştirilmesini, kaynağını yaratan arz temelli politikalarla tamamlayıcı şekilde uygulanmasını gerektiriyor. Oysa Saray rejimi Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu üretimde dönüşümün gerektirdiği reformları yapmaktan yıllardır kendi tercihi ile sakınmış, var olan kurumları satıp, har vurup harman savurarak ülkenin kapasitesini yok eden bir neoliberal anlayışın ta kendisi. Ve biliyoruz ki üretim kapasitesini arttıracak reformlarla tamamlanmadığı takdirde bu tarz harcama temelli seçim vaatleri enflasyona yol açar, artan vergi ve zamlar olarak halkın omzuna seçim sonrası yüklenir.

Yarım yamalak taklit edilmiş olan CHP’nin 2015 ekonomi programı işte bu bütüncül anlayışa sahipti, Türkiye’nin aydınlık yarınları için bugün de aynı bütüncüllüğe ihtiyaç var. Bu bütüncül çerçeve ile sağlanacak dönüşüm kapsamlı bir siyasi çerçevenin ve yeni bir sınıfsal tercihin yanı sıra, bunlar ışığında şekillenecek yeni bir halkçı ekonomi programından oluşacaktır. Bu halkçı ekonomi, eşitliği gözeten emekten yana bir düzeni güvence altına alacak sosyal devletle, borçla değil üretimle zenginleşmeye imkân verecek ve aynı zamanda çağın gerekleriyle uyumlu, ucuz işgücüyle değil nitelikli üretimi ile rekabet eden bir ekonomi çerçevesiyle kurulacak. Bu halkçı ekonomi, verimliliği arttıran bir üretim reformuyla, cumhuriyetin ve demokrasinin temeli olan kurumları yeniden ayağa kaldıran bir anlayışı birleştirerek kurulacak. Bugün için yarınları feda etmeyen, gelecek için, sürdürülebilir kalkınma için çevreyi ve doğayı gözeten kapsayıcı bir kalkınma anlayışı bu halkçı ekonominin vazgeçilmez temeli olacak."





Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ