Analiz / İsmail S. Gülümser
Türkiye’de modernleşme süreciyle birlikte eğitim, yalnızca bilgi aktaran bir alan olmaktan çıktı; siyasi ve ideolojik yönlendirmelerin parçası haline geldi. Bu nedenle 70’li yıllarda eğitimciler; birlik ruhu oluşturmakta ve olumlu davranış kazandırmakta zorlandı. Dejenerasyona karşı Hizmet, bedelsiz katılma fırsatı verilen yaygın eğitim ortamları hazırladı ve geliştirdiği alternatiflerle ulaşabildiğini tahribattan korudu.
Hizmetin ideolojik kutuplaşmalara karşı ürettiği çözümler
Yetkililerin, gençleri birbirine düşüren sağ-sol ayrışmasını ve yapay olarak oluşturulan anarşi ortamını durdurmakta aciz kaldığı bir dönemde Hocaefendi, Bornova’daki vaazlarla civardan gelenleri rehabilite etti. İnançsızlık akımlarının kargaşayı körüklediği bir ortamda, vaaz kürsüsünü zararları önlemede kullandı. İtikatla ilgili heyecan yüklü seri vaazları bir eğitim tarzına dönüştürdü, kurulan tuzaktan korumaya çalıştı.
Kestane Pazarı’ndan başlayarak bulunduğu her ortamda, Anadolu’nun eğitime mesafeli kesimlerinden toplanmış kapasiteli gençlerle sürekli ders halkaları oluşturdu. Hayatı boyunca dinin temel kaynaklarını onlarla defalarca tarayarak güncel sorunlara hatadan uzak çözümler geliştirdi.
Güçlü iradeyle yetiştirilen gençler aracılığıyla, Ege’den başlayarak tüm ülkeye yayılacak bir eğitim seferberliği başlatıldı. Günaha kapalı sorumluluk bilinci gelişmiş gençlere tereddüt etmeden yetki verildi, bunalım içinde savrulan toplumun problemlerine eğilmeleri sağlandı. Uzmanların dahi cesaret edemediği projeler, bu gençler eliyle hayata geçirildi, düzenli aralıklarla yapılan toplantılarla eksikleri giderildi, hata payı en aza indirildi. Geleceğimizi teslim edeceğimiz gençleri korumak amacıyla evler açıldı, evleri mülk ya da kiralık yurtlar takip etti, imkânı olanlar ilkokul öncesi çocuklar için temel din eğitiminin verildiği bir yıllık ön hazırlık programı (izhariye) başlatıldı.
Manevi donanım kazandırmak için planlanan projeler
1970’lerin başından itibaren, gönüllük esasına dayalı olarak yürütülen, öğrencilere olumlu alışkanlık kazandırmayı amaçlayan kamplar hizmetin en dikkat çeken projelerinden biriydi. Bu kamplarda gençler, 40–50 kişilik gruplar hâlinde kitap mütalaa etti ve manen eğitildi. Şehir hayatının kötülüklerinden uzak, çadır ve baraka gibi iptidai ortamda yöre esnafının desteğiyle gerçekleştirilen bir iki aylık kamplarda, gençlere bir yıl boyunca onlara yetecek donanım kazandırıldı.
1980 ihtilaliyle birlikte, toplumsal faaliyetleri hedef alan yasaklar, Hizmet’i de derinden etkiledi. Hocaefendi de ülke huzuruna yönelik tüm çabalarına rağmen, kargaşanın sorumlularından biriymiş gibi arananlar listesine eklendi. Ama o teslim olmadı, 1986’ya kadar il il dolaşarak gönüllülerin kopmak üzere olan bağlarını diri tuttu ve yeni hedefler etrafında onları topladı.
Baskılara karşı hizmetin ayakta kalma mücadelesi
Darbeciler, Diyanet dışındaki tüm Kur’an eğitim ve öğretimini yasakladığı için bu amaçla kullanılan mülk binalar işlevsiz hale geldi. Baskıdan korkan aileler tereddütle çocuk teslim ettiği için yurda dönüştürülenler, kısmen de olsa ataletten kurtarıldı. Zorunlu bir ihtiyaç gibi görünmeyen bu projeye toplum çok da ilgi duymadığı için alternatif arayışı devam etti. 1970’lerin sonunda Bit Pazarı’nda kiralık bir binaya taşınan üniversite hazırlık dershanesi, çocuğuna yükselme yolu arayan mazbut ailelerin ilgi odağı oldu.
Önemli bir ihtiyaca cevap verdi ve iyi bir uygulama ile bir yıl içinde lise son sınıftakilere olumlu alışkanlıklar kazandırdı. Binasını daha verimli kullanmak isteyenler için model oluşturdu ve çevrede irili ufaklı dershaneler faaliyete başladı. Konumu itibarıyla dershaneye uygun olmayan binalar için Bozyaka’da açılan özel okul tarzı ilgi gördü. Amatör ruhla hizmet veren bu girişimler, güçlü bir dayanışma ağı sayesinde benzerleriyle rekabet edebilecek hale geldi ve kısa sürede öne çıktı.
Darbecilerin engellemesine rağmen sabırla alternatif arayanların geliştirdiği bu yöntemler, Hizmet’in devletin ruhsat verdiği yasal eğitim faaliyetine yönelmesine vesile oldu. 28 Şubat sürecinde artan denetimler ve kapatma tehditleri hizmetlerin daha titiz yürütülmesine zemin hazırladı. Müfettişlerle kurumları yıpratma girişimi, bilinçli bir rehberlik sayesinde aşıldı.
Küreselleşen hizmetler
1992’de SSCB’nin dağılmasının ardından herkes gelişmeleri izlemekle yetinirken Hocaefendi büyük bir risk alarak, kurumlardaki deneyimli kadroların önemli bir kısmını ve esnafları Türki Cumhuriyetlere gönderdi. Yurt dışında ne yapacağını bilmeyen dil becerileri yetersiz insanlar, onun motivasyonuyla önce Orta Asya’ya ardından da diğer coğrafyalara doğru dağıldı. Deneye yanıla yurt dışında iş yapmayı öğrenenler, gittikleri yerlerde eğitimden kopmuş insanların elinden tuttu ve onlara yeni donanımlar kazandırdı.
Şimdilerde yurt dışındaki birimler, sömestr tatilini değerlendirmek için kolları sıvadı. Ülkeden ülkeye değişse de okullara ara verilen bu dönemde hizmet gönüllüleri bulundukları her ülkede farklı formatlarda kış kampları düzenleyerek kendi topluluklarını manen yetiştirmeye çalışıyor.
Maneviyat odaklı kış kampları
Ben de geniş katılımlı bir kampta birkaç gün geçirdim. Programı organize edenler, katılımcıların her türlü ihtiyacını karşılayacak tedbirleri almıştı. Her yaş grubuna özel program hazırlanmış beş gün boyunca herkesin manevi donanımı düşünülmüştü. Bebek bakımından kreş hizmetine kadar her seviyeyle ilgilenen fedakâr gönüllüler, kamp süresince emanet edilen çocukların etrafında pervane gibi koşturuyordu.
Bir göl kenarındaki asude bir otelde düzenlenen kampta hayat tamamen maneviyat eksenli planlanmıştı. Başkalarının eğlenmek için yaptığı bu tür organizasyonlar, burada manevi donanım kazandırmayı hedefliyordu. Bu bir katalogla da perçinlenmişti. İlk sayfada, “Ey iman edenler rükû edin secde edin, Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki felaha eresiniz” ayeti ile efendimizin (SAV) “Kim Allah’ı kendisi veya bir topluluk içinde anarsa o da onları anar, kim bir karış yaklaşırsa o bir arşın yaklaşır.” hadisi yer alıyordu.
Üstat ve Hocaefendi’den iktibasla, “Kulluğun semeresi Allah rızasına ulaşmak ve ahiret saadetine kavuşmaktır. İnancı canlı tutmak için sürekli tazelemeye ihtiyaç vardır. Farklı fırsatlar kullanılarak düzenlenen toplu programda herkesin değer yargıları yenilenmeli inanç diri tutulmalıdır.” deniyordu.
Kalabalık bir kitlenin nezih bir ortamda manen yenilenmesini amaçlayan kampta katılımcıların tüm insani ihtiyaçları düşünülmüş, içerik olabildiğince çeşitlendirmişti. Otopark sorunu dikkate alınmış, ücretsiz kullanımı için barkotlu sistem düşünülmüş ve bir videoyla anlatılmıştı.
Program boyunca ek duyuruya gerek kalmayacak şekilde günlük akış planı hazırlanmış ve hepsi cep telefonu uygulamasına dönüştürülmüş, hedefin ibadet neşvesi olduğu vurgulanmıştı. Daha ilk gün namaz ve maneviyat ağırlıklı bir sohbet ve o gün yapılacak evratlar için “Ya Latifi Ya Allah” ve “istiğfar”, “salavat” vb. bağlantılar paylaşılmıştı. Barkodlu sistemle program akışını bozmadan konuşanlara soru sorma imkânı verildi. Günlük hatim ve cüz almak isteyenler için de bağlantılar planlanmış Kur’an tilaveti teşvik edilmişti.
Güne, saat 5:15’te Teheccüd namazıyla başlanıyor, ardından toplu dua yapılıyor ve Tevhidname okunuyordu. Saat 6:00’da sabah namazına duruluyor, kısa bir dinlenmeden sonra 8:00’de ihtiyaca cevap verecek ölçüde sabah kahvaltısına geçiliyordu. Kampa, Hizmet’in uluslararası yeni projesi olan “Respect Graduate School”un hocaları damgasını vurdu. 9:00-10:15 arasında o gün için davet edilmiş ilk konuşmacı maneviyat yüklü sohbete başlıyordu. İkinci konuşmacıya kadar olan yaklaşık 45 dakikalık sürede herkes getirdiği kaynaklardan kitap okuyarak özel donanımını artırıyordu. 11:00-12:15 arası yüreklerde ürperti hasıl eden ikinci konuşmacı devreye girdi. Öğleden sonra ve diğer günlerde de konuşmalar programa göre devam etti.
Yetişkinlerin yemek derdiyle zaman kaybını önlemek için, israfa kaçmadan birkaç çeşitten oluşan ölçülü ama doyurucu menüler hazırlanmıştı. Yaşlılar-engelliler-hasta ve hamileler için ayrı düzenleme yapılmış çocuklara için de bir menü düşünülmüştü.
Kamp boyunca hayatın merkezine namaz ibadet ve dua yerleştirilmişti. Her namaz kıratı düzgün bir müezzinin yanık ezanıyla başlıyor, belirlenen vakitte herkese namaza duruyordu. Namaz bitiminde kampların vazgeçilmezi olan sesli Tesbihatlarla devam ediyordu. Perdeye yansıtıldığı için ezbere bilmeyenlerin bile uyduğu Tesbihatlara önde erkeler yüksek sele, arkada bayanlar sesleri duyulmayacak şekilde katıldı. “La İlahe illallah” tesbihini “ya Cemili ya Allah- ya Garibi ya Allah” nidaları takip etti. Toplu içten duaların bitiminde yine yanık sesli birinin okuduğu aşir ile namazlar bitirildi.
Hasılı: Yıllarca imkânsızlıklar içinde geliştirilen eğitim ve maneviyat eksenli alternatifler, zamanla küresel bir yapı haline geldi. Bu deneyim, eğitimin yalnızca akademik başarıya indirgenemeyeceğini; ahlaki, manevi ve insani boyutlarıyla ele alındığında toplumu dönüştüren güçlü bir araç hâline geleceğini ortaya koyuyor.























