Alper Ender Fırat yazdı: AİHM eliyle kurulan dikta rejimi

'AİHM Başkanı Robert Ragnar’ın bu ziyaretinin siyasi anlamı Sincan’ı ziyaret edip, Uygurlara insanlık dışı muameleler yapan Çinli yetkililerden fahri doktora almasından hiçbir farkı yoktur.'
Gazeteci Alper Ender Fırat'ın Tr724'te yayınlanan analizi şöyle:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) başkanı Róbert Ragnar Spanó, 3-4 Eylül tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret edecek. 18 Mayıs 2020’de atanan Spanó, ziyaretinin ilk günü Ankara’da Türkiye Adalet Akademisi’nde hakim ve savcı adaylarına “insan hakları” başlıklı bir konuşma yapacak. AİHM Başkanı İstanbul Üniversite’si Hukuk Fakültesi’nden de fahri doktora alması bekleniyor.

Robert Ragnar’ın bu ziyaretinin siyasi anlamı Sincan’ı ziyaret edip, Uygurlara insanlık dışı muameleler yapan Çinli yetkililerden fahri doktora almasından hiçbir farkı yoktur. Böyle anlaşılmasının önüne geçecek tek şey Türkiye’deki hak ihlallerinin artık dayanılmaz boyutlara ulaştığını ülkeyi yönetenlerin yüzüne açık açık söylemesidir.


Başkan, Rusya ile birlikte Avrupa’da en çok hak ihlali yapılan ülkeye geliyor, rejimin hakim kılığındaki kurşun askerlerine ‘insan hakları’ üzerine seminer veriyor. Bu da yetmiyor KHK ile yüzlerce akademisyenin kanunda yazmayan suçlamalarla görevinden atıldığı ‘KHK zulmümün’ simge okullarından, İstanbul Hukuk’tan fahri doktora alıyor. 

15 Temmuz’dan sonra karanlık bir rejim kuran Recep T. Erdoğan ve Ergenekon ittifakını, Avrupalı siyasilerin ziyaret etmesi, siyasi ilişkileri sürdürmesi kısmen anlaşılabilir bir durumdur. Ancak 4 yıldır Türkiye’den gelen insan hakları ihlal başvurularının neredeyse hiçbirini işleme koymayan; insanları sanki varmış gibi ‘iç hukuku tüketin’ diye Türkiye’ye geri gönderen ya da rejimin mahkemelerini haklı bulan AİHM’in, başkan düzeyinde ziyareti, bugüne kadar ki uygulamaların taammüden uygulanan bir politika olduğuna da işaret ediyor. 

Türkiye’de, sadece Gülen Cemaati mensuplarına değil muhalif olan hatta muhalif olma ihtimali bulunan herkese karşı soykırım nitelemesini hak eden eylemler icra ediliyor. AİHM’in gözleri önünde ‘Sosyal ölüm’ diye itiraf etmekten çekinmedikleri uygulamalarla insanları, yakınlarıyla birlikte devletten ve hatta hayattan arındırmaya yönelik, sistematik bir operasyon yapılıyor.

AKP’nin propaganda aygıtları bunu “Arınma” (Lustration) olarak sunmaya çalışıyor…  ‘Arınma’ SSCB’nin dağılması ve “Demir Perde”nin yıkılması sonrasında, Doğu Bloku’nu demokratik dünyaya adapte etmek üzere ortaya atılmış bir kavramdır…

Aynı zamanda komünist devletin devrim muhafızı olan kamu görevlileri, yeni devlete ve hukukun üstünlüğüne direniyorlardı. Çare olarak kamu görevlilerinin, sosyal haklarını vererek emekli etme veya işten çıkarma bulundu ve özel kanunlar çıkarıldı.

Arındırmada amaç diktatörlükten demokrasiye geçişti. Bu uygulama, bir dikta rejiminin inşasına payanda yapılabilir mi?

Kaldı ki orada bile insanların yaşamlarını sürdürebileceği imkanlar elinden alınmadı. Türkiye’deki uygulama hedef kitle açısında olduğu kadar uygulama şekli ve devleti götürdüğü yer itibarıyla hiçbir şekilde ‘arınma’yla ortak paydası olamaz. 15 Temmuz rejiminin KHK ile kendisine muhalif gördüğü yüzbinlerce kamu çalışanını işten atması bir demokrasi arınması değil tam tersine diktatörlük rejimi ayırımcılığıdır.

Birçok örnek olayda Türkiye’ye dönüp “Bu işlemi arınma kapsamında mı yapıyorsunuz” demek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin varlık sebebini bile ortadan kaldırıyor. Kaldı ki arınma uygulamalarında dahi ihlal incelemesi yapıp ihlalleri cezalandıran bir mahkemeden söz ediyoruz.

15 Temmuz rejimi AİHM ile birlikte arınma yapıp ülkede ne kadar hukukun üstünlüğünü, adaleti, evrensel değerleri savunan kamu çalışanı varsa devletten atıyor. Korkarım ki Türkiye diktatörlüğü AİHM’in yardım ve yataklığıyla kuruluyor.

Batılı devlet olmak konforlu bir şey hem muhaliflere kapıları açıyorsunuz, demokrasiden, insan haklarından, hukuktan yanaymış gibi imaj çiziyor, insan haklarının yeryüzündeki merkezi gibi caka satıyorsunuz, hem de diktatörlüğe giden taşları birlikte diziyorsunuz. Onunla iş tutuyor tutuyor ülkeyi her açıdan yok etmesini izliyorsunuz.

Bu diktatörler ne zaman sıkışsa, el altından hayat öpücüğü üflüyor, diktatörlüğünü meşrulaştırıyorsunuz.

Ama imajınız her zaman hukuktan yana oluyor.

Kaynak: Tr724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ