CHP’lilerin 17/25 Aralık’ta soramadığı soru

Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, 17/25 Aralık’ta kendisine yönelik oluşturulan dosyada yer alan bilgilerin tamamının doğru olduğunu itiraf etti. Tapeler, telefon görüşmeleri, teknik takip… Tamamının doğru olduğunu söyledi.


Bakan düzeyinde yapılan ilk itiraf bu. O açıdan önemli… Söz konusu açıklamayla iktidarın bugüne kadar dillendirdiği bütün argümanlar da çökmüş oldu!

TR724'ten İlker Doğan'ın haberine göre Bugüne kadar 17/25 Aralık’ın ‘darbe’ değil, ‘yolsuzluk ve rüşvet’ soruşturması olduğunu dair onlarca delil ortaya çıktı. Bizzat CHP bile bilirkişi raporuna dayanarak Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasındaki ‘sıfırlama’ tapesinin gerçek olduğunu açıkladı. Ancak yıllardır şu soruyu soramıyorlar: “17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması ise o operasyonu yapan polisler 7 yıldır neden tutuklu?”


Erdoğan Bayraktar’ın itirafları, 17/25 Aralık dosyasını yeniden gündeme getirdi. Bayraktar, son açıklamasında, soruşturma kapsamında kendisiyle ilgili toplanan bütün delillerin doğru olduğunu söyledi. Bayraktar, “Benim dosyamda hırsızlık yok, görevi kötüye kullanma var. Beni rüşvet ve yolsuzluk çuvalının içine koydular. Bende bir para yakalanmadı, öyle bir şey yok. Benim dosyamda ne varsa, hepsi doğrudur. Tapeler, teknik takip, telefon konuşmalarım A’dan Z’ye kadar doğrudur. Onlarınkiler yanlış olabilir, benimkiler doğru.” dedi.

Erdoğan Bayraktar’ın ilk çıkışı bu değil. Bayraktar, istifasını açıkladığı televizyon programında da tepkisini dile getirmiş ve her şeyi ‘1 Numara’ olmakla suçlanan Erdoğan’ın talimatıyla yaptığını söylemiş ve “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın her şeyden haberi vardı. Başbakan’ın da istifa etmesi gerekir.” ifadelerini kullanmıştı.

SÜLEYMAN SOYLU’DAN 17 ARALIK ÇIKIŞI!

17/25 Aralık’a ilişkin ilk itiraf Erdoğan Bayraktar’a ait değil. Muhtemelen son da olmayacak. Daha önce de bir çok ağızdan soruşturmada ele geçirilen rüşvete dair belge ve görüntülerin doğru olduğu itiraf edilmişti.

17 Aralık’ı itiraf edenlerden biri de halen İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Süleyman Soylu’ydu. Soylu, geçtiğimiz mayıs ayında katıldığı bir televizyon programında, “Benden önceki içişleri bakanlarının oğluyla ilgili bir takım şeyler var, para sayma makineleri filan. Oradan bir algı alıp getirip…” ifadelerini kullanmıştı. Kendisinin oğlunun evinden ‘para sayma makinesi çıkmadığını’ söylüyordu. Muammer Güler’in oğlunun evinden çıkan para sayma makinesini doğruluyordu.


Reza Zarrab’ın kuryesi, Ankara’da rüşvet dağıttığını itiraf etmişti.

ZARRAB’IN KURYESİ: ANKARA’YA ÇOK PARA TAŞIDIM

Zaten Zarrab’ın kuryesi de Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu’na verdiği ifadesinde rüşveti itiraf etmişti. Muhammed Sadık isimli kurye, Ankara’ya defalarca milyon dolarlar götürdüğünü söyledi. Kuryeler, İstanbul’dan Ankara’ya sırt çantalarıyla 2 milyon dolar ve 2 milyon Euro götürürken havaalanında görüntülenmiş ve bu görüntüler de fezlekeye girmişti. Yapılan teknik ve fiziki takibe göre söz konusu paralar Çağlayan’ın oğlu Kaan’a teslim edilmişti… Baz istasyonu kayıtları da bunu net olarak ispat ediyordu. Egemen Bağış da aldığı kutuları kabul etmiş ve ‘hediye’ olduğunu söylemişti.


Zarrab, ABD’deki davada rüşveti nasıl ve hangi yöntemle dağıttığını tek tek anlattı.

ZARRAB: BAŞBAKAN ONAY VERDİ!

Tatil için gittiği ABD’de 19 Mart 2016’da gözaltına alınan Zarrab, İran’a yönelik yaptırımları ihlal ederek ABD’yi dolandırmak, bankacılık sahtekârlığı ve karapara aklama suçlamalarından Miami’de tutuklandı. Savcıyla anlaşan Zarrab, bütün yasadışı eylemlerini tek tek itiraf etti. Her şeyin Erdoğan’ın onayıyla yapıldığını anlatan Zarrab, “Sayın Başbakan bu ticaretin başlatılması için onay ve talimat verdi. Demek istediğim, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Babacan bu ticareti yapmaya karar vermişti.” dedi. Çağlayan’a 45-50 milyon Euro ödediğini anlattı.



ERDOĞAN BİLE ‘İTİRAF’ ETMİŞTİ

Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bile kendisiyle ilgili tapeleri itiraf etmişti. Aslında oğluna telefonla verdiği ‘sıfırlama’ talimatları yüzde 100 doğruydu. 25 Şubat 2014’teki grup toplantısında partisinin grup toplantısında gündemdeki tapelerle ilgili şunları söylemişti: “Çok enteresan devletin kriptolu telefonlarını bile dinliyorlar, bu kadar bunlar alçak.”



HTS KAYITLARI DA ‘SIFIRLAMA’ TAPESİNİ DOĞRULUYOR

17 Aralık 2013 tarihinde Erdoğan ve kızı Sümeyye ile oğlu Bilal arasında yapılan cep telefonu görüşme kayıt ve sinyal (HTS) kayıtları CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran tarafından ortaya çıkarılmıştı. HTS kayıtlarına göre Erdoğan, Ankara Subayevleri’ndeyken o telefon görüşmeleri yapıldı. Erdoğan söz konusu görüşmede, Bilal Erdoğan’a, ‘kardeşi Sümmeyye Erdoğan’ı yanına göndereceğini’ söylüyordu. Öyle de oldu; Sümeyye Erdoğan 17 Aralık, 09.00’da TK2123 ile İstanbul’a uçarak paraların sıfırlanacağı adresleri Bilal Erdoğan’a teslim etmişti. Bu uçuşta Sümeyye Erdoğan Business Class’ta 01F numaralı koltukta uçmuştu.

ŞEHRİZAR KONAKLARI DOĞRULANDI!

Bilal Erdoğan, 17 Aralık günü 23.15’de yaptıkları dördüncü görüşmede babasına paraları henüz sıfırlayamadıklarını, ellerinde 30 milyon Euro gibi bir miktar kaldığını ve onunla da ‘Şehrizar Konakları’ndan daire alabileceklerini söylüyordu. Ve o daireler de alındı! Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak ve kardeşi Serhat Albayrak ile anneleri Kısmet Albayrak’ın, İstanbul Çamlıca’daki Şehrizar Konakları’nda 8 daire aldıkları ortaya çıktı. Konuşmadaki her şey bir bir hayata geçirilmişti.


CHP, sıfırlama tapesinin gerçek olduğunu 7 yıl sonra keşfetti.

CHP 7 YIL SONRA DUYURDU: TAPELER GERÇEK

AKP’nin geçtiğimiz yılki ‘İş Bankası’ çıkışına, CHP’den ‘sıfırlama’ tapesiyle cevap geldi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, 24 Şubat 2020’de Tayyip Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçen ‘sıfırlama’ tapelerinin yüzde 100 gerçek olduğunu açıkladı. Çelik, “17-25 Aralık ses kayıtları tamamen doğru. Bilirkişi raporu aldık.” ifadelerini kullandı.

Aradan neredeyse 1,5 yıl geçti. AKP, İş Bankası’nı gündemden düşürünce CHP de tapeleri unuttu!

PARALAR SAHİPLERİNE İADE EDİLDİ

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tartışmasız en büyük yolsuzluk soruşturmasının üzerinden 7,5 yıl geçti. İktidarın 4 bakanı ve Tayyip Erdoğan’ın ‘1 numara’ olarak adının karıştığı yolsuzluk soruşturmasının üzeri, hukuk katledilerek yapılan ‘darbe’ çığırtkanlığı ile kapatıldı.

Suç üstü yakalanan iktidar önce operasyonu yürüten polisleri, ardından savcı ve hakimleri açığa aldı. Ardından da ‘darbe yapılıyor’ çığırtkanlığıyla hepsini tutuklattı. Daha önce ‘polisler koydu’ dedikleri rüşvet paraları daha sonra sahiplerine iade edildi!


17/25 Aralık operasyonlarına imza atan polisler, 7 yıldır zindanda…

ZAMAN, POLİSLERİ HAKLI ÇIKARDI

17/25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarına ilişkin yıllar sonra yapılan her açıklama, dönemin emniyet mensuplarını aklarken, AKP rejiminin ‘darbe çığırtkanlığıyla’ örtbas ettiği yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet ve talan suçlarını gün yüzüne çıkarıyor.

17 ve 25 Aralık operasyonlarında, mahkeme kararlarıyla rüşvet adım adım görüntülenmiş ve kayda alınmıştı. Soruşturmayı büyük bir titizlikle yürüten polisler, rüşveti tespit için adım adım takip etmeyi yeterli görmemiş ve çapraz kontrol için harita baz analizi bile yapmıştı.

MİLYONLARCA DOLAR 3-5 KİŞİNİN CEBİNE GİRİYOR

İran’ın parasını kaçırmak için kurulan sistem, Türkiye’ye milyon dolarlar kaybettiriyordu. Normal şartlarda gerçek belgelerle ve banka üzerinden yapılması halinde alınması gereken komisyon, 3-5 siyasinin cebine giriyordu.



RÜŞVET ADIM ADIM GÖRÜNTÜLENDİ

Emniyetin hazırladığı fezlekede bakanlar ve oğulları, İran’ın parasının binde 4-5 komisyon karşılığında aklanmasını sağlıyordu. Bunu da yukarıda belirttiğimiz gibi, sahte belgelere yol vererek yapıyorlardı. Fezlekeye göre Çağlayan 28 kez ve toplam 52 milyon dolar, Muammer Güler ise 10 kez ve toplamda 10 milyon dolar, Egemen Bağış ise 3 kez ve toplamda 1,5 milyon dolar rüşvet almıştı. Bağış’ın ayakkabı kutusunda aldığı rüşvet saniye saniye görüntülenmişti.

CHP’Lİ AĞBABA: 17-25 ARALIK DÜPEDÜZ YOLSUZLUK SORUŞTURMASIYMIŞ!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Bayraktar’ın son açıklamaları sonrası önemli sayılabilecek bir paylaşımda bulundu. Ağbaba, “Erdoğan Bayraktar; ‘Beni hırsızlık çuvalına attılar. Dosyamda ne varsa, hem tapeler hem teknik takip doğrudur. Telefon konuşmalarım A’dan Z’ye doğrudur’ demiş. Her şeyi itiraf etmiş! Yani 17-25; AKP’ye bir darbe girişimi! değil, düpedüz yolsuzluk ve hırsızlık operasyonuymuş.” ifadelerini kullandı.



CHP’LİLERİN SORAMAYACAĞI SORU

Erdoğan Bayraktar’ın açıklaması elbette önemli. Ancak hiç kimse ‘yer yerinden oynayacak’ beklentisine girmesin! CHP, söz konusu tapelerin gerçek olduğunu zaten yıllardır biliyordu. Ancak buna rağmen Hizmet Hareketi’nin ‘bitirilmesi’ için AKP’nin yanında durdu ve hukuksuzluklara meşruiyet kazandırdı. Tıpkı 15 Temmuz’da olduğu gibi…

‘17/25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvetle Mücadele Haftası’nın fikir babası MHP lideri Devlet Bahçeli, “Biz, 17 ve 25 Aralık’ın hesabının sorulması vaadimizden asla geri adım atmayız.” demişti yıllar önce.

CHP’den çok büyük beklentileriniz olmasın; Erdoğan, “17/25 Aralık darbe değil, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasıydı. Yolsuzlukların üzerini örtmek için ‘darbe çığırtkanlığı’ yaptık, masum insanları tutukladık.” bile dese kıymeti yok!

CHP’liler şu soruyu asla sormaz: “Madem 17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması ve madem o tapeler, deliller vs. gerçek; o halde onlarca polis neden 7 yıldır tutuklu?”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ