Veysel Ayhan'ın yazısı: Kadir Topbaş’ın ardından…

"Ve nihayet Kadir Topbaş’ın Gökhan Öğretmenlerle âdil bir mahkemede yüzleşeceği gün geldi."

Hepimizin yaşayacağı gerçekle dün Kadir Topbaş da yüzleşti. Haberini siteye koyarken “vefat etti” demeye bile içimiz el vermedi. “Öldü” dedik. Zatında belki kötü bir adam değildi ama kötülüğe teslim olmuştu. Zulmün lokomotifi olmamıştı belki ama zulme payanda olmuştu. Yapılanlara itiraz etmemişti.

Çok şey bıraktı geriye!


Üzerine çimento dökülmüş bir İstanbul kaldı geriye.

Şahsi olarak da havuzlu villalar, yurtdışı ve yurtiçinde evler, dönüm dönüm arsalar, muhallebici zincirleri, yurtdışı ve yurtiçindeki yüklü döviz hesapları…

Şimdi hepsi sıfırlandı.

Ölümün ardından on binlerce tweet atıldı.

Erdoğan’ın zulüm değirmenine su taşıyanlardan başka hakkında “İyi bilirdik” diyene gözüme ilişmedi.

Peki, zulme itiraz etmemek veya sadece payanda olmak suçu hafifletir mi?

Bu insan zümrelerini Kur’an ayetleriyle en tasvir eden rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’tür.

Alıntılayayım:

“Kur’an açık zulme dikkat çektiği gibi örtülü, maskeli, pasif zulme de dikkat çekmektedir. Bu ikinci tür zulüm zalime seyirci kalmak şeklinde sergilenen zulümdür ki zulmün en kahpe türüdür. Bu kahpe tür, zalime, yaptığı işin normal hatta iyi olduğu kanaatini verir. Pasif zulüm zâlim üreten bir zulümdür. Zulme meşruiyet kazandıran bir namertliktir. Zulme dolaylı destek verenler daha çok aydınlar ve servet kodamanlarıdır. Bu iki zümre itibar görmek, daha çok kazanmak için imkanları elinde tutan zâlim odaklara ‘susarak’ destek verirler. Onlar için her zaman ‘Söz gümüşse sükût altındır.’ Aydınlar susunca zulüm kökleşir!”

“Bir coğrafyada vücut bulan tüm zulümlerde o coğrafyanın aydınlarının tartışmasız payı vardır. Aydının uyarı görevini yaptığı toplumlarda zulüm bulunabilir ama egemen olamaz.

Kur’an bu noktada ‘birikim sahipleri’nden söz etmektedir. Aydınlarda bilgi birikimi vardır, servet sahiplerinde mal ve imkân birikimi. Birikim sahiplerinin susması, zulmü kader haline getirir ve bu kader ülkeleri de uygarlıkları da çökertir. Zulüm her toplumda olmuştur, olacaktır; ama zulmün egemenliği başka bir kavramdır. Aydınlar susunca zulüm sadece ‘olmaz’, egemen olur.”

“Zalimlerle zalimlerin ve bu ikisine uşaklık edenlerin ilişkisi daima bir çıkar ilişkisidir; hiçbir iman ve gerçek kaygısına dayanmaz. Zâlimleri yaratan sürüleşmiş halk yığınları, büyük zalim zağarların yedikleri haramlardan ‘birer kırıntı koparabiliriz’ diye onlara destek veren fino köpeklere benzerler. Bu finoluğu bir başarı, bir beceri, bir kurnazlık sayarlar. Zavallı finolar önlerine atılan ufak kırıntılar karşılığında kendilerinin ve çocuklarının yarınlarını mahvettiklerini bir türlü anlamazlar, anlamak istemezler. Anlatmak isteyenlere de düşman kesilirler. Lût kavminin Hz. Lût’a söylediği şu ‘namuzsuzluk belgesi’ sözü söylerler:

“Çıkarın şunları kentinizden/yurdunuzdan. Bunlar temizlik ve dürüstlükte aşırı derecede titizlik gösteren insanlar.” (A’raf, 82; Neml, 56)

“Zalimlerle onlara köpeklik eden sürünün rahatsızlık sebebi her zaman işte bu ‘temizlik ve dürüstlük’ olmuştur. Başlarına geçecek adamın temiz ve dürüst olması onları verem ediyor. Sürüyü verem eden olguyu da göstermiştir zaman üstü kitap.” (Kur’an’ı Tanıyor musunuz?)

Zâlim ve avaneleri ayetin işaret ettiği hedefe ulaştı. Topbaş 15 Temmuz’dan sonra hiçbir yargı kararı olmadan vefat edenler için ‘Hainler mezarlığı’nı icat etmişti. O dönem, gözaltında işkenceden vefat eden Gökhan Açıkkollu’nun cenazesinin bu mezarlığa defnedilmesi istenmişti. Ailesi güç bela cenazeyi nebbaşların elinden kurtarıp memleketlerine götürmüştü.

Ve nihayet Kadir Topbaş’ın Gökhan Öğretmenlerle âdil bir mahkemede yüzleşeceği gün geldi.

Herkesin günü gelecek.

Herkes ölecek.

Ölmeyecek gibi saltanat kuran Recep Tayyip Erdoğan da ölecek.

Klonu Süleyman Soylu da ölecek.

Sokak hayvanlarının başını okşayıp şefkat pozu veren Abdülhamit Gül de ölecek.

Geriye ne kalacak?

Geriye en az 50 yıl geriye gitmiş bir ülke ve hesabını verecekleri milyonlarca insanın gözyaşı ve hakkı kalacak.

Allah bizi zulmetmekten muhafaza buyursun.

Gökhan Öğretmen gözümün önüne gelince Kadir Topbaş’a rahmet dileyemiyorum.

“Değdi mi Kadir abi?” demekten başka ne diyeyim? Uzun hastane süreci ümit ederim muhasebe ve pişmanlık fırsatı vermiştir…

Sadece yakınlarına başsağlığı dileyebilirim.

Ailesi ve evlatlarının başı sağ olsun!

Veysel Ayhan / Tr724
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ