İbrahim Vuslat Kılcan’ın babası: “Biz ona, o bize hasret gitti”

Kalp nakli olduktan iki ay sonra babası tutuklanan, yüzde yüz engelli İbrahim Vuslat Kılcan’ın ölümünün üzerinden bir yıl geçti.


22 Mayıs 2019’da hayatını kaybeden İbrahim Vuslat Kılcan’ın ölümün üzerinden bir yıl geçti. İbrahim de babasına hasret gitti. Hapisteki babası oğlunu son kez görebilmek için çok uğraştı ama olmadı. O gün saat 17’de Diyarbakır’da serbest bırakılan baba son saatlerini yaşayan oğluna yetişmek için ilk İzmir uçağına bindi. Hastaneye vardığında saat gece yarısını geçmişti. İbrahim ise 23.00’te hayata veda etmişti. Sadece 1 saat gecikmeyle babası oğlunu göremedi.

HİÇBİR RAPOR YETMEDİ


19 yaşında hayatının baharında vefat eden İbrahim ağır engelliydi, kalp nakli olmuştu. Yüzde 100 engelli raporu, hastanelerden alınmış onlarca belge, kalp nakli olması dahi son anlarında babasının onun yanında olmasına yetmedi. Türkiye’de adalet, İbrahim Vuslat Kılcan’ın ölümünden birkaç saat önce ‘ikna’ olabildi. Ama çok geçti. İbrahim baba hasretiyle krize girip hayata veda etti.

KALP YETMEZLİĞİ ORTAYA ÇIKTI

2000 doğumlu İbrahim Vuslat Kılcan’a 2014 yılı sonunda kalp yetmezliği teşhisi kondu. Ardından buna bağlı olarak kas hastalığı ortaya çıktı. Doktorlar uzun vadede mutlaka kalp nakli olması gerektiği söyledi. Erzurum’da yaşayan Kılcan ailesi, sağlık imkânlarının daha iyi olması nedeniyle Ege Üniversitesi ile görüşmeye başladı. Bu sırada Erzurum’daki Aziziye Koleji’nde edebiyat öğretmeni olan baba İrfan Oğuz Kılcan, görev yaptığı okul kapatılınca, Şubat 2015’te İbrahim’in tedavisi için İzmir’e taşınmaya karar verdi. Baba Kılcan, oğlunun tedavisi devam ederken yanından bir an olsun ayrılmadı. Hep beraberdiler. İbrahim hastalığından dolayı çok fazla arkadaş edinememişti. Bu yüzden babasıyla arkadaş gibiydiler.

      

3 YIL KALP DESTEK CİHAZINA BAĞLI YAŞADI

İbrahim Kılcan üç yıl kalp destek cihazına bağlı olarak yaşadı. Şubat 2018’de uygun bir kalbin bulunmasıyla kalp nakli oldu. Önemli ve ilkleri barındıran bir ameliyat geçirmişti. İbrahim, kas hastası olarak kalp nakli olan ilk kişiydi. Nakil sürecinin ardından 6 aylık uyum süreci başladı. Bu sırada tamamen steril bir ortamda bulunması gerekiyordu. Düzenli bakıma, moral ve motivasyona ihtiyacı vardı.

      

BABASI HASTANEDEKİ OĞLUNA GİDERKEN GÖZALTINA ALINDI

Çocuklarının derdiyle kavrulan Kılcan ailesinin hayatı Diyarbakır’da devam eden Cemaat soruşturmasıyla adeta kâbusa döndü. 9 Nisan 2018 günü, baba İrfan Kılcan hastaneye oğlunun yanına gitmek üzere evden çıkacakken evine polis geldi, gözaltına aldı ve Diyarbakır’a götürüldü. İbrahim babasının gidişiyle, en yakın arkadaşını da kaybetmiş oldu. Moral bozukluğu ve stres nedeniyle hastalığı ilerlemeye başladı. Fenalaştı, tansiyonu fırladı. Kalbin uyum sürecinde krizi tetikleyebilecek dış etkenler ölümcül olabilirdi. Nitekim oldu da…

TEKERLEKLİ SANDALYE İLE BABASININ DURUŞMASINA KATILDI

Baba İrfan Oğuz Kılcan, 14 ay hapis yattı. Mahkemeleri devam ederken İbrahim tekerlekli sandalyeyle iki duruşmaya katıldı. Aile defalarca sözlü ve yazılı olarak itiraz etti. Çocuğun durumunun ağır olduğunu, babasına ihtiyaç duyduğunu, moralinin yüksek olması gerektiği konusunda raporlar da sundular. Babanın tutuksuz yargılanması, tahliyesi için her yol denendi ancak mahkeme heyeti bir türlü ikna olmadı.


14 ay Diyarbakır Cezaevinde hapis yatan İrfan Kılcan, bir görüş gününde ailesiyle birlikte. 3 kız kardeşi bulunan ve evin en büyüğü olan İbrahim, babasını hapisteyken sadece 1 kere ziyaret edebilmişti. Fotoğraf, 2018 yılı Kurban Bayramının üçüncü gününde çekildi.

“ÖLMESİNİ Mİ BEKLİYORSUNUZ”

İrfan Kılcan “İki defa mahkemeye geldi oğlum. Mahkeme heyeti durumunu bizzat gördü. Çocuğun desteğe, morale, bakıma, baba sevgisine ihtiyacı var dedik ama bu itirazlar görmezden gelindi. Dikkate alınmadı. Durumun aciliyetinin anlaşılması için, ‘Çocuğun ölmesini mi bekliyorsunuz?’ dedim, yine de nafile.” diyor.

22 Mayıs 2019 tarihinde fenalaştı İbrahim. Hastaneye kaldırdılar. Hastanede “Ölüm riski yüksek” diye rapor verildi. Ailenin avukatı raporu hemen mahkemeye sundu. Mahkeme başkanını arayarak “Çocuk ölmek üzere, bari son anlarında yanında olsun” dedi. İrfan Kılcan, 22 Mayıs 2019 akşamı saat 17.00 gibi tahliye edildi. İlk uçakla İzmir’e gitti, ancak oğluna yetişemedi. İbrahim saat 23.00’te vefat etmişti, babası ise 00.30’da varabilmişti hastaneye.

“YAPILANLAR İNSANI KAHREDİYOR”

Yaşadığı süreci değerlendiren İrfan Kılcan, “Çocuğun en zor anında, moral olsun, bakımı olsun en çok babaya ihtiyaç duyduğu zaman diliminde hapishanede bulundum. Biz ona, o bize hasret gitmiş oldu. Yani bile bile, ağır engelli, bakıma muhtaç, kalp nakli olmuş, bunları bizim yazılı ve sözlü olarak ifade etmemiz, çocuğu bizzat görmeleri, her türlü hastane raporlarının önlerinde olmasına rağmen bunların dikkate alınmaması insanı kahrediyor.

“MORGDA GÖREBİLDİM”

“Hapisten çıktığımda oğlum yoğun bakımdaydı. Her zaman yoğun bakıma kaldırılıyordu ama bu sefer ciddi bir şey olduğunun farkındaydım. Serbest bırakılan insanda tahliye sevinci olur ben onu zerrece hissetmedim. Ramazandı. Avukatımla birlikte iftar yaptık. Ne yediğimizi, içtiğimi bilmiyorum. İzmir’e indim. Hastaneye koştum. Eşim perişandı. Diğer hasta yakınları onu teselli ediyordu. Oğlumun son bir kere görmek için morga gittim.” ” diye konuşuyor.



İbrahim Vuslat’ın cenazesi, 23 Mayıs 2019’da memleketleri Kayseri’de toprağa verildi. İbrahim Kılcan’ın bileklikleri, bazı eşyaları, ağır hastalığı nedeniyle yaşamının son üç yılını bağlı geçirmek zorunda kaldığı kalp destek cihazının aparatları Tenkil Müzesi’ne bağışlandı. İbrahim’i Kayseri’de bırakan Kılcan ailesi artık bir Avrupa ülkesinde yaşıyor.

GERGERLİOĞLU SÜRECİ YAKINDAN TAKİP ETTİ

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, İbrahim ve Kılcan ailesini yaşadıklarını Meclis’te sık sık gündeme getirmişti. Hastalık sürecinde İbrahim annesini arayarak durumu hakkında bilgi almış, vefatında taziyelerini sunmuştu.
 
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ