İsmail S. Gülümser'in yazısı: Zulümlerden ümit dolu bayramlara

İslam dünyasının en önemli zaman dilimlerinden biri olan bir ay yoğun ibadetlerin yaşandığı ramazan ayını bitirdik ve ramazan bayramını girdik.


İsmail S. Gülümser / Aktif Haber

Moral değerlerin iyi yaşandığı dönemlerde bayramlar toplum tarafından tüm derinliği ile hissedilmiş, oluşan lahuti ortamda sevgi çemberi genişlemiş, aydınlatıcı atmosferin yok olduğu ara dönemlerde karanlık her yeri kaplamış ibadetler bayramlar formalitenin dar kalıplarına hapsedilmiştir. 

 
Allah’a yakınlaşmanın verdiği iç huzur ile insanların daha anlayışlı hale gelmesi birbiriyle kaynaşıp barışması ülkede dalga dalga sevgi atmosferinin yaşanması gerekirken bayramda bile kin ve nefret tohumları saçarak kavgaları körüklemekten medet uman yöneticilerin elinde İslam coğrafyası insani değerlerden uzaklaşmıştır.
 
Başta ülkemiz olmak üzere dünyanın pek çok bölgesinde zorbalığa dayalı sistemlerin baskısı ve zulmü altında insanlara mübarek gün ve gecelerde huzurlu yaşama fırsatı verilmiyor. İdeolojik gerekçelerin arkasına sığınan menfaat şebekeleri tüm muhalifleri ayrıştırıp eritmeye çalışıyor basit bahanelerle kalabalıklar üzerine silahlı unsurlar gönderip bombalar yağdırıyor,  bayram arifesinde en temel insan hakları yok ediliyor.
 
Türkiye’de insanlar her dönem bazı sıkıntılar yaşadılar, ancak cumhuriyet tarihinde çok kısa bir dönem istisna edilirse dini değerlere en aykırı yönetimlerin olduğu devrelerde bile halkın büyük ekseriyeti ramazan ve orucun kucaklayıcı ikliminden yararlanıyor, normal zamanlarda namazla ilgisi olmayanlar ramazanda nafile bir ibadet olan teravih namazını kılmak için camilere koşuyordu.
 
Radikal siyasi din anlayışından beslenen bir grup menfaatperest suçlardan kurtulmak için;

-Dini kavramları kirletinceye,

-Donanımsız liyakati olmayan kadroları devlete dolduruncaya,

-Hileli yöntemlerle basının büyük bölümünü gasp edip medyayı suç aparatı haline dönüştürünceye,

-Ülke kaynaklarını kendi ve yandaşlarının üzerine geçirecek her türlü hileli yöntemi mubah hale getirinceye,

-Hukuk normlarını kendi suçlarını aklamak için yok edinceye,

-Muhalifleri yasal eylemleri yüzünden suçlu gösterip tutuklayıncaya

-Ballı makam-maaş-ihaleleri paylaştığı şımarık suç ortaklarıyla halkın ekmeğini elinden alıncaya,

-Mafya liderleri gibi suç örgütüne dönüştürdüğü devleti istediğinin malını gasp etmede kullanıncaya,

-Toplumsal dayanışmaları kırarak birlikleri dağıtarak yönetimde kalma gibi insanlık dışı bir yola girinceye,

-Kendi üstünlüğünü sürdürmek için ramazan ve bayramda da ara vermeden siyasi kavgaları körükleyinceye

Kadar toplum ramazan ve bayram gibi önemli günlerde ortak değerler etrafında bir araya gelip kaynaşıyor birbirinin hakkına saygı duyuyor, kısmen de olsa eşit haklara sahip olduğunu düşünüyor, biraz zorlayarak da olsa her yere erişebileceği ümidini taşıyordu.
 
Farklı kesimlerden gelen aileler kendi anlayış-örf ve geleneğine göre bayram öncesi hazırlık telaşına giriyor. Evler köşe bucak temizleniyor, misafirlere özellikle çocuklara ikram etmek üzere yiyecek içecekler çeşit çeşit tatlılar hazırlanıyor. Gurur-kibir-hırs-kapris gibi zaaflarla birbirinden uzaklaşmış ayrışmaya yüz tutmuş toplum parçaları bayram ziyaretlerinin oluşturduğu dayanışma ile tekrar bir araya geliyor, küsler barışıyor herkes birbiri hakkındaki kötü düşüncelerini bastırıyor toplumda sevgi atmosferi hâkim oluyordu.
 
Ahlaki değerlere sahip kadroları dağıttılar bu değerleri geliştiren kurumları kapattılar yerine yeni bir şey koyamadılar, şimdi ise oluşturdukları parti devletinde:

-Yöneticiler halka güdülecek tebaa olarak bakıyor,

-İşledikleri suçları onaylamayanlara insanca yaşama şansı verilmiyor.

-Referanslılar dışında kimse devlet düzeni ve hukuk nizamından eşit yararlandırılmıyor.

-Partililer ülkenin kaynaklarını diledikleri gibi birbiriyle paylaşırken halk giderek fakirleşiyor.

-Dini kavramların içi boşaltılıyor, parti çıkarları her şeyin önüne geçmiş kutsal gibi sunuluyor.

-Hatanın farkında olan biat etmeyen akademisyenler bir bir ayıklanıp yerine şaibeli kadrolar getiriliyor.

-Suça ortak olmayı kabul etmeyen yöneticiler, memurlar işinden olurken makamlar liyakatsizlerce paylaşılıyor.

-Mafya elemanları işledikleri suçlarla kahramanlık taslarken devlet masumlara suç uydurmak için çalıştırılıyor.

-İyilik damarları kesiliyor, toplumun en özverili kesimi yaptıkları fedakârlıklardan dolayı suçlanıp tutuklanıyor.

-Partililer uyuşturucu insan kaçakçılığı vb yasadışı işleri serbestçe işlerken halkın en temel hakları engelleniyor.

-Toplumsal dayanışma aracı olan din bir grup bezirgân tarafından düşmanlıkları körüklemede kullanılıyor.

Devletin dini istismar eden bir suçlular grubunu semirtmede kullanıldığı bir ortamda bayramın dini ibadetlerin birleştirici olması insanların kuşatıcı bir iklimde toplanması mümkün mü? 
  
80 öncesi gibi yandaş sisteminden onay alamayan en önemli akademisyenler ya emekli olup kenara çekiliyor ya da yeniden başlamaya cesareti varsa ayrılıp yurt dışında iş arıyor.  Ülkenin en iyi yetişmiş insani değerler bakımından en donanımlı esnaf-memur-eğitimcileri hukuku parti sopasına dönüştüren bir şebekeden kendini kurtarmak için tüm birikimlerini sıfırlama pahasına yurt dışına kaçıyor. Yurt dışında yeni farklı mülteci gruplarının oluşturduğu entelektüel düzeyi yüksek Türk komünitelerinin sayısı hızla artıyor.  
 
Muhacirler yeni gittikleri yerlerde bir yandan ülkede yaşanan çılgınlığa üzülürken bir yandan da bayramda eş dost ve akrabaları ile bir arada olamamanın hüznünü yaşıyorlar. Fethullah Gülen hoca efendi yaptığı tüm bayram sohbetlerinde radikalizm vb insanlık dışı görüşlerin ayrıştırıcılığına kendini kaptırmış güç sarhoşluğu içinde gerçek bayramın ne olduğunu unutanların yaptıklarına takılıp kalmanın yanlışlığını vurguluyor.
 
Tarih boyunca yalanlarla toplumları iğfal eden canlı cenaze haline gelmiş his ve duygularını kaybetmiş topluluklar silinip giderken onların yerini metafizik gerilim içinde heyecan ve ümitle dolu olanlar almıştır. Yaşanan olumsuzluklardan ya da demogoji ile yığınları kandırmaya çalışanların şeytani düşüncelerinden etkilenip ümitsizliğe düşenler yok olurken,  yüksek değerlerle donatılmış toplulukları bugün sıkıntı içinde olsalar bile başarılarla dolu bir geleceğe erişmiştir.   
 
Birçoğunun kalbi kırılmış imkânları ellerinden alınmış muhacirler başkalarıyla uğraşarak efkârlarını dağıtacaklarına gariplik hislerine teslim olup evhamla ümitsizliğe kendilerini kaptıracaklarına, geçmişi bir kenara koyup yaşanan her sıkıntının medeni dünyaya kendimizi tanıtma onlarla tam entegrasyona geçme gibi değişik ilahi hikmetleri olduğunu düşünmeli;

-Gurbette şatafattan uzak hicran dolu bir ramazan ve bayramın kazandıracağı olgunluk korunmalı,

-Taşkınlıklardan uzak durulmalı,

-Başkalarıyla münasebetlerimizde sevgi saygıyı esas alınmalı,

-Fakir fukara gözetilmeli,

-Bayramlar daha çok kaynaşıp kenetlenmek böylece insanlığı kötülüklerden uzak tutmak için kullanılmalı,

evlerin cennet bahçelerinden bir köşe haline geldiği bu ayda dayanışmaları artırarak bu darlıktan kurtulmanın hatadan cehenneme çeken geçici arzu isteklerden kendilerini koruyup kazanılan manevi iklim sürdürmenin, rahmete ehil hale gelmenin yolları aranmalıdır.
 
Bayramlarda Allah’ın sürpriz ihsanları olur bunu elde etmenin yolu üzerimize düşeni yapmaktan geçer. Şahsi hayatımızda bayram sevincini yaşamak ne kadar önemli ise yüksek değerlerle buluşmuş insanların oluşturacağı dayanışmalarla dünyayı gelecek nesilleri için bayram yerine çevirme de en az onun kadar önemlidir.
 
Allah’tan sabr-ı cemil vermesini dağınıklığımızı gidermesini istenmeli, imkânlarımız dar bile olsa ümitsizlik girdabından kendimizi kurtarıp ramazanda günahtan arınıp yumuşamış kalplerle ona yakınlaşmanın fırsatı değerlendirilmelidir.
 
Bundan böyle yaşatmak için yaşamalı sarsılmış gönüllere yeniden ümit aşılamalıdır. Bir yandan hem kendimizin hem de dünyadaki tüm mazlumlar sıkıntılarının giderilmesi için dua ederken bir yandan da aktif sabrın gereği olan irademizin hakkını vererek tarihi değerlerimizi duyurma kalpleri insani değerlerle buluşturma dünyanın geleceğine ait problemleri çözecek her çabanın içinde olmak için gayret gösterilmelidir.
 
Türkiye’den Arakan’a kadar tüm dünyada müminler için dertlenmeli;

-Kalbi kırık müminlere reva görülen işkence ve zulümlerin,

-Birbirinden ayrı düşmüş çaresizlik içinde kıvranan mazlumlardan yükselen feryat ve çığlıkların,

-Dünya genişliğine rağmen problemlerle boğuşmakta baş edemeyenlerin yaşadığı sıkıntıların,

-Canları gırtlaklarına gelmiş acz içinde kıvranan insanların mağduriyet ve mahkûmiyetlerin, sona ermesi talep edilmelidir. Gevşekliğe düşmeden imkânlarımızı muavenet adı altında bir araya getirip sıkıntıda olanlara can simidi uzatmanın çareleri aranmalıdır. 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ