Söyle bize AİHM, hukuk siyasetin köpeği midir?

Saray muktediriyle birlikte fotoğraf veren AİHM Başkanı Spano, yeni dönemin hukuk anlayışını, hal ve tavırlarıyla onayladığını göstermiştir.


TR724'ten ALPER ENDER FIRAT'ın yazısı şöyle;

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkanı Robert Ragnar Spano, Saray’a gelip “Evet haklısınız,” demiş oldu. “Hukuk denen şey siyasetin köpeğidir. Bu köpekle istediğinizi yakalayabilir, istediğin(m)izi paramparça edebilirsiniz. Yaptığınız her şey bizim gözümüzde meşrudur.”


Ancak fotoğrafta Spano’nun kostümü eksikti, tıpkı çay toplamaya giden yüksek yargı mensupları gibi önü ilikli bir cübbeyle fotoğraf vermesi gerekirdi. Böylece önü ilikli yargı ile Recep T. Erdoğan yönetiminin ne denli iç içe olduğu fikrini tam göstermiş olurdu. Huzura cübbeyle çıkmayı ihmal etmişti ya, bari ceketinin düğmesini ilikleseydi. Spano ayrıca TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanı Şeref Malkoç’un da bulunduğu bir dizi kişiyle görüştü.

Ancak AİHM Başkanı olarak geldiği Türkiye’de yüzlercesi hapiste olan hâkim, savcı ya da avukatlarla, ne de yıllardır feryat eden, açlığa mahkûm edilen KHK’lılarla görüştü. Dünyada en çok gazeteciyi hapseden ülkeye geliyordu ama AİHM Başkanı’nın gündeminde gazeteciler yoktu.

Saray muktediriyle birlikte fotoğraf veren AİHM Başkanı Spano, yeni dönemin hukuk anlayışını, hal ve tavırlarıyla onayladığını göstermiştir.

Bugüne kadar AİHM’in önüne gelen dosyalara bakmamasını ya da AKP hükümeti lehine kararlar vermesini hep hüsnü zan ile yorumluyorduk. Türkiye’yi temelli sistem dışına itmemek için temkinli davranıyor gibi yorumlarımız oluyordu. Öyle ya başka nasıl yorumlanırdı? AİHM Türkiye’de bütün muhalif unsurların temizlenmesini normal karşılıyor ve bir diktatörlüğe gidişin hukuki taşlarını döşüyor olamazdı öyle değil mi?

Meğer öyle değilmiş?

Bir taraftan milyonlarca mağdurun sesine kulak tıkarken bir yandan küçük görünen ama iktidara babasının yapmayacağı iyilikler yapıyordu. Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire eski Başkanı Talip Aydın’ın da twitter hesabından dikkat çektiği gibi, İhraç hakim Zeynep Mercan hakkında verdiği kararda AYM’nin iki üyesi dahil Yargının 1/3 nün işten çıkarılıp, tutuklanmasını “basit endişe” olarak görüp başvuruyu reddetmişti. Bir başka yargı mensubu olan Hakan Baş kararında Sulh Ceza Hakimliği sistemini hukuka uygun bulmuştu.

KHK ile işten çıkarılmalara karşı hükümete insan Hakları komisyonu kurma ve topu çevirebilme aklını veren de AİHM olmuştu. Bu şekilde kendi önündeki on binlerce dosyanın kapağını açmadan reddederek OHAL komisyonunu adres göstermişti. Halbuki çözüm bulmak değil, sadece oyalamak amacıyla kurulmuş OHAL komisyonu, hak arama sürecini yıllara yaymak suretiyle yüz binlerce mağduru fiilen açlığa mahkum etmişti.

Eski hakim Ayhan Bora aylarca tek kişilik hücrede tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirtip tedbir istemişti. Cezaevi şartlarının standartlara uygun olduğunu öne sürerek, Bora kararı ile tecriti normalleştiren, Ebru Timtik, Aytaç Ünsal gibi yaşam hakkı elinden alınanlara cevap vermeyen AİHM, Saray’da verdiği fotoğrafla maskesini düşürmüş ve Türkiye’deki bütün hukuk dışı uygulamaların suç ortağı olduğunu ayan beyan göstermiştir.

Oysa Avrupa’nın Nazi uygulamalarından ders aldığını sanıyorduk. Hiç kimsenin kanunda yazmayan şeylerden suçlanamayacağına, sırf bir gruba aidiyeti veya düşünceleri yüzünden cezaya çarptırılamayacağına inanıyorduk. Ancak bugün geldiğimiz nokta da görüyoruz ki geçmiş yaşanmışlıklardan bir ders çıkarılmamış. 

Bugün başta AİHM olmak üzere Avrupa’nın gözetiminde, hatta yardım ve yataklığında Türkiye’de aileleriyle birlikte sayısı milyonları bulan bazı kesimler sosyal bir soykırıma maruz bırakılıyor. 

Herhangi bir mahkeme ya da adalet kurumu, siyasetin köpeği olabilir ama insan hakları mahkemesi siyasetin köpeği olamaz. İşkence her zaman ve her yerde insanlık dışıdır ve insan hakları olduğunu iddia eden bir mahkemenin meselesidir. Hak gaspı, keyfi tutuklama, kanunda olmayan cezalandırma, soykırım gibi meseleler kendine insan hakları diye isim koyan her mahkemenin meselesidir.

Meseleniz olmazsa maşeri vicdan o ismi sizden alır ve sizin Nazi dönemi mahkemelerinden bir farkınız kalmaz.


Kaynak: TR724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ