Tanıklar: ‘Askeri öğrenciler darbeyi bizden öğrendi!’

Askeri öğrencilerin yargılanıp müebbet hapis cezasına çarptırıldığı sözde 15 Temmuz davalarında tanıkların verdiği ifadeler, Türkiye’deki adliyelerde nasıl bir hukuk katliamına imza atıldığını da tescilliyor.

TR724'ten İlker Doğan'ın haberine göre Tuzla Orhanlı gişeler ve Sultanbeyli ve Mehmetçik Vakfı mevkiinde meydana gelen olaylara ilişkin tanık ifadelerine göre askeri öğrencilerin darbe girişiminden haberi bile yok. Mahkemede ifade veren tanıklar, askerlerin darbeyi kendilerine tepki gösteren halktan öğrendiğini anlatıyor.

ASKERE DOĞRUDAN ATEŞ AÇILDI


Tanık Muammer Aslan’ın ifadesi şöyle: “(Otobüsün etrafını saran) Arkadaşlardan çoğu kişi ellerindeki telefonlarla askerlere bir şeyler izlettiler, bazı şeyler gösterdiler. Ben bunlara tanık oldum. Zaten ondan sonra da çoğu şeyin değişmeye başladığını hissettik. Sonra askerlerle birlikte İstiklal marşı okuduk.” Aslan’ın ifadesine göre askerler, ‘terörist’ zannettikleri kalabalığı korkutmak için önce havaya ateş açıyor. Ancak kalabalığın arasından birinin doğrudan hedef göstererek askerlere ateş açması üzerine askerler karşılık veriyor. Söz konusu ifade, askeri öğrencilerin, ‘terör eylemi’ savunmasını doğruluyor.

SİLAHLARINI OTOBÜSÜN İÇERİSİNDE YERE BIRAKTILAR

Bir başka tanık Abdullah Uslu ise, askerlerin kendilerini yumruklayan ve taşlayan halka tepki bile vermediğini anlatıyor: “Bize ‘eğitim amacıyla buraya geldik’ dediler. Sohbet ettik. Adamlar otobüste ağlıyordu. Darbeci olsa çeker vururdu, niye ağlasın ki! Otobüsün içinde oturmuşlardı, başları öne eğikti. Kafalarını bile kaldırmıyorlardı. Otobüsten inmediler. Silahlarını otobüsün içinde yere bıraktılar. Ateş etme falan olmadı, ben görmedim.”

***

“Terör eylemi var diyerek Orhanlı gişelerine götürdüler. Ne olduğunu anlayamadan kendimizi çatışmanın ortasında bulduk. Sivil kıyafetli birileri hem askere hem sivillere ateş açıyordu. Arkadaşımla birlikte köprünün ayağına indik. Sabaha kadar orada kaldık. Tek bir kurşun bile atmadım. Balistik incelemede silahım temiz çıktı. Ancak müebbet artı cinayetten 139 yıl yedim. Hakime, ‘kimi, nasıl öldürmüşüm’ diyorum cevap bile vermiyor!”

İfadeler Harbiyeli Emre Pehlivan’a ait. İkinci sınıf öğrencisiydi tutuklandığında. 4,5 yılı aşkın süredir cezaevinde. 15 Temmuz’da izinli olduğunu, telefonuna gelen mesaj sonrası okula gittiğini anlattı mahkemede. Ancak hakimlerin umrunda bile olmadı. Müebbet artı 139 yıl ceza verildi. Emre Pehlivan gibi yüzlerce tutuklu askeri öğrenci var. ‘Terör eylemi var’ denilerek köprüye, gişelere, TRT binasına götürülen 17-18 yaşındaki çocuklar kendini bir anda kaosun ortasında bulmuştu.

NE RAPORLAR, NE TANIK İFADELERİ DİKKATE ALINIYOR

Askeri öğrencilerin ifadelerini hiçbir şekilde dikkate almayan, sunulan delilleri görmezden gelen, kriminal raporları bile umursamayan mahkeme, tanık ifadelerini de ‘yok’ sayıyor. Tuzla Orhanlı gişeler ve Sultanbeyli ve Mehmetçik Vakfı mevkisinde meydana gelen olaylara ilişkin iki tanığın verdiği ifadeye göre askerler kesinlikle sivilleri hedef alarak ateş açmıyor. Yine tanık ifadelerine göre öğrencilerin darbeden haberi bile yok. Öğrendikleri anda da silahlarını yere bırakıyorlar. 

İSTİKLAL MARŞINI ASKERLERLE BİRLİKTE OKUDUK

Tanık Muammer Aslan, sabah hava aydınlanana kadar Sultanbeyli’de olduğunu, olayların bizzat içerisinde yer aldığını anlatıyor mahkemedeki ifadesinde. Öğrencilerin darbeden haberi olmadığını, otobüsün etrafına toplananların telefondan gösterdikleri görüntülerin ardından askerlerin durumu anladığını ve ardından hep birlikte İstiklal Marşı okudukların söylüyor. İddiaların aksine çocukların otobüsten inmediğini anlatan Aslan, “Biz en büyük asker bizim asker diye slogan attık, onlar da bizi alkışladılar. İstiklal Marşını her beraber okuduk. Daha sonra 4-5 polis geldi, askerler teslim oldu. Hatta giderken bize el salladılar. Biz de onları alkışladık” diyor.  

ASKERİ ÖĞRENCİLER SİLAHLARI SAKLADI

Sanık avukatı Oğuz Kağıtçı’nın, “O zaman hiçbir öğrenci İstiklal Marşı okunduktan sonra silah kullanmamıştır diyebilir miyiz?” sorusuna ise şöyle karşılık veriyor: “Tabii ki… İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra hiç kimse silah dahi kullanmamıştır. Hatta askeri öğrenciler silahları saklamaya başladı.”



4 POLİS GELİNCE HEMEN TESLİM OLDULAR

Tanık Aslan, askeri öğrencilerin teslim olmamak için sabaha kadar direndikleri iddiasını da yalanlıyor: “Şöyle söyleyeyim ben. Eğer ki öyle bir şey olduysa, neden 4 kişilik bir polis ekibi geldiğinde askerler içeriye girdi. Hepsi otobüsün içine girdi.” Muammer Aslan, “Uzun süre olay yerindeydiniz. Hiç arbede, mukavemet vs yaşandığına şahit oldunuz mu?” sorusunu ise “Hayır, hiç kimsenin böyle bir şeyi olmadı,” diyerek cevaplıyor. Hedef gözeterek ateş eden bir askeri öğrenci görüp görmediğinin sorulması üzerine ise “Yok yok” karşılığını veriyor.

ASKERLER DARBEYİ BİZDEN ÖĞRENDİ

Muammer Aslan’ın açıklamalarına göre askeri öğrenciler ‘darbe girişimi’ olduğunu yanlarına toplanan vatandaşlardan öğreniyor. Kendisinin cep telefonunun şarjı bittiği için askerlere bir şey izlettiremediğini anlatan Aslan, “Arkadaşlardan çoğu kişi ellerindeki telefonlarla askerlere bir şeyler izlettiler, bazı şeyler gösterdiler. Ben bunlara tanık oldum. Zaten ondan sonra da çoğu şeyin değişmeye başladığını hissettik. İstiklal Marşı da bu olaydan sonra oldu,” ifadelerini kullanıyor. 

KOMUTAN: ‘TERÖRİSTLER BİZE ATEŞ EDİYOR’

Muammer Aslan’ın ifadeleri, askerlerin, “Bizlere terör olaylarına müdahale edileceği söylendi.” savunmasını doğruluyor. Şunları anlatıyor Aslan: “Biz görevdeydik, kışlamıza dönmeye çalışıyoruz dediler. Bunu da ağlayarak söyleyebilirim. Zaten askerlerin birçoğu da ağladı. Hatta halktan biri otobüsün camından bir askerin kafasına yumruk vurdu. Askerlerden hiçbirinin sesi bile çıkmadı. Ellerinde G3 silahları vardı, yine de bir şey yapmadılar. Daha sonra askerler siper aldı. (Üzerlerine ateş açılması üzerine) Havaya ateş etmeye başladılar. Komutanın yanına tekrar gittim. ‘Komutanım neden ateş ediyorsunuz’ dedim. ‘Görmüyor musun teröristler bize ateş ediyor’ dedi.”

ASKER HALKA ATEŞ AÇMADI

“Ben ‘teröristin burada ne işi var’ dedim kendi kendime. O tarafa doğru dönerek, ‘ateş etmeyin’ diye bağırdım. Daha sonra ateş eden kişi benim yanıma geldi. Silahını da gösterdi, ben ateş ettim dedi. Neden ateş ediyorsun, hadi onlar da bize ateş etseydi ne olacaktı dedim. ‘Tamam’ dedi gitti. Bu olay bittiğinde havaya ateş edildi. Askerlerin hiçbirisinin halka doğru ateş açtığını kimse ispat edemez. Askerler bizi ilk gördüklerinde (muhtemelen terörist olduklarını düşündükleri için) havaya ateş açmışlardı. Daha sonra o sivil vatandaş askerlere doğru, içeriye ateş açtı. Sonra askerler de ateş etmeye başladı.”

ÖĞRENCİLER OTOBÜSTE AĞLIYORDU



Tanık Abdullah Uslu da askeri öğrencilerin darbeden haberi olmadığını orada öğrendiklerini teyit ediyor. Uslu, “Bize eğitim amaçlı geldiklerini söylediler. Sohbet ettik. Onların niyeti darbe olsaydı zaten bizi dinlemezlerdi. Hepsinin elinde G3 vardı. Yani her şeyi yapabilirlerdi. O adamlar otobüste ağlıyordu. Darbeci olsa çeker vururdu, niye ağlasın ki!” ifadelerini kullanıyor.

Abdullah Uslu, askeri öğrencilerin polisler gelir gelmez teslim olduğunu ve hiçbir mukavemette bulunmadığını belirtiyor: “En baştan itibaren disiplinsizlikleri olmadı. Polislerin talimatlarını dinleyerek hareket ettiler. Hiç bir şekilde taşkınlık yapmadılar. TIR yolu açınca vatandaşlar askerlerin içinde bulunduğu otobüsü taşladı. Otobüslerin camları kırıldı, askerler yaralandı.”

İSTESELER, HEPİMİZİ ÖLDÜRÜRLERDİ

Abdullah Uslu, askeri öğrencilerin neden darbeci olamayacağını ise şöyle anlatıyor: “Kesinlikle onların darbeci olduğunu söyleyemem. Ya bu insanlar darbeci olsalardı, ilk başlarda otobüsü durduran 50 kişi falandı. Bunlar darbeci olsaydı ellerindeki mühimmatla orayı rahat bir şekilde geçerlerdi. Üç otobüs ardı ardına duruyordu. İçlerinde öğrenci vardı. Dışarı bile bakmıyorlardı. Zaten çoğu da ağlıyordu. Birlikte sigara içtik.”

SİLAHLARI OTOBÜSÜN İÇERİSİNDE YERE BIRAKTILAR

Abdullah Uslu’nun “Öğrencilerin oraya darbe niyetiyle geldiğini hissettiniz mi?” sorusuna verdiği cevap ise şöyle: “Yok, korkuyorlardı. Oturmuşlardı, başları öne eğikti. Kafalarını bile kaldırmıyorlardı. Halk camları yumrukluyordu. Darbeyi bilerek gelselerdi oraya çok insanı şehit ederlerdi. Silahları otobüsün içerisinde yere bıraktılar, ellerinde bile değildi.” 

OTOBÜSTEN İNİLMEDİ, ATEŞ BİLE ETMEDİLER

Mahkeme Başkanı’nın, “Otobüsten inen kimseyi görmedin mi?” sorusuna, “Hayır, görmedim. Sadece otobüsün ön kapısında komutan vardı. Polislerle konuşuyordu.” diye cevap veriyor Uslu. Yine hakimin, “Ateş etme olaylarına falan tanık olmadın mı?” sorusunu ise “Yok, ateş etme falan ben görmedim. Yok…” şeklinde cevaplıyor.

Ancak bütün bu ifadelere rağmen geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Başbakanlık Vekili avukat Necip Kibar, tanıkların beyanlarının dikkate alınmaması gerektiğini, öğrencilerin darbeden haberdar olduklarını ileri sürerek tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istiyor.



ÖLÜM OLAYI YOK AMA OTOPSİ İSTENİYOR!

Müebbet hapis cezasına çarptırılan Ali Emre Yılmaz’ın avukatı Elif Eylem Dedeoğlu’nun savunmasında belirttiği noktalar da önemli. Bir önceki duruşmada haklarında tutukluluk halinin devamına kararı verilirken WhatsApp görüşmelerinin, telefon kayıtlarının ve iletişim bilgilerinin dayanak yapıldığını anlatan Dedeoğlu, “Ancak Ali Emre Yılmaz’ın üzerinde telefon yoktu!” diyor.

15 Temmuz’da Sultanbeyli’de ölüm olayı yaşanmadı. Ancak savcı buna rağmen ‘otopsi’ raporu isteyerek duruşmanın ertelenmesini talep ediyor. Savcının sanki olay yerinde ‘ölüm olayı yaşanmış’ gibi göstermeye çalıştığını anlatan Dedeoğlu, “Efendim bu bölgede ölüm yok!” diyor.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ