Analiz / İsmail S. Gülümser
Değer merkezli yaşantıya dayalı modeller, en zor koşullarda bile köklü toplumsal değişime neden oluyor.
Batı dünyasında birçok düşünür, İslam’ın insanlığa sunduğu değerlerin önemine dikkat çekmekte ve bu değerlerin sosyolojik açıdan dönüştürücü etkisinin olduğunu vurgulamaktadır. Semavi dinlerin sunduğu ilkelerin karşılaştırmalı analizler neticesinde uygulanmasının, günümüz toplumlarında pek çok soruna çözüm olabileceği görüşü yaygınlık kazanmaktadır. Hz. Muhammed’in (SAV) yaşam pratikleri, bu dönüşümün en somut ve etkili örneğini teşkil etmektedir.
Örnekliğe dayalı davranış değişimi
İslam Peygamberi’nin (SAV) mesajlarının etkili olmasının temelinde, ilahi prensipleri şahsında uygulaması yatmaktadır. O, toplumun ıslahı için emek sarf edenlerden fedakârlık bekledi, ancak bu özveriyi önce kendisi hayatında yaşayarak gösterdi. İnsanlığı karanlıktan kurtarmak üzere yapılan çalışmalarda mallarının bir bölümünü bağışlamalarını istedi, kendisi de Hz. Hatice’den kalan malları bu yolda harcadı.
Çevresinden, Yüce Yaratıcı ’ya yönelip büyük bir kulluk şuuru içinde ibadet etmelerini beklerken, kendisi de gece sabahlara kadar ibadet ederek bunu yaşamına yansıttı. Mekkeli müşrikler, yıldırmak için uzun bir süre bölgeye gıda girişini engelleyerek tecrit uyguladı. Varlıklı insanlar bile bazen yiyecek bulmakta zorlandı, günlerce geceyi aç geçirmek zorunda kalanlar oldu. Yiyecek bir lokma almak için gelenler, onun da açlığını bastırmak için karnına taş bağladığını görünce yaşananlara hep birlikte direnmek gerektiğini öğrendi.
O, üstlendiği sorumluluktan dolayı başına gelen bela ve musibetlerin hepsine dayandı ve çevresine de bu anlayışı kazandırdı. Katlandığı sıkıntılar her geçen gün arttığı halde, Yüce Yaratıcı’ya karşı şikâyeti aklından geçirmedi, sabır ve metanet içinde problemlere dar imkanlarla çözüm aradı. Kendi beldesinde hayatı zindan edenlere boyun eğmedi, civarda sığınacak yeni yer arayarak zorlukların üstesinden gelmeyi denedi.
Bunaltıcı atmosferden hicretle çıkış yolu arandı
Gittiği her yere ulaşan Mekkeliler, hayatını insanlığa adamış bu yüce kameti durdurmak için karalama kampanyası yürüttü. Tesirini kırmak için onun aile bireyleri arasına nifak tohumu ektiğini iddia ettiler, onu Taif’te taşlatarak her yeri kan içinde geri dönmek zorunda bıraktılar. İçeride bunalanları Habeşistan-Medine gibi insana saygının olduğu beldelere gönderdi. Kendisi de bir süre sonra büyük bir gizlilik içinde Medine’ye hicret ederek tasavvur ettiği toplumsal modeli orada hayata geçirdi.
Etki alanının genişlediğini gören Mekkeliler, onu orada da rahat bırakmadı, ordular düzenleyip üzerine saldırdılar. Hayatını şefkat üzerine kurmuş, yüksek değer yargılarına sahip birini kendini müdafaaya mecbur ettiler. Savaş sonrasında saldırı ihtimali kalmamışlara önce düşüncelerini yeniden gözden geçirmeyi teklif etti, kabul edenleri geçmişte yaptığı her kötülüğü unutarak bağrına bastı.
Affederek en katı kalpleri bile yumuşattı
Hiç kimseye karşı kin ve nefret hissiyle hareketi düşünmedi, en güzide arkadaşlarını vahşice katledenleri bile affetti, onlara da düzenli bir hayat kurma fırsatı tanıdı. Üstünlük yarışına girmedi, herkesi kendi konumunda kabul etti, onlara da hayata uyum sağlama imkânı verdi. Mekke fethinden sonra, yıllarca kendilerine suikast planı kuranlara bile merhametle yaklaştı, mücadeleyi bırakanları evinlerine sığınmış olanlarla birlikte bağışladığını ilan etti.
Kimseyi kendi değerlerinden vazgeçmeye zorlamadı, herkese özgür iradesi ile doğruyu seçme fırsatı sundu. Onun müşfik yaklaşımı karşısında yıllarca düşmanlık yapmış en katı kalpler bile yumuşadı, birçoğu başkasının telkinine gerek duymadan hayat tarzını değiştirdi. Onun kusursuz yaşantısı, bulunduğu toplumdaki kökleşmiş alışkanlıkların bir anda ortadan kaldırılmasında çok etkili oldu.
İçkinin su gibi tüketildiği bir toplumda yasak geldiğinde, zorlamaya gerek kalmadan herkes emre uydu, yılarca sakladığı en kıymetli şişeleri hiç tereddüt etmeden sokağa döktü. Varlıkların güçlülerce paylaşıldığı bir toplumda, getirdiği Miras-nikah gibi köklü değişikliklere herkes saygı duydu.
Hak ve hukuk kavramlarının bilinmediği bedevi bir toplum, onun davranışlarıyla ortaya koyduğu güzel örneklerden o kadar çok etkilendi ki bu değerleri duyan herkes onun tesir sahasına girdi. Mesajlarını taşıyan insanların davranışları, her yerde etkisini gösterdi.
Örnek yaşamı ciltler dolusu kitaba kaynaklık etti
Onun hafızalara kazınacak derecedeki kusursuz örnek yaşamını, temsilcileri büyük bir onur içinde çevreye taşıdı. Kimsenin itiraz edemeyeceği düzeydeki güzel yaşamın her karesi, ciltler dolusu kitaba konu oldu, toplumların hayatına şekil verdi. Arap yarımadasından başlayarak Akdeniz’den İspanya’ya Orta Asya steplerinden ve Hindistan’a kadar çok geniş bir coğrafyada yeni medeniyetlerin kurulmasına öncülük etti.
Dinin temel kaynakları dediğimiz Kur’an ve Hadisler, yüzyıllar boyunca birçok ilim mahfilinde titizlikle incelendi, uygulandığı her bölgeye huzur getirdi. Hala onların toplum üzerindeki tesirini hissetmek mümkün. Günümüzde dinin kaynaklarının ciddi biçimde araştırıldığı ülkelerde bilim insanları, onun değerlerini topluma ulaştırmak için yoğun çaba harcıyor.
Hizmet hareketinin tüm dünyada kabul gören yaklaşımlarının temelinde de Hocaefendi’nin, Efendimiz’in (SAV) yaşantısından aktardıklarının büyük payı var. O, ömrünü Efendimiz’i (SAV) tanımaya ve tanıtmaya adadı. İzmir’de yaptığı heyecan dolu vaazların her birinde, onlardan örnekler sunarak katılanların hayatını değiştirmeye gayret etti. Etrafına topladığı bir grup talebeyle ayet ve hadis kaynaklarını yıllarca inceleyerek günümüzün problemlerine çözüm üretmeye çalıştı.
Hizmet hareketinin dayanakları
Varlıklı insanların mallarını paylaşması için sahabenin fedakarlığa dayalı hayatından etkin misaller anlattı. Sadaka dışındaki yardıma kapalı zenginler, onun malının yarısını dörtte birini veren Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer örnekleriyle tanıştı. Onlar da himmet toplantılarında, toplumun geleceğine yatırım için büyük bir coşku ortaya koydu. Zaman zaman bir yıllık gelirinin çok üstünde taahhütte bulunanlar oldu.
Yetiştirdiği talebelerinin yaşam tarzını sahabe hayatlarından faydalanarak değiştirmeye çalıştı, çevreleri üzerinde olumlu iz bırakmaları için çok yüksek fedakârlık bekledi. Tavsiyelerine uyan gencecik insanlar, en küçük bir maddi menfaate tenezzül etmediği için, saygın esnafın davranışlarına yön verdi.
Onların, toplantılarına katılanlar da yöre gençliğinin elinden tutmak için kolları sıvadı. Kimisi yardım etti, kimi yurt okul dershane binası yaparak hizmetlere omuz verdi. Cimriliği ile tanınmış esnaflar bile gördükleri samimiyet karşısında cömert biri haline geldi, hedeflenen her projeye zamanla kaynak bulundu.
Talebeleri bir yandan esnaflarla irtibat kurup onları hayra teşvik ederken, diğer yandan belde gençlerine olumlu davranış kazandırma yolu aradı. Açılan ev-yurtlarda eğitim imkanına kavuşan gariban Anadolu çocukları, kaldıkları yerlerde sahabe hayatını anlatan sohbetlerle yetişti. Kazandıkları donanımla çevrede takdir toplayan gençler, akranlarının ilgisini çekti ve birçok arkadaşı üstünde etkisini hissettirdi.
Yüksek değer yargısına sahip gençler
Ahlaki zaaflarla boğuşan bir toplum içinden sıyrılarak yetişenler, gittikleri yerlerde davranışlarıyla saygı gördü. Önce Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yayılan bu hareket, Rusya’nın parçalanmasıyla heyecanını Orta Asya’daki Türk cumhuriyetlerine taşıdı. Komünizmin tesiriyle zaaflarının esareti altına girmiş toplumlar, onların yüksek değer yargılarından çok etkilendi.
Aileler çocuklarını hiç çekinmeden bu fedakâr insanlara teslim etti. Yıllarca o bölgede sürdürülen eğitim ve davranış kazandırma faaliyetleri semeresini verdi, yetişen ahlaklı gençler akranlarına rehberlik etmek üzere topluma dağıldı. Yurt dışında başka milletlere hizmet etme yöntemini öğrenenler, çıtayı giderek yükseltti ve Afrika’dan Asya’ya oradan medeni ülkelere kadar hizmetler her yere yayıldı.
Gönüllüler ellerinde, Efendimiz’in (SAV) hayatından örneklerle ortaya koyduğu tüm insanlığı kucaklayacak enginlikte değer yargılarını taşıyor. Her belde, onların güncele uyarlanmış donanımlarından bir şekilde etkileniyor. Bazı ülkelerde o yerin en başarılı eğitim kurumları göz kamaştırmakta, bazı yerlerde demokratik değer yargılarıyla farklı din dil ve ırktan on binlerce gence eğitim imkânı sunmaktadır.
Hayatını Peygamberimizi (SAV) daha iyi anlamaya adamış Hocaefendi, 160’tan fazla ülkeye onun insanlık için getirdiği olumlu davranışları taşıdıktan sonra çok sevdiği Yüce Rabbine kavuştu. Şimdi talebeleri onun bıraktığı yerden dünyayı aydınlatacak mesajları aktarmaya devam ediyor. Siyasal İslam iddiasıyla yola çıkanların, üstün gelme uğruna ortaya koyduğu baskıcı anlayışın tahribatını temizlemeye çalışıyorlar.
İslam Peygamberinin (SAV), bireysel yaşantı ve değer merkezli modeli günümüzde de toplumları dönüştürmeye devam ediyor.























