Açık Radyo’nun internet sitesinden yaptığı yazılı açıklamaya göre, radyo yönetiminin savunmaları alınana kadar kararın yürütmesinin durdurulduğunu açıkladı.
Yürütme kararının gerekçesi için şu açıklama yapıldı:
“Davaya konu işlem, program yayınının durdurulmasına yönelik olduğundan ve uygulanması halinde telafisi güç zarar doğurabilecek nitelikte bulunduğundan, davalı idarenin savunması ve ara karar cevabı alınıp ya da savunma ve ara kararına cevap verme süresi geçip yeni bir karar verilinceye kadar, dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş bulunmaktadır.”
Radyo yönetimi sürece ilişkin RTÜK yönetimine de başvuru yapıldığını aktardı.
Açık Radyo gelen destek mesajlarına da teşekkür etti.
Açık Radyo yetkilileri, lisans iptali kararı sonrası yapılan ilk açıklamada elektronik ortamda yapılan tebligat nedeniyle teknik bir sorun yaşadıklarına dikkat çekerek, RTÜK’ün yayın durdurma kararını “yerine getirmeme yönünde bir iradeleri olmadığını” kaydetmişti.
X sosyal medya hesabında paylaşılan açıklamada, “İfade özgürlüğünün ihlaline tekabül eden son durum son derece vahimdir” denilmişti.
Ne olmuştu?
RTÜK, 22 Mayıs tarihli kararında Açık Radyo’ya, idari para cezası ve Açık Gazete programının yayınına beş gün durdurma cezası vermişti.
Yayın durdurma gerekçesi olarak, günlük haber programı Açık Gazete’nin 24 Nisan’da yaptığı yayında- programa katılan konuğun kullandığı “Ermeni soykırımı” ifadesi gerekçe gösterilmişti.
RTÜK açıklamasında, “yayın hizmetleri, Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz” ilkesinin ihlal edildiği belirtilmişti.
RTÜK ayrıca, Radyo’ya ihlalin bir yıl içinde tekrarı halinde, yayının 10 güne kadar durdurulacağını ve bir kez daha tekrarı halinde Açık Radyo’nun yayın lisansını iptal edeceği uyarısını iletmişti.
Kararda, programa katılan konuğun kullandığı “Ermeni soykırımı” ifadesiyle ilgili, “söz konusu tehcir hareketine yönelik kullanılmasının hamasi ve tarafgir bir tutumun ürünü olduğu” değerlendirmesi yapılıyordu.
Metinde ” ‘Ermeni soykırımı’ ifadesi kullanılarak bir soykırım yapıldığı iddiasını kamuoyuna taşımak ve bu yönde algı oluşmasına fırsat vermek, asırlarca barış ve huzur içinde yaşamış olan Türk ve Ermeni halklarının ortak geçmişinin çarpıtılarak tarihten husumet çıkarılmasına hizmet edebilecektir” sonucuna varılıyordu.
Açık Radyo ise bu değerlendirmelerin “hatalı” olduğunu savunmuştu.
Radyo’nun kararla ilgili 28 Haziran’da yaptığı yazılı açıklamada, “Anılan kararın hatalı değerlendirmeler neticesi verildiği açık olup kararla ilgili yargısal müracaatlar yapılmıştır” ifadeleri kullanılmıştı.
Açık Radyo’nun kuruluşundan bu yana düşünce ve ifade özgürlüğünü ve “bunun doğal bir sonucu olan basın özgürlüğünü” savunduğu vurgulanırken, karardaki değerlendirmelerin “evrensel hukuk ve gazetecilik ilkeleri doğrultusunda” kabulünün mümkün olmadığı belirtilmişti.
‘Yargı yolu dışında bu karara karşı gelmek gibi bir niyetimizin olmadığı ortadadır’
Açık Radyo’nun Çarşamba günü lisansının iptaliyle ilgili yaptığı açıklamada, verilen para cezasına uyulduğu ve “iyi niyetli” bir süreç sürdürülmesi için çabalandığı vurgulanmıştı:
“Yayın durdurmayla beraber verilen para cezası için karardaki gibi taksitlendirme talebinde bulunulmuş ve bu kabul edilerek ilk taksit ödenmiştir. Böylece yasaya karşı direnmek ve yargı yolu dışında bu karara karşı gelmek gibi bir niyetimizin olmadığı ve iyi niyetli bir süreç sürdürmeye çalıştığımız ortadadır.
“Gelinen noktada, Açık Gazete programındaki ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kapsamında olduğu tartışmasız bulunan bir ifadeden yola çıkarak Açık Radyo’nun yayın izninin iptali noktasına gelinmesi kabul edilemez bir durumdur.”
Açık Radyo açıklamasında kararla ilgili yasal müracaatların yapılacağı belirtilmişti.
“30 yıldan beri yayın hayatına devam eden Açık Radyo, bundan sonra da aynı evrensel gazetecilik ilkeleri doğrultusunda, aynı sorumlulukla yayın hayatına devam edecektir” ifadeleri kullanılmıştı.
TGS: Karar Anayasa’nın düşünce ve ifade özgürlüğünü düzenleyen 26. Maddesi’ne aykırıdır
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ise kararı eleştirerek, RTÜK’ün, “Açık Radyo ile ilgili verdiği lisans iptal kararı, açıkça Anayasa’nın düşünce ve ifade özgürlüğünü düzenleyen 26. Maddesi’ne aykırıdır” mesajını yayınlamıştı.
Sendika, “Özerk bir kurum olması gereken RTÜK bu kararı derhal geri çekmelidir” çağrısında bulunmuştu.
RTÜK Üyesi Tuncay Keser ise RTÜK’ün, “en ağır cezasını” Açık Radyo için uyguladığını savunmuştu.
“Yaptırım kararının bir kısmını yerine getirmediği için” Açık Radyo’nun yayın lisansının oy çokluğuyla iptal edildiğini söyleyen Keser, kararın “basın ve ifade özgürlüğüne ağır bir darbe” içerdiğini belirtmişti.
Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF), Uluslararası PEN, ve Güney Doğu Avrupa Medya Örgütü (SEEMO) gibi basın ve ifade özgürlüğü kuruluşlarıyla birlikte, Türkiye’nin yayın düzenleyicisi RTÜK’ün bağımsız radyo istasyonu Açık Radyo’nun lisansını iptal etme kararını kınadığını açıklamıştı.
13 Kasım 1995’te yayına geçen Açık Radyo, İstanbul ve çevresine yayın yapan “bölgesel bir radyo istasyonu” olarak tanımlanıyor.
Açık Radyo’nun internet sayfasında, “Faaliyetlerinde kâr amacı gütmeyen bir şirket olan Açık Radyo hiçbir çıkar ve sermaye grubuna bağlı değil” ifadeleri yer alıyor.