İsmail S. Gülümser yazdı: Feragat ve Fedakârlık

Feragat kişinin kendine ait haklardan vazgeçmesi için kullanılan bir kavramdır. Fedakârlık ise belirli bir hedef uğruna kendinden özveride bulunma anlamına gelir.


İsmail S. Gülümser / Aktif Haber
 
Bu iki kavram idealist insanlarda öne çıkmakta onlar kendi beklentilerini bir kenara bıraktıkları ölçüde idealleri için zaman ya da kaynak harcamaktadır.

 
Her şeyin ben merkezli yürütüldüğü maddeci bir dünyada amacı uğruna kendi haklarından feragat edip fedakârlık yapabilenler faydalı hizmetlere katkı sunabilir. İslam tarihine baktığımızda insanlar inandıkları değerlere bağlılıkları ölçüsünde yaptıkları fedakârlıklarla insanlığa yol göstermiştir. Hz. Ömer’in fedakârlık gerektiğinde malının yarısını, Hz Ebubekir’in ise tamamını bağışladığı anlatılmaktadır.
 
Hayır, hasenat dendiğinde fakire verilecek sadakanın anlaşıldığı, bencilliğin öne çıkıp toplum yararına hizmetlerde cimrilik yapıldığı dönemlerde Fethullah Gülen hoca efendi vaaz kürsülerinde ve sohbet halkalarında sahabe hayatından örnekler vererek insanları yapılacak hizmetler için fedakârlık yapmaya davet etmiştir. 
 
Onun düşünceleri etrafında toplanan insanlar dünya tarihinde az rastlanacak ölçüde fedakârlık örnekleri sergilemiş bu sayede yapılacak her olumlu hizmet için fırsat hazırlanmıştır.

-Öğrenciler okul derslerinden kalan zamanlarda sohbet halkalarına katılmış öğrendikleri faydalı bilgileri heyecanla arkadaşlarına aktarma yarışına girmiştir. Hayatının baharında gencecik çocuklar şahsi beklentilerini bir kenara bırakıp büyük bir özveri ile akranlarını kötülüklerden koruma sorumluluğu üstlenmiştir.

-Öğretmenler-rehberler iş saatleri dışında aileleri için harcayacağı zamanın bir bölümünü öğrencileri için harcamış bu sayede binlerce öğrenciye olumlu davranış kazandırılmış, ülkeye insan kaynağı yetiştirilmiştir.

-Esnaflar iş adamları kendi ticaretlerinde kullanacağı kaynakların bir bölümünü toplum yararına projelere ayırmış bu yolla üretilen her yeni hizmet için mali kaynak sağlanmıştır.

Özellikle bu üç kesimin harekete geçmesiyle çok mütevazı bir şekilde başlayan hizmetler giderek gelişince toplumda olumlu hizmetlere inanç-güven artmış, zamanla her kesimden insanın katkısıyla yaygınlaşarak geniş çaplı projelere dönüşmüştür.
 
Hoca efendi ülkede huzurun artmasına yol açacak faydalı projeler için toplumdan destek talep etmiş ancak, yakın çevresinden daha büyük özveri istemiştir. “Adanmışlık mefkûresi” olarak tanımlanan düşünce etrafında toplananlar kendi kişisel yaşam beklentilerini bir kenara bırakıp toplum yararına projelerde varlıklarını ortaya koymuştur. Adanmışlık duygusuna sahip olanlar ülke içi ve dışında binlerce hizmet projesi hayata geçirmiş, dünyada insani değerlerin gelişmesine katkı sunulmuştur.
 
Hayatlarını insanlık için harcama yönündeki teklifini benimseyen binlerce eğitimci esnaf iş adamı kendini hizmet projelerine vakfetmiş böylece yapılacak faaliyetlerin hem insan kaynağı hem mali kaynak problemi çözülmüştür. Her iki kesimin duru niyetlerle yaptığı hizmetler yurt dışında yankı uyandırmış yabancı ülke temsilcileri gönül rahatlığı içinde olumlu faaliyetleri kolaylaştırıp desteklemiştir.

-Eğitimcilerdeki dünyanın geleceğini aydınlatacak insani değerleri anlatma heyecanı ve fedakârlık,

-İnsanlık yararına projelere tüm imkânlarını seferber eden iş adamlarındaki tevazua kimse karşı koyamamış, birçok yetkili altyapı hazırlanması için ülke kaynaklarını seferber etmiştir.
 
Hoca efendi yapılan onca fedakârlığa rağmen gönüllülerin başarıları kendilerinden bilememeleri için sürekli uyarmış, her fırsatta ilahi desek olmadan hiçbirinin yapılamayacağını anlatarak onlardan Allah’ın inayetine sığınmalarını istemiştir. İnsanların bin bir emekle ortaya koydukları gayretleri takdirle karşılayıp onları yeni hayırlı hizmetlere teşvik edip alkışlarken yapılanların kendine bağlanmasından da rahatsız olmuş. Allah’ın yardımının unutulduğu yerde insanların küstahlaşacağını, gaflete düşüp ben duygusunun öne çıkacağını, bir süre sonra bazılarını mitleşeceğini hatırlatarak ilahi desteğin devamı için çevresini sürekli duaya davet etmiştir.
 
Gönüllüler dünyada insani değerlerin öne çıktığı dönemde ellerinde bir çanta ile her yere gitmiş, toplumları olumlu hizmetlerle tanıştırmıştır. İnsanlığa faydalı hizmet yapma hazzına ermiş Allah’ın yardımıyla desteklendiklerine inanan gönüllülerinin samimi gayretleri ve heyecanları gencinden H. Kemal gibi yaşlılarına kadar herkesi kuşatmış binlerce gönüllü kendini hizmet projelerine adamış ve sevgi tohumları saçmak için;

-Çoğu kişisel yaşam zevklerinden vazgeçmiş,

-Bazıları aylarca maaş almadan çalışmayı göze almış,

-Gerektiğinde yıllarca memleket yüzü görmeden hizmet projelerinde amele gibi çalışmış, Bu sayede gidilen yerlere insanlık mesajları ulaştırılmıştır.
 
Son dönemde yapılan bütün yıkıcı kampanyalara rağmen bu hafta yayınlanan yazısında hoca efendi bıkmadan usanmadan çevresindeki insanlarda adanmışlık şuurunun muhafazası için çalışmakta, bu duygunun önündeki engelleri kaldıracak yollar göstermektedir.
 
Dünyevi zevkler ve insani zaafların açığa çıkmak için tetikte beklediği bir ortamda o, kişisel beklentileri bir kenara bırakıp kendilerini insanlığa adayan gönüllülerin düşünce istikametlerini:

-İnsanın manevi hayatında yara açan hususlar onun yapacağı fedakârlığın önünde en büyük engeldir.

-Tarih zorlukları göze alarak yola çıktıkları halde belli bir dönemden sonra durumlarını koruyamayan hayatını başladığı gibi bitiremeyen iradesini iç disiplinini kaybedip dünyevi zevk ve arzularına boyun eğen makamın, malın şöhretin erittiği insanlarla doludur.

-Meşru bir istek olan mala-çocuğa-aileye düşkünlük bazen insanı kuşatır fedakârlık duygularını törpüler.

-Yaşam zevki gibi zaaflar virüs gibi insani değerlere musallat olup onları kemirir.

-Dünya meyli bir imtihandır sınır tanımaz istek ve arzular her zaman insanı esir alabilir.

-Meşru gibi görünen zevkler bir süre sonra insanı gayrı meşru zemine çekebilir.

-Geçmişte fedakârlık yapmış bile olsalar nefsin isteklerine kendilerini kaptıranlar bu prangalardan kurtulamaz.

-Geçici heveslere karşı koyamayanlar adanmışlık anlayışını sürdüremez başkaları için fedakârlık yapamaz.

Gibi uyarılarla korumaya, onları dünyevi zevklere düşkünlükten uzak tutmaya çalışmaktadır.
 
En iradeli insanların bile olaylardan etkilenip tavır değiştirdiği zor bir dönemden geçiliyor. Hayırlı hizmetlerde koşturanlar iç dünyalarında kendileriyle hesaplaşma içinde olmazsa yaptıklarından vazgeçip nefsi isteklerine
boyun eğebilir. Masum görünerek yaklaşan bazı art niyetliler onların iç dünyalarında fitne tohumları ekerek caydırmaya çalışabilir.

-İradesiyle kendini zorlamayanlar bir yerde takılıp kalabilir.

-Yaşadığı olumsuzluklardan dolayı inançları sarsılanlar olabilir.

-Ümitsizliğe düşüp gelecek endişesine kendini kaptıranlar,

-Yaptıklarını yeterli görüp ahret endişesini kaybedenler,

-Zorluklar yüzünden yıllarca emek verdiği hayallerinden vazgeçenler,

-Dünyevi hazları kendilerini kaptırıp toplum hizmetlerinden uzaklaşanlar,

-Hadisinin ifadesi ile mümin doğup mümin yaşayıp sonra durumlarına koruyamayan hayat çizgilerini değiştirenler olabilir.
 
İnandığı değerler adına önüne çıkan engelleri aşma gibi bir hedefi olanlar, taşıdığı değerleri kaybetmemek için iradesini ortaya koyanlar bu azimle karşılaştığı her olumsuzluğu göğüslenebilir. Hayatını ümit-endişe dengesi içinde sürdürenler bu tür istikrarsızlıklardan kurtulabilir. 
 
Başta peygamberler olmak üzere topluma faydalı olmak üzere yola çıkan herkes kötü duygularının esiri kişilerce abluka altına alınmış, Bediüzzaman gibi sürgünden sürgüne gönderilmiştir. Bu yüzden zorluklar boyun eğip insani değerlerin ayaklar altına alınmasına fırsat verilmemeli, hayırlı hizmetlere engel olmaya çalışan her türlü şeytani plana karşı istikameti koruyacak şekilde kararlı bir duruş sergilenmelidir. 
 
İnsanı değerleri her yere taşımak dünyanın geleceğine olumlu katkı sunmak için yola çıkan gönüllüler;

-Rahat yaşam sürme,

-Dünya nimetlerinden keyfine göre yararlanma,

-Sahillerde eğlenip hoş vakit geçirme gibi kişisel zevklerden feragat etmeli kendilerini kötülükten uzak tutmalıdır ki binlerce insanın çabalarıyla ortaya konmuş hizmetler zarar görmesin. Onlar fedakârlık yapıp imkân ve vakitlerini başkalarının hayatına olumlu katkı sunacak hizmetlerde harcamalıdır ki gelecek nesillere hayırla yâd edilecekleri bir dünya bırakabilsinler.
 
İnsanın tek başına bu iradeyi ortaya koyması çok zordur, bu yüzden gönüllüler şartlar ne olursa olsun dayanışma ruhunu korumalıdır.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ