10 aydır tutuklu olan Öğretmenin yaşadığı mağduriyet

28 gün gözaltından sonra tutuklanan öğretmenin 10 aydır kötü hapis şartlarında iddianamesinin yazılmasını bekliyor
Eylül 2016 tarihinde kamoyunda F..Ö diye bilinen davadan gözaltına alındım. (...)’daki evime gelen polisler beni alıp nezarethaneye götürdüler. Ordan (...) emniyet müdürlüğü TEM şubeye getirildim. Burada 28 gün gözaltında tutuldum. İlk başlarda 3-4 gün içinde mahkemeye çıkarıldım diye düşünüyordum. Ama günler ilerledikçe nedense bir türlü ifadeye çağrılmıyordum.

Göz altı sırasında dışarıdan su dışında hiçbir şey içeri alınmıyordu. Zaman geçmiyordu içerde. Bir Kur’ân-ı Kerîm ya da herhangi bir kitap istedim. Kur’ân-ı Kerîm ya da hiçbir kitap vermiyoruz dedi görevli memur. Neden diye sorduğumda 1 ay önce yasaklandı. Normalde Kur’ân-ı Kerîm ve hatta çay bile veriyorduk, ama yasaklandı dedi. Yiyecek olarak günde üç defa yarım ekmek, arasında da peynir, ya salam ya da tavuk döner geldi. Yiyeceklerden dolayı iki defa ishal olup hastaneye götürüldüm. Görevli amir, görüşüp yemeği düzelttireceğim demesine rağmen pek bir şey değişmedi. Günlük üç öğün kuru ekmek ve arasında peynir, salam, tavuk döner. İnsan vücudu buna ne kadar dayanabilir?

Hergün gelen doktorlara ‘’tırnaklarımız uzadı, tırnak makası vermiyorlar, sizin gözetiminizde tırnaklarımızı kessek’’ dedik. Biz adlî tıptan geliyoruz, böyle bir yetkimiz yok dediler. Bir ay boyunca tırnaklarımızı hiç kesemedik. Zarurî bir ihtiyaç olan tırnak kesmenin kime ne zararı olabilirdi? Temel ihtiyaç olan wc ihtiyacımızı bile zamanında karşılıyamıyorduk. ‘’Memur bey ihtiyaç’’ diye seslendiğimizde çoğu zaman ’’Bekle işim var’’ sesini duyuyorduk. Hatta bir defasında bitişikteki böbreklerimden rahatsız olan bir arkadaş iyice sıkışmış ‘Memur bey’ diye seslendi. Bir arkadaşın da avukatı gelmişti. Bekle işim var dedi. Onbeş dakika geçti gelen giden yok. Bir daha seslendi, yine gelen yine gelen yok. Bu defa bizde seslenmeye başladık çünkü arkadaş iyice sıkışmıştı. Arkadaşlar su şişesi ayarladılar utancından olmaz diyordu. Biz de bağırmaya devam ediyorduk. Memurun bizi görmeme ve duymama ihtimali yoktu çünkü 7-24 izleniyordu nezarethane. Nihayet memur bey geldi. ‘’Sizin göreviniz insanlara işkence yapmak mı?‘’ dedim. ’’Bana işimi öğretme, başka işim vardı’’ dedi.

Sizin işiniz buradaki insanları sağlıklı bir şekilde mahkemeye çıkarmak değil mi dedim. ’’Ben işimi sana soracak değilim benim silâhım da var mühimmatım da’’ diye cevap verdi. İlk başta bir şey anlamadım, sonra gerekirse onları da kullanırım demek istediğini anladık.

Yattığımız yerde tahta bir divan, üzerine bir halıfleks, altına bir battaniye, üste bir battaniye o kadar. Sert zeminde yatmaktan her yerim ağrı maya başladı. Yirmisekiz gün boyunca bu şekilde yattım. 6-7 metrekarelik bir yerde iki kişi tam 28 gün boyunca bu şekilde bekledik.

24. 10. 2016 tarihinde mahkemeye sevk edildik. Sabah 8’de önce hastaneye sonra adliyeye sevk edildik. Akşama kadar hâkim karşısına çıkmayı bekledik. Savcı bizimle görüşme gereği bile duymamış! 25 kişi direk hâkim karşısına çıktık. Mahkeme o gece bitmedi. Hukuka göre bizi salıvermesi gerekiyordu, çünkü o gün kararın verilmiş olması gerekiyordu. Ama bizi adliyenin zemin katına indirip birer kampetin üzerine yatırdılar. Ertesi gün ikindiye doğru sonuç açıklanıp (...) T. Tipi kapalı ceza infaz kurumuna gönderildik. (25.10.2016)

10 aydır burada iddianamenin hazırlanmasını bekliyorum. Polis sorgusunda da suç oluşturabilecek hiçbir şey göremedim. ‘’Acaba kimi öldürmüşüm, kimi yaralamışım, kime bir zarar vermişim, vatana, millete ne ihanetim olmuş’’ derken karşıma bir müfterinin itirafları ve hiç kullanmadığım bylock diye bir şey çıktı. Bir müfterinin ve kolluk kuvvetlerinin kumpasıyla adıma kopyalanıp yapıştırılmış bir programdan başka bir şey yok.

Halbuki adresim belli, polis evimden gelip aldı beni. Kaçacak olsam evimde durmazdım. Dışarıda üç tane çocuğum (en büyüğü on, en küçüğü iki yaşında) ve bir eşim var. Geçinebilmeleri için benim çalışmam gerekiyor. Eşim de çalışmıyor. (...)’daki evimizi taşımak zorunda kaldık. Kira vermemek için eşyaları ailemizin evine bıraktık. Kızım okula gidebilmek için (...)’da babamlarla yaşıyor. Eşim (...)’deki kayınpederimin yanında. Yani ailem dağılmış durumda. Kimi Karadeniz’de, kimi Ege de kimi de cezaevinde.

Halbuki tutuksuz yargılansaydım eğer suçlu olduğum anlaşılırsa cezamı çekerdim. Ama şimdi suçsuz olduğum anlaşılınca geçen haftaların, ayların geri gelmesi mümkün mü? Hangi tazminat ya da özür içerideki suçsuz yere geçirdiğim zamanımı bana geri getirebilir? Hukukta ‘’şüpheden sanık yargılanır’’ diye bir ibare var. O zaman ben neden şüphe bile olması zor bir iftiradan dolayı içeride tutuluyorum? Nerede masumiyet karinesi? Hani suç ispat edilene kadar herkes masumdu? Bana, beni tanıyan kim terörist diyebilir. (Hatta bana iftira atanlar da dahil). En küçük bir araştırmayla benim nasıl biri olduğum anlaşılabilecekken 10 aydır içerde tutulmam bir kumpastan başka ne olabilir? Daha düne kadar herkesin övgü yarışına girdiği bir okulda öğretmenlik yapmak mıdır suçum? Bilemiyorum. Burada planlı bir yıldırma ve işkence uygulaması yapılıyor sanki. 14 kişilik koğuşta 28 kişi kalıyoruz. İnsanî ve sosyal ihtiyaçlarımızı karşılamakta zorlanıyoruz. Banyo ve wc ihtiyacımızı karşılamak için bile bir sürü sıra beklemek zorunda kalıyoruz. Bahçede kişi başına bir buçuk metrekarelik bir alan bile düşmüyor.

Hareketsizlikten eklem ağrılarım başladı. Yatağım yerde ve betonun üzerinde. Böbreklerimde taş olduğu için her sabah üşüdüğümden dolayı böbrek ağrılarıyla yataktan kalkıyorum. Hiçbir sosyal faaliyetten yararlanamıyorum. Dilekçe yazıyorum kuruma. Halısaha için, bağlama kurslar için. Sizin dosyadan olanlara bu faaliyetler yasak diyorlar. Daha suçlu olduğumuz bile kesinleşmeden nasıl oluyor da tüm insanı haklardan yoksun bırakılıyoruz bu planlı işkencenin sebebi nedir? Sesimi kimseye duyuramıyorum. Açıkçası birilerinin hesaplaşması yüzünden kobay olarak kullanılmak istemiyorum. Fillerin tepişmesinden çimenlerin ezilmesine benziyor durumum sanki. Yedi düvel bir araya gelse beni vatan haini, bayrak düşmanı yapamaz.

Nasıl terör örgütü üyesi olabiliyorum? Yaptığım işler, yetiştirdiğim öğrenciler göz önündeyken, hiçbir derneğe ve sendikaya üyeliğim yokken bu zulüm nasıl açıklanabilir? Devlet vatandaşın hakkını korumak için vardır benim bildiğim. Devletin gücü kalkan gibi kullanıp bana bu zulüm ve haksızlık nasıl yapılabilir? Kimseye sesimi duyuramıyorum. Medya çoğunluk itibarıyla tek taraflı ve umursamaz davranıyor. Ben de sesimi mektuplarla duyurmaya çalışıyorum. Lütfen benim nezdimde, hapishanedeki mazlûmların feryadına kulak verin ve duyurun. Yarın geri dönülmez yaraların açılmamaması için mazlûmların sesinin artık duyulması gerektiğini düşünüyorum. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı doğru bir mantık değil yarın o yılan herkese dokunur. Ayrıca kimseden bir ayrıcalık beklemiyorum. Sadece ADALET istiyorum. Tarafsız ve baskı altında olmayan bir adalet. Eğer gerçekten delilleriyle terörist olduğum ispat edilirse ülkemizde idam olmamasına rağmen kendi isteğimle idam fermanını imzalarım. Suçsuzluğuma bu kadar inanıyorum ve eminim.

Bütün bunlara rağmen hâlâ iddianamenin hazırlanmasını bekliyorum. Ama ortada hiçbir şey yok. Burada sevdiklerime hasret bir şekilde eli kolu bağlı bekliyorum. Küçük oğlum yeni konuşmaya başlıyor, ne olduğunun farkında bile değil. Ortanca oğlum beni burada çalışıyor biliyor. ’’Baba artık işin bitsin’’ diyor. Kızım 4. Sınıfa gidiyor ve durumun farkında, ister istemez etkileniyor. Ailem geçinebilmek için benim çalışmam gerektiğini biliyor. Psikolojik olarak çok derin yaralar açılıyor ruhumuzda. Yedi metrelik duvarların arasında güneşin gözünü göremeden bekliyorum. Niye beklediğimi bilmeden. Bu mağduriyetlerimin duyurulmasını ve giderilmesini İNSANLIK ADINA istiyor ve bekliyorum.

Yeni Asya
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER İŞKENCE HABERLERİ