Bizi "Hain" yabancılar beslemiş

AKP'li yazar dayanamadı ekonomideki gerçekleri yazdı: Bunun neresi milli?
Başkanlık rejimi tartışmalarının yoğunlaşmasının ardından Ahmet Davutoğlu’na yakınlığı ile bilinen Karar gazetesinde dozu artan ve Saray’a bağlı kalemlerle şiddetli atışmalara varan eleştirilere bir yenisi eklendi.

Gazetenin yazarı İbrahim Kahveci, AKP iktidarında ekonomide sürekli artan cari açığa ve bu açığı dış borç ile kapatma çabasına dikkat çekerek “milli ekonomik model” söylemini hedefine koydu.

Açığımızı kim, nasıl, ne kadar kapatmış?


Kahveci, “Bizi büyüten düşmanlar” başlıklı yazısına Merkez Bankası verilerini sunarak başladı:

2003-Kasım 2016 arasındaki toplam dış ticaret açığı: 673 milyar 343 milyon dolar
Hizmetlerden sonra kalan açığı: 419 milyar 630 milyon dolar
Toplam cari açık: 496 milyar 633 milyon dolar.

“Peki, bu kadar açık veren ekonomimizi kim ve nasıl finanse etmiş? Yani, tabiri caiz ise bizim açıklarımızı kapatan yabancılar, bize ne kadar ve ne yollarla para vermişler?” diye soran Kahveci şu yanıtı verdi:

Yabancıların doğrudan yatırımları: 174 milyar 490 milyon dolar
Yabancıların portföy yatırımları: 159 milyar 724 milyon dolar
Yabancıların borç olarak verdiği para: 301 milyar 462 milyon dolar

Yabancılardan net olarak 2003- Kasım 2016 arası Türkiye’ye tam 555 milyar 674 milyon dolar gelmiş. Veya bizler yabancılardan bu kadar para almışız.

Hatta ülkemize aynı dönemde yine yabancılardan olmak üzere, 38 milyar 727 milyon dolar kaynağı belirsiz bir para girişi daha olmuş.

“Ekonomimizi biz büyütmemişiz ki!”

Kahveci, yazısına dış borçlara bakarak devam etti:

Aralık 2003 itibariyle kısa vadeli dış borç: 16 milyar 424 milyon dolar
Kasım 2016 itibariyle kısa vadeli dış borç: 100 milyar 835 milyon dolar

Aradan geçen sürede kısa vadeli dış borçlarda tam %614 artış olmuş. 84,4 milyar dolarlık kısa vadeli dış borç artışının 70,1 milyar doları özel sektörden kaynaklı.

Finansal kuruluşlara borç artışı: 7 milyar 425 milyon dolardan 106 milyar 431 milyon dolara
Finansal olmayan kuruluşlara borç artışı: 22 milyar 714 milyon dolardan 99 milyar 258 milyon dolara
Özel sektörün toplam uzun vadeli dış borç artışı:  30 milyar 139 milyon dolardan 205 milyar 689 milyon dolara.

Kahveci, dış borç verilerini ise “Anlayacağınız son 14 yılda bizi biz büyütmemişiz. Biz sürekli açık verdikçe düşman olan yabancılar bize oluk oluk para getirmiş. Yatırım yapmışlar, risk almışlar, borç vermişler ve Türkiye’nin büyümesine tam 594 milyar 401 milyon dolar katkı sağlamışlar” diyerek yorumladı.

“Acaba biz hiç mi çalışmadık?”

Kahveci yazısına bir ekonominin büyüklüğünü gösteren başlıklardan gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) verilerini aktararak devam etti:

2003 yılında GSYH 304 milyon dolardı. 2015 sonu itibari ile GSYH’miz 719 milyar 620 milyon dolar ediyor. Artış: 414 milyar 719 milyon dolar.

Aynı sürede yabancıların bize verdiği para 528 milyar 965 milyon dolar (Kaynağı belirsiz gelen 29,1 milyar dolar hariç).

Yabancılar bize 528 milyar 965 milyon dolar getiriyor ama biz ekonomimizi 414 milyar 719 milyon dolar büyütebiliyoruz. Yani 100 lira borç alıyoruz ama 72 lira büyüyebiliyoruz. Acaba biz hiç mi çalışmadık?

“Bu ekonominin neresi ‘milli’? Hangi yabancılar ‘düşman’?”

Kahveci tüm bu verilerin ardından ise “asıl soru”ya geldi:

2003 yılından bu yana 500 milyar dolar civarında cari açık veren ve bu açığı yabancılardan para alarak kapatan ekonomik modelin neresi ‘milli’dir? Böyle bir ekonomik model tamamen dışa bağımlı bir ekonomik sistem değil de nedir?

Ayrıca görüyoruz ki; yabancılar bize para vererek bu açıklarımızı kapatıp ayakta durmuşuz. Yoksa bizim bir becerimiz olmamış. Yani bizi resmen yabancılar beslemiş.

İyi de o zaman düşman kim?

Bize 2003’den bu yana 600 milyar dolar para veren hangi yabancılar düşmanımız? Veya biz neden düşmanlarımıza bu kadar borçlandık? Bizi düşman yabancılara bu kadar kim borçlandırdı?

Hani biz IMF’ye bile para veren ülkeydik… N’oldu bize?

Sermayenin çıkarına bakarak ona göre hesap yaptığını vurgulayan Kahveci, Turgut Özal’ın 80’li yıllarda temelini attığı modelin meyvelerinin toplanacağı bir dönemde olduklarını ileri sürdü ve yazısını “Böyle bir fırsat ülkesi olarak beşik gibi oynayan yapıya nasıl geldik?” sorusuyla noktaladı.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ