Acun'un çok kritik rolü

O bir "afyon" ama İslamcı kitleler için değil, CHP'liler için bir afyon..
Din ve İslamcılık üzerine derin çalışmalar yapan Tayfun Altay, bugünkü yazısında Acun Ilıcalı'nın "afyon" özelliği üzerinde durdu. Altay'a göre Gezi sürecinde popüler kültür figürlerinin etkinliği ile kitlelerin hareket ettirilebildiğini gören AKP, popüler kültürü yok edemeyeceğini anlayınca Acun Ilıcalı üzerinden bu kitleyi fethetti. 

İşte Altay'a göre Acun Ilıcalı'nın AKP için çok kritik fonksiyonunu anlattığı yazısı:



Tam da Survivor ve Acun Ilıcalı üzerinden dinbaz-totaliter siyaset erbabının popüler kültürle ilişkisini masaya yatıracaktım ki Acun’un “kankası” Rıdvan Dilmen’le başlayan “Referandum’da Evet” kampanyası, kurmaya çalıştığım tartışma sofrasının tuzu-biberi oldu.

Rıdvan, “Federasyon Başkanlığı”na yönelik hesaplarıyla da ilintili şekilde sahaya sürdü “Evet” topunu ve hemen Arda Turan’a aktardı. O da topu demarke vaziyetteki Burak Yılmaz’a indirdi! Oradan top, artık bir Acun Ilıcalı "yapıntısı" saymanın pek yanlış olmayacağı Murat Boz’a plase edilmiş görünüyor.

Melik Gökçek hiç vakit kaybetmeden, yaşına-başına da bakmadan inmiş sahaya ve hemen hakemle oynamaya başlayıp Ahmet Çakar’a seğirtmiş! Hakemlik mazisini karikatür bir şovmenliğe katık ettiği bilinen Ahmet Hoca’mız da tam bir “çakar çakmaz çakan çakmak” edasıyla “Evet” düdüğü çalarak Fatih Terim’i oyuna davet etmeye çalışıyor!..

Bakalım gerisi nasıl gelecek? Henüz Acun Ilıcalı’dan ses yok. Kampanyaya katıldığına dair basında not düşenler olduysa da bu tam olarak netleşmiş görünmüyor. Ona “Evet” topu atmışlar, ama henüz "oyun"a girmemiş gibi…

Gerçi bu, o kadar önemli değil. Acun, kuvvetle muhtemel ki yakın dostluk ve kişisel muhabbet içinde olduğu Tayyip Erdoğan’ı kırmayarak “Evet”çi kampta yer alacaktır.***Bunlar aslında en genel çerçevede AKP için hanidir başat sorun teşkil eden popüler kültürü “soğurma” mücadelesinde bir yeni aşamanın işaretleridir.

AKP, özellikle Gezi olaylarından bu yana kendisi açısından “fethedilememiş bir kale” olan popüler kültür alanında bir dolu yıldız isim aracılığıyla çalışma yürütüyor, operasyonlarda bulunuyor. Yukarıda zikredilenler, bunların başında gelenler…

Ama bana sorarsanız en tepeye gerek konumu, gerek kapasitesi, gerekse potansiyeli itibarıyla Acun Ilıcalı’yı yerleştirmek gerekir.

Çünkü Acun, bugün spordan müziğe kadar tüm bileşenleriyle birlikte Türkiye’de popüler kültürün şahikasıdır.

Ve buna bağlı olarak, dinbazlığın “yeni-normal” olarak topluma dayatıldığı AKP Türkiye’sinde Acun’un çok hayatî önemi vardır.***Acun, AKP patentli “Yeni Türkiye”nin laik/seküler bir yaşam çizgisinden tümüyle kopmadığı algısını özellikle sade vatandaş nezdinde besleyen bir aktör ve de faktör…

Daha önce defalarca değindik; popüler kültür, doğası gereği sekülerdir.

O yüzden “seküler bir yaşam çığlığı” olarak AKP’ye karşı patlayan Gezi olaylarında başı çeken unsurlardan biri, popüler kültür dünyası ve onun içinden figürlerdi.

AKP iktidarı, o süreçte popüler kültür karşısındaki zafiyetini fark etti. Ama popüler kültürü yok edemeyeceği için de fethetmek zorundaydı.

Bu süreçte, yukarıda vurguladığımız üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan ile derin bir kişisel muhabbet içinde olduğu bilinen Acun Ilıcalı’nın farklı iki dünya arasında “arabulucu” rol üstlenmekte olduğunu ileri sürmek çok yanlış olmaz.

TV 8’in, “O Ses Türkiye”nin, Survivor’un bu memlekette hâlihazırda en önemli işlevi bu diye düşünmek de mümkün.

Denilebilir ki Acun, popüler kültür alanına bu iktidarın bayrağını dikecek bir “Ulubatlı Hasan”dır.***Malûm, laiklik “Yeni Türkiye”de artık bir norm olmaktan çıktı.

Yok oldu denemez, ama kıyıya itildi ve marjinalleştirildi.

Acun Ilıcalı, memleket havasına hâkim dinbaz-totaliter politik iklimde hâlâ bu ülkede seküler bir hayat tarzını sürdürerek yaşamak isteyenler açısından bir teselli, bir sığınak, bir “vaha” işlevi de taşıyor.

Evet, laiklik bağlamında o, “halkın afyonu”dur!..
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ