TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na üye partilerin Ekim 2024’te başlatılan son çözüm süreci için hazırladığı ortak raporu bugün nitelikli çoğunlukla kabul edildi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında 21. kez toplanan komisyonda TİP ve EMEP dışındaki partilerden 47 üye “evet” oyu verirken, CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi ise çekimser kaldı.
82 sayfadan ve 7 bölümden oluşan ortak raporun birinci bölümünde komisyonun çalışmaları, ikinci bölümde komisyonun temel hedefleri, üçüncü bölümde Türk-Kürt kardeşliği tarihi, dördüncü bölümde komisyonda dinlenen kişilerin analizleri, beşinci bölümde PKK’nın kendini feshi, altıncı bölümde sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri ve yedinci bölümde demokratikleşmeye yönelik öneriler yer alıyor.
PKK’nın kendini feshi ve silah bırakması
Raporun en önemli ve kritik noktaları son üç bölümde yer alıyor.
“PKK’nın kendini feshi ve silah bırakması” isimli beşinci bölümde, silah bırakma süreci ve fesih sürecinin, “takip ve teyitle anlam kazanacağı” belirtiliyor.
Bu noktada silah bırakmanın “istihbarat ve güvenlik birimlerince tespit edileceği” vurgulanıyor. Silah bırakmanın sahada doğrulanması, örgütün tüm unsurlarıyla dağılması ve dış bağlantılarının kesilmesi, sürecin “geri dönüşsüz” kabul edilmesi için zorunlu kriterler olarak sıralanıyor.
İdari ve hukuki düzenlemeler için ise “tespit sonrası süreç” işaret ediliyor. Silah bırakan PKK’lıların “topluma adalet duygusunu zedelemeyerek kazandırılması gerektiği” belirtiliyor.
Açıklamada “Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu korumayı esas alan bir yaklaşım benimsendiği” de belirtiliyor.
Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri neler?
Raporun altıncı bölümünde ise sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri bulunuyor.
Buna göre ortak raporun “yasa yazım sürecine rehberlik edecek temel ilkeleri ortaya koyduğu” kaydediliyor.
TBMM’nin bu sürecin merkezinde olması gerektiği vurgulanarak, “Meclisin temsil gücü ve kurumsal tecrübesi, provokasyonlara karşı en güçlü kalkanımızdır” deniliyor.
Bu noktada bir kez daha “kritik eşiğin” PKK’nın silah bırakıp kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince teyit edilmesi olduğunun altı çiziliyor.
Raporda, silah bırakma sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemeler için komisyonda “anlayış birliği” olduğu ifade ediliyor.
Silah bırakma süreci ve sonrasını yönetecek yasanın ise “geçici ve müstakil” olması gerektiği vurgulanıyor.
Kritik eşik: Örgütün silah bırakması
Raporun altıncı bölümünde ayrıca PKK’nın kendini feshetmesi ve silah bırakmasının “süreç için önemi” vurgulanarak buna ilişkin bazı noktalara dikkat çekiliyor.
Komisyon, örgütün silah bırakma kararının “devletin güvenlik ve istihbarat birimlerince sahada teyit edilmeden hiçbir düzenlemenin yürürlüğe girmemesi gerektiğini” belirtiyor.
Bu teyit, sonraki tüm adımların ön koşulu olarak sunuluyor.
Örgüt mensuplarının durumu ve toplumsal bütünleşme
Raporun altıncı bölümünde ayrı başlıklar altında PKK mensuplarının durumu ve toplumsal bütünleşmeyle ilgili hususlar da bulunuyor.
Komisyon, silah bırakma sonrası uygulanacak özel bir yasanın gerekliliğini vurgu yaparak, bu yasanın amacını, “silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini sağlamak” olarak tanımlanıyor.
Bu arada toplumsal bütünleşmenin, yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, sosyal politikalarla da desteklenmesi gerektiği belirtiliyor.
Çıkarılacak yasanın, silah bırakan PKK’lıların “hukuki durumunu tespit edeceği” ve “adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmelerini sağlayacağı” belirtiliyor.
Raporda ayrıca örgüt mensuplarının durumuna dair çerçeve çizilirken, “Düzenlemeler cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır” vurgusu yapılıyor. Bu çerçevede her bir kişi hakkında bireysel değerlendirme yapılması, suçun niteliğine göre adli süreçlerin işletilmesi gerektiği belirtiliyor.
Komisyon, yürütme içinde bir izleme mekanizması kurulmasını da öneriyor. Bu mekanizma ile sürecin “etkinliği, güvenilirliği ve hedeflere ulaşma düzeyi düzenli olarak denetlenmesi” ve TBMM’ye raporlanması amaçlanıyor.
Demokratikleşmeyle ilgili öneriler neler?
Raporun yedinci ve son bölümünde ise demokratikleşmeyle ilgili öneriler sıralanıyor.
Bu çerçevede ilk başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının “eksiksiz uygulanmasının önemi” belirtiliyor.
Bu hususun PKK lideri Abdullah Öcalan için “umut hakkı” tartışmaları açısından önem taşıdığı pek çok yetkili tarafından dile getirilmişti.
Raporda “Hasta ve yaşlı mahkumlar için infaz ertelemesi” ve “tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınması” da öneriliyor.
İfade ve toplanma özgürlüğü için yasal düzenleme
Raporda “hak ve özgürlüklerin genişletilmesine” de değinilerek Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun “hakkın özünü muhafaza ederek” yeniden düzenlenmesi öneriliyor.
“Şiddet içermeyen hiçbir fiilin terör suçu olarak nitelendirilmemesi” ve “ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken eylemlerin terör suçu sayılmaması gerektiği” de vurgulanıyor.
“Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” denilerek, “basın özgürlüğünü sınırlayıcı sonuçlar doğuran yasaların” yeniden ele alınması gerektiği de kaydediliyor.
Ayrıca yeni bir Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu da öneriliyor.
Yerel yönetimlere ayrı bir başlık açılarak “belediye başkanının görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisinde seçim yapılması” için de mevzuat değişikliği gerektiği vurgulanıyor.























