Saray’ın Ali Erbaş planı: Erdoğan’ın değişik hedefleri mi var?

Diyanet koridorlarında, “Saray, atacağı her adıma başkanımızı da ortak ediyor” diye konuşulduğunu yazan Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay, Erdoğan’ın ‘değişik hedefi’ne dikkat çekti. Mehmet Y. Yılmaz ise, anayasa hatırlatması yaparak Erbaş’ı uyardı.


Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay, Diyanet İşleri Başkanlığı kulislerinde konuşulan Saray ile ilgili dikkat çekici bilgileri paylaştı. Diyanet’in koridorlarında, “Saray, atacağı her adıma başkanımızı da ortak ediyor. Onun da görüş belirtmesini istiyor” diye konuşulduğunu yazdı.

Yeni adli yılın açılışında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın dua okumasının ardından hareketlenen siyaset ve Diyanet ilişkisi hakkında bir yazı kaleme alan Balbay, şunları kaydetti:


Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) katlarında şu konuşuluyor:

‘Saray, atacağı her adıma başkanımızı da ortak ediyor. Onun da görüş belirtmesini istiyor. Bu görüş tabii ki Saray’ın istediği gibi oluyor ama güç merkezi haline geliyoruz. Artık Suriyelilerin ülkeye nasıl uyum sağlayacağından sosyal medyaya nasıl bir düzen verileceğine kadar icraatın her alanında biz varız! Bunun devamında gerek başkanımız gerekse kurumumuz daha güçlü hale gelecek…’

Görünen icraat yorumcu istemez… Zaten gidiş bu yönde. Ne var ki DİB’in kurumsal olarak öne çıkmasının içeride ne tür yeni odaklar yaratabileceğini göstermesi bakımından yukarıdaki kulisi aktardık.

Erdoğan, Prof. Ali Erbaş’ı öne çıkararak değişik hedefler edinmiş olabilir… Toplumda ortaya çıkacak hassasiyetin CHP’ye yönelik bir tepki haline gelmesini istemiş olabilir… Çıkacak tartışma ile birlikte iktidarın ekonomide hiçbir hedefi tutturamaması, fakirlik getiren büyüme, dış politikadaki çuvallama ikinci planda kalmış olabilir… Çekirdek tabanını selamlayıp bir arada tutmak istemiş olabilir… Kafasında kurduğu halifeliğe giden yola bir taş daha döşediğini düşünmüş olabilir… Ancak ortaya çıkan sonuç bütün bunların ötesinde…

ALİ ERBAŞ’I HER YERE GÖTÜRÜYOR

Bütçesi ile birçok bakanlığı geride bırakan Diyanet’in başındaki isim Ali Erbaş, Tayyip Erdoğan rejiminde protokoldeki yükselişini hızla sürdürüyor. Zafer Bayramı töreninde 52. sıradan 12. sıraya yükselen Erbaş törenlerde Erdoğan’ın ardından konuşan tek isim durumunda.

Adli yıl açılışı, Yargıtay’ın yeni binasıyla birlikte yapıldı. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmanın ardından Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın duasıyla 2021-2022 Adli Yılı açıldı.

2018 yılı ekim ayında İstanbul Havalimanı da Erbaş’ın duasıyla açıldı.

5 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ‘Suyun Gücü Milletle Buluşuyor Toplu Açılış Töreni’nde de Erbaş tesislerin açılışında dua etti.

1 Eylül tarihinde Ankara’da Jandarma ve Sahil Güvenlik Fakülte, Temin ve Eğitim Merkezi açılışı yapıldı. Açılışta Erdoğan’dan sonra Ali Erbaş da konuştu.

30 Mart tarihinde yapılan 1. Su Şurası Lansmanı ve 363 Tesisin Toplu Açılış Merasimi’nde Erbaş tesislerin açılışında dua etti.

ERBAŞ ANAYASAL DÜZENİ TEHDİT EDİYOR

T24 haber sitesinden Mehmet Y. Yılmaz da “Diyanet, Erdoğan’a seçim kampanyası yapıyor” başlıklı yazısında önemli değerlendirmelerde bulundu. Erbaş’ın açıklamalarının Anayasal düzeni tehdit ettiğini belirten Yılmaz, “Anayasa’sında ‘laik cumhuriyet’ yazan bir ülkede, laiklik karşıtı hareketlerin odağında artık Diyanet İşleri Başkanlığı var” dedi.

Yılmaz yazısında şu ifadeleri kullandı:

Diyanet İşleri Başkanı’nın siyasette baş role soyunması bir günde gerçekleşmedi.

Bu Ali Erbaş’ın göreve getirilmesinden bugüne kadar adım adım gelişen bir süreç.

Ve bu aynı zamanda Recep Tayyip Erdoğan’ın en geç 2023 Haziran ayında yapılacak seçim için yürüttüğü bir kampanya.

Ali Erbaş da bu kampanyanın en önemli aparatçığı.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kuruluş kanununa göre görevi şöyle tanımlanmış:

“İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek.”

Erdoğan rejiminde görevin tanımı daha da genişletilmiş durumda.

Diyanet İşleri, Erdoğan rejiminin patlak-çatlaklarını örtmek için bir tür “klerikal yama” olarak kullanılıyor.

Diyanet İşleri Başkanı’nın hemen her toplantıda, törende Cumhurbaşkanı’nın hemen eteğinin dibinde yer alması, dualar etmesi ve en sonunda devlet protokolündeki yerinin zirveye çıkması bu klerikal yamanın gereği.

Meclis’in yetki alanına giren konularda bile fetva verir tarzda konuşmaya başlaması da aynı durumun bir sonucu.

Zaten o da bunu gizlemeye çalışır gibi davranmıyor.

Erdoğan’ın sosyal medya sansürüne ihtiyacı mı var? Ali Erbaş’ın hutbesi hazır!

Bunun dinen neden gerekli olduğunu onun sesinden dinliyoruz.

En son olarak, dinin toplumsal yaşamın her alanında görünür olması gerektiğinden söz etti:

“Hani ‘inanç sokakta olamasın, mahallede olmasın, insanın içinde olsun’ diye bir anlayış var ya. ‘İnanç işte insan ile Allah arasında olsun, evine yansımasın, ticaretine yansımasın, siyasetine yansımasın, adaletine,
yargısına yansımasın’… Görüyorsunuz ya ortalığı ayağa kaldırıyorlar. İnançtan ayıklansın oralar, adeta bu düşünce insanlığı bu noktaya getirmektedir.”

Erbaş’ın açıklamaları aslında Anayasal düzeni tehdit ediyor.

Anayasa’sında “laik cumhuriyet” yazan bir ülkede, laiklik karşıtı hareketlerin odağında artık Diyanet İşleri Başkanlığı var.

Araştırmalar gösteriyor ki Erdoğan, çok büyük sürpriz olmazsa gelecekteki seçimi kaybedecek.

Önemli miktarda oy vermeyecek kadar küskün ve kime oy vereceği konusunda kararsız olan bir seçmen kitlesi var.

Dün yayımlanan bir araştırmada bu iki grup yüzde 20’ye ulaşmıştı. Başka anketlerde de bu iki grubun toplamı buna yakın. Neredeyse her 5 seçmenden 1’i kararsız ya da küskün, oy kullanmayacak.

Bu o kadar büyük bir parti ki kararsızlar dağıtılmadan önce ana muhalefet partisine oy vereceğini söyleyenler ile neredeyse eşit.

Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı’nın körükleyeceği laiklik tartışmaları üzerinden bu kişileri yine AKP’ye çekebileceğini hesaplıyor olmalı.

Seçime doğru Ali Erbaş’ın çıkışlarının daha da sertleşeceğini ve toplumdaki laik – Müslüman gerilimini tırmandıracağını göreceğiz.

Tartışma bu yöne kaydıkça, kimliklere dayanan siyasetin beslendiği eski korkuları kaşımak Erdoğan için daha kolay olacak.

Tartışmaların işsizlik, pahalılık, savurganlık, yolsuzluk, kötü yönetimden oluşan halkın gerçek gündeminden bu yöne doğru kaydırılması Erdoğan’ın işine de yarayacak.

Erdoğan’ın, Ali Erbaş’ın önünü açıp, siyasal İslamcı hezeyanlarına gaz vermesinin nedeni bu.

Geçen gün de yazdım, İslam dininin siyasete alet edilmesi, İslam toplumlarında yolsuzlukların, baskının, kötü yönetimlerin üzerine bir şal örtülmesine de yarıyor.

Bu yöntem bugüne kadar Türkiye’de de işe yaradı.

Bundan sonra da yarama olasılığını küçümsememek gerek.

Bir yandan laik düzenin rejim tarafından işlevsizleştirilmesinin önüne geçmek diğer yandan halkın dikkatini gerçek gündemine çekip, açık ve anlaşılır çözüm yollarını göstermek gerekiyor.

Zor ama yapılamayacak bir iş de değil.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ