TÜSİAD'tan laiklik çıkışı: Laiklik bu ülkenin çimentosudur

Ankara'da yapılan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında konuşan TÜSİAD YİK Başkanı Özilhan, 'Asla vazgeçemeyeceğimiz ilke laiklik' vurgusu yaptı.




Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği'nin (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı Ankara'da gerçekleştirildi.


Toplantının açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, "Ekonomide gözlediğimiz toparlanmanın kalıcı hale getirilmesi kısa vadede en önemli odak noktamızdır. Bunu yaparken toplumun önüne yeni ve heyecan verici, toplumsal enerjiyi harekete geçirici hedefler koymalıyız. Bunu gerçekleştirebilmek için istişareye, şeffaflığa, iletişime ve ülke kaynaklarının doğru ve verimli şekilde kullanılmasına ihtiyacımız var. 2000’li yıllarda Türkiye, dünya ile aynı dalga boyunda gitmenin ve AB sürecinin semeresini gördü. Yabancı yatırım çekti. Dünyada örnek gösterilmeye başlandı. Genç nüfusumuz geleceğe daha güvenle bakabildi" değerlendirmesinde bulundu.  

EN ÖNEMLİ İKTİSADİ GÖSTERGE İŞSİZLİKTİR

Kaslowski, konuşmasında şu noktalara dikkat çekti:

"Genç bir nüfusa sahip olduğumuz için bizim açımızdan en önemli iktisadi gösterge büyümenin yanı sıra işsizliktir. İşsizliğin toplumsal maliyetinin ne denli yüksek olduğunu tartışmak bile sanırım gereksizdir. Geçtiğimiz gün açıklanan büyüme rakamları artık ekonominin yıllık olarak pozitif büyümeye geçtiğini gösterdi. Ancak işsizlik oranlarımız hala tarihi olarak yüksek seviyelerde seyrediyor. Belli oluyor ki bu yılki büyüme oranımız yüzde yarım civarında gerçekleşecek. Önümüzdeki yıl Orta Vadeli Program yüzde 5 büyüme hedeflemiş durumda, uluslararası kuruluşların tahminleri ise şimdilik yüzde 3 civarında…

PARA VE MALİYE POLİTİKALARI TUTARLI VE ÖNGÖRÜLEBİLİR OLMALI

Hesaplarımız yüzde 5’in altında bir büyümenin işsizliği daha da yükseltebileceğini gösteriyor. Yani yeniden büyümeye geçiş çok kritik öneme sahip. Geçen yıl krizle mücadele ederken sadece kısa vadeye değil uzun vadeye odaklanılması gerektiğine dikkat çekmiştik. Krizin, altında yatan kırılganlıklar ve yapısal sorunlarla yüzleşmek için bir fırsat olduğunu vurgulamıştık. Ekonomi büyümeye geri dönülmesine rağmen bugün yatırım ortamının iyileştiğini, kırılganlıkların sona erdiğini söylemek henüz mümkün değil. Güven ortamını yeniden tesis etmeliyiz; bunu yapmanın yolu; hukuk devleti ilkelerini gerçek anlamda uygulamaktan, rekabetçi piyasa ekonomisi ilkelerinden taviz vermemekten, para ve maliye politikalarında tutarlı ve öngörülebilir hareket etmekten geçiyor. Büyük merkez bankalarının izlediği düşük faiz politikası uygulama sınırlarına yaklaşıyor. Borç yükümüzü son dönemde hafifleten dışsal gelişmeler uzun vadede ortada olmayacaktır. Dış büyümenin de bize çok yardımcı olacağını beklemiyorum. O günlerin hazırlığını bugünden yapmalıyız.

YENİ VERGİ TASARISI İSTİŞARE EDİLMEDEN MECLİS'TEN GEÇİRİLDİ

Zira ekonomimizde yeniden dengelenme olduğundan bahsedilirken, dış borç oranımızın milli gelirin yüzde 62’si gibi daha önce hiç karşılaşmadığımız bir seviyede olduğunun bilincinde olmamız gerekiyor. Özel sektör bir miktar döviz borcu geri ödemesi yaparken, bu kez kamunun döviz ağırlıklı borçlandığını görüyoruz. Bütçe açığı bir seferlik gelirler hariç bırakıldığında yüzde 5’in üzerine çıkıyor. Herhalde bu nedenledir ki, iktisadi kesimlerde tedirginlik yaratan düzenlemeler içeren yeni vergi tasarısı yeterince istişare edilmeden Meclis’ten geçirildi. Kayıtlı kesimin üzerine daha fazla yük getiren bu düzenleme, yıllardır beklediğimiz, vergiyi tabana yayacak, vergi adaletini sağlayacak ve kayıt dışılığı azaltacak reformlar içermemekte; kamu açığının süratle kapatılması gayesi taşımaktadır. Ancak vergi bazının tahrip olması, kamu açığından daha ciddi bir sorundur." 

Türkiye'nin yakın geleceğini kaybetmemek, 21'inci yüzyılın çetin rekabet ortamında kaybolmamak için somut bir yol haritasına ihtiyacı olduğunu belirterek Kaslowski, "Bu yolu döşeyen taşlar demokrasidir, büyümedir, istihdamdır, eğitimdir" dedi.

ÖZİLHAN: TÜRKİYE DÜNYADAKİ KRİZLERDEN MUAF DEĞİL

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan da, dünyadaki hareketliliğe dikkat çektiği konuşmasında, "Dünya, şiddetli toplumsal hareketlerden Brexit sürecine, ekonomik yavaşlamadan küresel iklim krizine, sosyo ekonomik dengesizliklerden teknolojik dönüşümün etkilerine uzanan çok geniş bir yelpazedeki sorunlar yumağıyla uğraşıyor. Belli ki bu sorunlar yumağına bulunan çözümler yeterli ya da uygun olmuyor. Bu nedenle birçok ülkede sokak siyaseti 1968’den bu yana ilk kez parlamenter siyaseti gölgede bırakarak belirleyici dinamik haline geliyor. Gündemimizi işgal eden bütün bu sorunlar bugün dünyanın çoklu bir kriz durumuyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Ülkemiz de bu krizlerden muaf değil. Kendi konjonktürümüzden kaynaklanan sorunların hafiflemesiyle, sürekli ertelemekte olduğumuz yapısal sorunlarla nihayet uğraşabileceğimiz bir fırsat çıkıyor önümüze. Bu zamanı iyi kullanmalıyız" dedi. 

PLANLAMA HATALARININ BEDELİNİ HEPİMİZ ÖDÜYORUZ

Özilhan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ülkemiz hem konjonktürel hem yapısal; hem kendine özgü hem de evrensel sorunlarla karşı karşıya. Bugünden geleceğe baktığımızda değişim kaçınılmaz. Hiç kimsenin değişimi engelleme gücü yok. Dolayısıyla mesele, değişime ne ölçüde hazır olunduğu. Hazırlıksız yakalananlar için değişimin yıkıcı etkisi çok daha yüksek olur. Değişimi yönetmek iyi bir yönetişim modeli ve planlama becerisi gerektirir.  Planlama konusunda Eisenhower’ın sevdiğim bir sözü var: plan gereksizdir ama planlamanın kendisi zaruridir. Bu söze uygun olarak, bir kez yapıldıktan sonra rafa kaldırılacak planlar değil, toplumun farklı kesimleri ile istişare içinde yürütülecek dinamik bir planlama süreci gerekiyor. Kaynakları nereye yönlendireceğimizi istişare ile belirleyelim. Böyle olunca tüm toplum ortak hedefler doğrultusunda seferber olur. Bir iş yapılacağı zaman işi ehline bırakalım. Harcamalar şeffaf olsun ki, paranın doğru kullanıldığı ve kayırmacılık yapılmadığı konusunda kimsenin şüphesi olmasın. Aksi halde ulaşmak istediğimiz hedeflere ulaşamayız. Üstüne bir de lüzumsuz yere kaynak israfı ve çevre tahribatı yapmış olur, para ve zaman kaybederiz. İşte enerji sektöründe, altyapı yatırımlarında, kentsel dönüşümde ve hatta eğitimdeki planlama hatalarının bedelini hepimiz ödüyoruz."  

LAİKLİK BU ÜLKENİN ÇİMENTOSUDUR

Özilhan, "Ekonomide oluşmaya başlayan olumlu havanın güçlenerek devam etmesi için, serbest piyasa düzeninin kurumsal yapısının güçlendirilmesi, düzenleyici kurumların bağımsızlığının garanti altına alınması, kurumlar arasında görev ve sorumlulukların dengeli dağıtılması gerekir. Unutmayalım ki, uzun vadede vatandaşımızın huzur ve refahı, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, kadın-erkek eşitliği, sosyal adalet, adaletli gelir dağılımı, tüm bireyler için kaliteli eğitim, ifade özgürlüğü, doğal ve kültürel mirası koruma hedefleri doğrultusunda kat ettiğimiz mesafeye bağlı olacak. Bu hedefler doğrultusunda ilerlerken asla vaz geçemeyeceğimiz ilke ise laiklik. Laiklik bu ülkenin çimentosudur" dedi.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ