İsmail S. Gülümser yazdı: Düşmanlıkta hasedin rolü

"Hizmet gönüllülerinden bazıları çocuklarına veya aile efradına büyük emek sarf ettikleri, iyilik yaptıkları hemen her kesimden insanın bütün bu yapılanları unutmuşçasına hizmete karşı düşmanlık hisleriyle hareket etmelerini anlamakta zorlanıyorlar."


İsmail S. Gülümser / Aktif Haber

DÜŞMANLIKTA HASEDİN ROLÜ


-Bazıları değmezmiş diyerek yaptıkları iyiliklerden pişmanlık duygusunu seslendirebiliyor.

-Bazıları iyiliğe karşılık yapılan kötülükleri nankörlük olarak değerlendirebiliyor.

-Bazıları ise anlaşılamadıklarından yanlış değerlendirildiklerinden şikâyet ediyor.


Elbette bütün bu değerlendirmelerin her birinin kendine göre haklı gerekçeleri var.

Mesela bir iş adamı gurur-kibir duygusunu yenerek yanında çalışan birine arkadaş gibi akrabalardan biri gibi davranmış, bayramlarda davet etmiş sevindirmiş bütün çocuklarının okumasına yardım etmiş aileye yıllarca ek destekte bulunmuş, süreç başlayınca iş adamını ilk şikâyet edenlerden birisi o olmuş.

Deneyimli bir eğitimci kendi ailesi için harcayacağı zamanını öğrencileri için harcamış, şuanda aktif AKP üst yönetimindekilerin çocuklarıyla hiç karşılık beklemeden günlerce ilgilenmiş, onların her türlü problemini çözerek aileyi büyük sıkıntılardan kurtarmış, daha sonra da moral ve motivasyon desteğini sürdürdüğü için çocuk aileden çok hocasına bağlanmış. Bugün AKP yetkililerinden biri olan bu genç tüm bu yapılanları unutup hocasının tutuklanmasını seyretmiş, engellemek için çalışmadığı gibi partide benzerlerinin tutuklanmaları için listeler hazırlayan ekibin içinde yer almış.

Meşrep taassubuyla cemaatler gruplar yıllarca birbirleriyle kan davası gütmüş, uzlaşı ortamı sağlanamadığı için ülke kötü emelleri olan insanların oyuncağı haline gelmiş.

Cemaat herkesi kendi konumunda kabul edip insanları uzlaştırmak için mücadele vermiş hizmetin referansı ile kan davaları sona ermiş ülke sağduyulu olduğu düşünülen insanlar etrafında bir araya gelmiş. İktidar gücünü ele geçiren bu insanlar ilk fırsatta ülke üzerinde kötü emelleri olanlarla anlaşıp kendilerinin oraya gelmesinde payı olan cemaati yok etmeye soyunmuş. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün...

Bazı şikâyetlerin haklı gerekçeleri olduğu ortada, ancak Fethullah Gülen hoca efendi bu hafta yayınlanan yazısında cemaat mensuplarından daha ileri bir fazilet örneği sergilemelerini istiyor. Birilerini suçlamak yerine yaşananlardan dersler çıkarıp bundan sonra benzeri sonuçların ortaya çıkmaması için nelere dikkat etmeleri gerektiğini anlatıyor.

Kıskançlık hissi insanları kıskıvrak yakalayan çok kötü bir duygu, bu hissi öne çıkmış bir insanın neler yapabileceğini işi nereye kadar götürebileceğini kestirmek çok zor. Hoca efendi Edirne’de Kuran öğretiminde bile bazı hocaların kıskançlık duygularının harekete geçtiğini görünce ayrılmak zorunda kaldığını anlatıyor.

Siz çok hayırlı toplum yararına bir hizmet üretebilirsiniz, ancak destek olması gerekenlerden biri yaptıklarınızdan rahatsız oluyorsa, kendini veya grubunu öne çıkarma hissiyle reaksiyon gösteriyor hatta bu yüzden size ve yaptıklarınıza zarar vermeye kalkıyorsa onlardan önce davranıp geri adım atmasını bilmek büyük bir fazilettir.

Çünkü eğer rahatsızlığı hissettiğiniz anda gerekli tedbirleri almazsanız kıskançlık, düşmanlığın kapı komşusudur, bu his kısa sürede düşmanlığa dönüşebilir, hayırlı hizmetlerinize zarar vermek için harekete geçebilirler. Bunun çözümü yaptıklarınızda hiçbir yanlışlık olmasa bile haklarınızdan vazgeçip feragat edebilmekten geçer. Eğer bunu yapmaz doğru yaptığınızı düşünerek ısrar eder ya da sizde onlara karşı tepkisel yaklaşıma
girerseniz mesafeler iyice açılır orta yolda buluşma şansı kaybolur.

Üretilen olumlu hizmetlere kıskançlık hissiyle yaklaşanların yaptıklarını görmezden gelebilirsek;

-Dost cephesinden biriyse büyük bir ahlaki olgunluk gösterip söylenenleri anlayışla karşılayabilirsek,

-Düşmanlığa kilitlenmiş biriyse sulh yollarını araştırabilirsek kısa sürede sonuç alınamasa bile sabır ve metanetle bunların üstesinden gelinebilir.


Faziletli bir mümin bir diğer mümine karşı kötü sözler söylemeyi, saygısızlık olarak görmeli, birileri kıskançlık ya da düşmanlığı öne çıkarıp aleyhte faaliyetler yürütse dahi onlarla uzlaşmanın yollarını aramalıdır. İnsanlığın geleceğinin önemsediğimiz değerler etrafında bir araya gelmesini istiyorsak barış ortamını sağlamak için üzerimize düşen görev yapılmalıdır.

Hasede dönüşebilecek rekabet ortamını oluşmaması için yapılacak her fedakârlık ibadet yerine geçer. Ayrılıkları ortadan kaldırma adına yapılanlar insanın iyilik defterine yazılır.

Bu yüzden olumsuzluklar sineye çekilmeli, eza ve cefaya katlanmasını bilmeli, başkalarını düzeltme şansının olmadığı bu tür konularda kendimizi rehabilite etmeyle işe başlamalı olumsuzluklara karşı bağışıklık kazanılmalıdır.

Bediüzzaman’ın bir âlimin tenkidine karşılık gösterdiği civanmertlik hepimize örnek olmalıdır. O talebelerinden;

-Tenkidi anlayışla karşılamalarını istemiş,

-Tecavüzkâr tavır sergileyenlere aynı yöntemle tepki verilmesine engel olmuş,

-Kardeş olarak bağırlarına basmalarını konuyu münakaşa şeklinde konuşmamalarını tembihlemiş,

-Düşmanlık yapsalar da karşılık vermemelerini, ilim ehlinin enaniyetini tahrik etmemelerini öğütlemiştir.


Özellikle aynı kulvarda hizmet edenler arasında istemeseler bile kıskançlık olabilir.

Kendilerini başkalarından üstün görenler diğerlerinin yaptıklarını hafife alabilir hatta daha da ileri gidip engellemeye çalışabilirler. Bu durumda gönüllülere düşen onlar ne yaparsa yapsın asla temel prensiplerden taviz verilmemeli itidal korunmalıdır.

Hayırda yarış bazen olumlu sonuçlar verse bile rekabette geri kalan birinin nasıl tepki vereceğini kestirmek zordur, bu yüzden başlangıçta kimseyi rekabete sevk etmemek için olağanüstü titizlik gösterilmelidir. Her şeye rağmen birileri zarar vererek sonuç alma gibi yanlış bir yola girer ve kurulmuş düzeni bozmaya kalkarsa dişini sıkıp sabretmek, pişmanlık duyulacak bir tepkiden kaçınmak sonuçta pişmanlığı onlara bırakmak anlamına
gelir. İleride nedamet duygusu içinde özür diler helallik isterlerse, o zaman da sağduyulu davranmalı yanlışlarını sayarak onları utandırmamalı, yaşanan olumsuzluklar unutulmalıdır.

En incitici söz ve davranışları yapanlara karşı sulhu temin etmek için kişisel haklardan fedakârlık yapmasını bilmelidir. Eğer böyle yaklaşılmazsa toplumlar arasında kargaşa çıkarıp dağınıklıktan faydalanmaya çalışanların ekmeğine yağ sürülür. Hizmet insanlarının görevi günaha girmeme olduğu gibi başkalarının günahına vesile olmama da onların görevleri arasındadır. İnsanların bizim yüzümüzden günaha girip cehenneme ehil hale gelmemesi için daha dikkatli davranmak şarttır. İnsan kendini kıskançlıktan koruduğu gibi, başkalarının kıskançlık duygularını harekete geçirmemek için özen göstermelidir. Günaha sebep olmamak için alınacak tedbirlerle daha faziletli davranış kalıpları geliştirilebilir.

Kıskançlıkları önleyip bağları sağlamlaştırmanın yolu başkalarının yaptığı her hayırlı hizmeti alkışlamaktan geçer, onlar sizi alkışladığı zaman da faziletli bir davranış sergilemeli, asıl alkış sizin hakkınız diyerek yaptıkları hizmetler teşvik edilmelidir. Ortaya koyulan her hizmette onların payı olduğu seslendirilmelidir. Eğer yapılacak hizmetleri bu hassasiyet içinde götürülemezse kıskançlıklar önlenemez. Sürekli insan kendini öne çıkarır
her başarıyı kendine bağlarsa, hem ahret sevabından mahrum kalır hem de başkalarını günaha sevk eder. Bu davranış içinde olanlar insanların duygularını iyilik etrafında bir araya getiremez, herkesin başka bir yöne çekmesine engel olamaz.

Böyle bir ortamda Allah’ın desteği kesilir, ne kadar yüksek ideallere sahip olunursa olunsun, yapılan her işte diğerlerinin özellikle aynı alanda hizmet verenlerin duygularını hesap etmek gereklidir. Atılan olumlu adımların kimleri rahatsız edebileceği düşünülmeli, birilerinin yaptığı işleri üstlenip hedef haline gelinmemeli, sürekli farklı ve yeni hizmet alanlarıyla kimseyi üzmeden faaliyet yürütülmelidir. Haset etmeden başkalarının faaliyetlerine engel olmadan farklı kulvarlarda hizmet üretilmelidir. Sevap ve fazilette geri kalmamak için hayırda yarış olsa bile gıpta damarını tahrik etmeden kaçınılmalıdır.

Eğer bütün bu uyarılara dikkat edilmezse oluşacak tepkileri önlemek çok zordur, diğerlerinin yaptığı hizmetleri alkışlar onlara destek verilebilirse kalpleri bir nebze yumuşatılabilir. İradeleri zorlayıp onlara hizmetlerinde daha başarılı olmaları için danışmanlık yapma, yetişmiş eleman verme gibi konularda destekler gelişmelerine katkı sunulabilirse olumlu sonuçlar alınabilir. Hayırlı hizmetleri artırmada toplum kesimleri birbirini desteklemeli herkes ihlâs ve tevazu içinde yaklaşılıp ortak idealler hakkında üzerlerine düşen görevi yapmalıdır. Hâsılı hem doğru yolda yürümeli, hem de başkalarının hissiyatı dikkate alınarak proje geliştirilmelidir. Hoca efendinin yıllar önce yaptığı bu tespitlere baktığınızda bugünlerde yaşanabileceklere hazır olduğunu anlamak zor değil.

-O tepkileri önlemek için elinden gelen gayreti göstermiş,

-Kıskançlığa kendini kaptırmış bir siyasetçi grubunun bu duygularını frenleyebilmek için onlara eleman desteği vermiş,

-Siyasetle hiç ilgisi olmayan bir topluluğu, gerektiği dönemlerde siyasetçilerin hizmetlerine yardımcı olmak üzere görevlendirmiş.


Bedüzzaman ve az sayıda risale-i nur talebesi çok dikkatli davranmalarına, çok prensipli hareket etmelerine rağmen korkularının esaretinde bir siyasi kadronun vehimlerinden kendilerini kurtaramamış onları yok etmek için zindandan zindana sürüklemişler. Aynen onun gibi bugün de hizmet hareketi mensupları kıskançlıkları önlemek için yaptıkları onca fedakârlığa rağmen tamamen hisleriyle hareket eden korkularının esiri dar görüşlü bir
ekibin kıskançlık hislerinin düşmanlığa dönüşmesinin önüne geçemediler.

Kin ve nefret hisleriyle yanıp tutuşan bir kadro yapılan her hayırlı hizmeti yıkmaya yöneldi. Milyonları bulan ülkenin en donanımlı insanlarının yıllarca emek vererek ortaya koyduğu dünyaya model olmuş faaliyetleri yok etmeye soyundular. Her gün tutuklamalar işkenceler hapisten kurtarma vaadiyle itiraf adı altında iftiralarla masum insanlara kötülük yapmaya onların hayatlarını karartmak için her türlü hile ve entrikayı çevirmeye devam
ediyorlar.

Hoca efendi ürettikleri her hizmeti yıkmak için devlet gücünü seferber eden bu ekibe karşı da gönüllüleri ilerideki tavırları konusunda şöyle uyarıyor. Kamuya ait haklarla Allah’a ait hakları affetme yetkimizi yok onlara karşı hesaplarını kendileri verecekler. Ancak kişisel haklara gelince, her gün gönülleri cehenneme sokup çıkaranlara karşı “dövene elsiz, sövene dilsiz, derviş gönülsüz gerek” prensibiyle hareket etmeli, insanlığın kurtuluşu için
fedakârlık istendiğinde haklarımızdan feragat etmesini bilmeliyiz.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ