Ekonomik krizin etkileri hem iş dünyasında hem de sıradan vatandaşın sofrasında her geçen gün çok daha şiddetli hissediliyor.
Bu durumdan karlı çıkanlar ise bankalar oldu.
Yeniçağ Gazetesi köşe yazarı Orhan Uğuroğlu da, 7 Ekim tarihli yazısında, ‘milletin malının mülkünün bankaların olduğu’nu belirtti ve ekledi:
“Krizin kimleri zengin kimleri fakir ettiği, kimleri iflas kimleri konkordato zorunda bıraktığı bilinmez ama bilinen çok önemli bir gelişme var ki milletin malının mülkünün bankaların olduğudur.
Ödenemeyen bireysel ve ticari krediler nedeniyle bankalar vatandaşların araçlarına, konutlarına, işyerlerine, dükkanlarına, imalathanelerine, fabrikalarına, otellerine, hayvan çiftliklerine, arsa ve tarlalarına gerçek değerlerinin çok altında sahip oldular. Bankaların web sayfalarına girip satılıklar listesine bakacak olursanız bu müthiş tabloyu görürsünüz.Kimi bankalar teklif alma, kimi bankalar ise web sayfaları üzerinden açık artırma ile ellerindeki araçları ve gayrimenkulleri satıyorlar.
1.320 liralık arsadan 7 milyon 250 bin liralık fabrikaya kadar aklınıza hangi alan olursa olsun satılıyor. Faizlerin artması ve ekonomik kriz ile zam yağmuru vatandaşı doğrudan olumsuz etkiliyor ama bankalar için durum çok farklı. Ocak 2018 ile Ağustos 2018 dönemini kapsayan ilk 8 aylık dönemde bankacılık sektörü 38 milyar 46 milyon lira ile kâr rekoru kırdı. Vatandaş geçim derdinde ama bankacılık sektörü gerek ‘hizmet’ adı altındaki gelirleri gerek ‘yüksek faiz’ gelirleri gerekse takipteki alacaklardan alınan faiz gelirini yüzde 209 artırarak işte bu yüksek kâr rakamlarını elde etti.
Kredi faizleri AKP’nin 16 yıllık iktidarı döneminde tarihi rekor kırdı. Ocak-ağustos döneminde geçen 2017 yılının aynı dönemine göre yüzde 41.5 arttı. Bankalar ilk sekiz ayda 221.8 milyar lira faiz geliri elde etti.”
Uğuroğlu, söz konusu rakamları paylaşmasının ardından İşsizlik Fonu’ndaki paranın 11 milyar Türk Lira’lık kısmının üç kamu bankasına sermaye fonu olarak aktarılmasına tepki gösterdi ve, “Milletin malı mülkü yetmedi, sıra işçinin birikimine geldi” eleştirisinde bulundu.
Fonun Halkbank, Vakıfbank ve Ziraat Bankası’na aktarıldığını hatırlatan Uğuroğlu; İşsizlik Fonu’nun kamuya ait olmadığı gibi, kuruluş kanununda da böyle bir yetkinin bulunmadığını ifade etti.
Uğuroğlu, kâr rekoru kıran kamu bankalarını neden böyle bir fonlamaya ihtiyaç duydukları sorusuna ise, yanıtı yine kendisi verdi:
“25 Eylül 2018 tarihinde, ABD Ticaret Odası, Turkish Heritage Organization, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) iş birliğiyle New York’ta düzenlenen ‘Türkiye’nin Finansal Reformları ve Türk Ekonomisi’ temalı konferansta konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Fitch’in ‘Türk bankalarının döviz likidite riski yükseldi’ uyarısına şöyle yanıt verdi:
‘Bankacılık sektöründe son dönemde yaşanan gelişmeler nedeniyle ihtiyaç oluşması durumunda Türk hükümeti gereken desteği vermeye hazırdır.’
Sizlere hatırlatayım ki bu 3 kamu bankası ATV – Sabah medya grubunun satın alınmasına 7000 milyon dolar, Hürriyet – Kanal D – CNN Türk TV’yi bünyesinde bulunduran Doğan Medya Grubunu satın alan Demirören grubuna 750 milyon dolar kredi vermişlerdi.
Bu durumda anlaşıldı ki işçilerin birikimi yandaş medya oluşumu için de kaynak olarak kullanılıyor. Şimdi size bankaların ucuz fiyatlara el koyup yüksek fiyatlarla satılığa çıkardıkları vatandaşların belki de ahı olan sadece ticari olan satılıkların listesinden örnekler vereyim. Binlerce konut ve aracı yazmaya inanın sayfalar yetmez.”