CHP Sözcüsü Öztrak: Memleket ‘Narcos’ setine dönmüş, Erdoğan’ın gıkı çıkmıyor

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, suç örgütü lideri Sedat Peker'in Uğur Mumcu’yla ilgili iddialarına ilişkin, “Yenilir, yutulur cinsten değil. Bu çürük duvardan çekilmesi gereken hangi tuğla varsa, artık o tuğla çekilmelidir” dedi.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı yaptı.

MYK’de ekonomi, Covid-19 salgınının devam eden etkileri, Merkez Bankası’nın kayıp 128 milyar dolar rezervi siyaset-mafya-ticaret üçgeninde yaşananlar ele alındığı öğrenildi.


Selanik göçmenlerini hedef alan Akçakoca İlçe Müftüsü’yle ilgili konuşan Faik Öztrak, “Akçakoca İlçe Müftüsü koltuğunda oturan bir kendini bilmez hadsiz, güya bir devlet görevlisi, bu ülkenin asli unsuru olan bazı yurttaşlarımıza, kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatıralarına, hem de cami minberinden, ağır ve kabul edilemez hakaretler etti. Bu müftü, bu makama layık değil” dedi.

CHP Sözcüsü Öztrak, gündemdeki mafya-devlet ilişkileri hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddia ve itirafları için “Türkiye bir mafya elebaşının ifşa ve itiraflarını tefrika halinde izliyor” diyen Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İDDİALAR KORKUNÇ”

“Mafya-siyaset-ticaret ekseninde patlayan kanalizasyondan, ortalığa tahammül edilemez kokular saçılıyor. İddialar korkunç, saray sosyetesine mensup birçok kişi zan altında. Türkiye’ye yönelik uyuşturucu rotaları, Kolombiya’da ele geçen kokainler, Venezuela üzerinden gelen uyuşturucular, mafya-siyaset-ticaret şeytan üçgeni, faili meçhul cinayetler ve bunların faillerine ilişkin yeni iddialar var. Uğur Mumcu’nun katledilmesiyle ilgili, ortaya atılan iddialar yenilir, yutulur cinsten değil. Bu çürük duvardan çekilmesi gereken hangi tuğla varsa, artık o tuğla çekilmelidir.”

“SÜKÛT İKRARDAN GELİR”

“Memleket, memleket olmaktan çıkmış. ‘Narcos’ setine dönmüş” ifadesini kullanan Öztrak, mafyanın konuştuğunu ancak asıl konuşması gerekenlerin sustuğunu vurgulayarak şunları dile getirdi:

“Adalet Bakanı susuyor. Bağımsız ve tarafsız yargı susuyor. Cumhuriyet savcıları susuyor. Havuz medyası susuyor. Bir İçişleri Bakanı konuşuyor o da milletvekillerini zan altında bırakıyor, TBMM Başkanı susuyor. Ama en önemlisi, işler iyi giderken ‘bu ülkede her şeyin sorumlusu benim ben’ diyen Erdoğan’ın şimdi gıkı çıkmıyor. Hiçbir şey yokmuş gibi ‘dördüncü yargı paketi yolda’ masalları anlatıyor. Hayırlara vesile olur inşallah… Fakat bugüne kadar açıkladığı her pakette yargıda işler düzelmeyi bırakın, hep daha kötüye gitti. İnsan sadece konuştuklarından değil, sustuklarından da sorumludur. Hele hele böyle dönemlerde, konuşması gerekenler susarsa, sükût ikrardan gelir.”

“OĞLUNUZA O GÖREVİ KİM VERDİ?”

Öztrak, ‘uyuşturucu’ iddialarıyla gündeme gelen Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım konusunda ise şunları söyledi:

“Son Başbakan’ın oğlu Venezüela’ya yardım için, test kiti ve maske götürmüş. Gittiği dönemde, Türkiye’de günlük vaka sayıları 15 bin 755. Venezüela’da 317. Filistin’de ise bin 329. Venezuela’ya maske ve test kiti taşıma görevini oğlunuza kim verdi? Resmi heyetle Venezüela’da nasıl denk geldi? Madem, bir yardım yapılacaktı, vaka sayısı Venezuela’nın dört katı olan Filistin’e yardım etseydiniz ya. Aziz milletimiz bu yapılan açıklamalardan ‘Mutmain’ olmamıştır. Memleketteki bu hazin tablonun sorumlusu bellidir. 20 Temmuz sivil darbesinin ardından başlayan otoriterleşme süreci, devleti tahrip etmiştir. ‘Devlet güvenliği’ diyerek, hukuk güvenliği yok edilmiştir. Rahmetli Uğur Mumcu’nun yıllar önce dediği gibi; ‘Bir ülkede devletin güvenliği ile hukukun güvenliği eş anlamlıdır. Devlet güvenliği adına, hukuk güvenliğinin ortadan kaldırılması, demokrasi ve hukuk devleti için iİleride onarılamaz yaralar açar.’ İşte bugün Türkiye’de olan da tam budur. Bu ucube vesayet sistemi, bu tek kişi rejimi, hukuku katlediyor. Bu ucube düzende, kurumlar çöküyor. Hak, hukuk, adalet çöküyor. Ahlak, edep, adap çöküyor. Liyakat çöküyor. Tüm bunlarla beraber de bir zamanlar dünyada yükselen yıldız olan bir ekonomi çöküyor. Millet aşını, işini, varını-yoğunu yitiriyor.”

“MECLİS’İN İNİSİYATİF ALMASI SAĞLANMALIDIR”

Erdoğan’a seslenen “Sayın Erdoğan, 19 yıldır bu ülkeyi yöneten sizsiniz. Olan bitenin hesabını vermesi gereken de sizsiniz. Bu anlatılanlar karşısında hiçbir şey yapmayıp susuyorsanız, siz de sorumlusunuz” diyen Öztrak, Meclis’in inisiyatif alması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

“Ortalığa saçılan korkunç iddiaların üstü, beka hamasetiyle kapatılamaz. Esas bunların üzerine gidilmemesi devletin bekasını tehlikeye atar. Bugün devletimizi ve demokrasimizi korumak için, yapılması gerekenler bellidir: Hukuku işletmek. Adaleti çalıştırmak. Millet iradesinin tecelligahı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni devreye sokmak. Sandığı milletin önüne getirmek. Türkiye bağırsaklarını ancak bu şekilde temizler. Çürük duvarlardaki tuğlalar ancak böyle yerle bir edilir. Erdoğan ve Adalet Bakanı bu saatten sonra suskun kalamaz. Yargı ve cumhuriyet savcıları suskun kalamaz. Mayfa-siyaset-ticaret ekseninde, ortalığa dökülen bu iddiaları araştırmak için cumhuriyet savcıları derhal harekete geçmelidir. Siyasetle ilgili kirli iddialar, mutlaka Meclis’te soruşturulmalıdır. Yeni Anayasa’ya göre Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğuna yani 301 imzaya ihtiyaç var. Bu nedenle TBMM Başkanı, parlamentodaki grupların başkan vekillerini davet etmeli ve Meclis’in inisiyatif almasını sağlamalıdır.

“TBMM BAŞKANI, İÇİŞLERİ BAKANI’NI ÇAĞIRMALIDIR”

Öztrak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu için ise şu iddiaları yöneltti:

“Son olarak tüm bu olayların göbeğindeki İçişleri Bakanı, bir milletvekilinin bir suç örgütü lideri tarafından, ‘ayda 10 bin dolar maaşa bağlandığını’ iddia etmiştir. Milletvekillerini zan altında bırakmıştır. TBMM Başkanı derhal İçişleri Bakanı’nı çağırmalıdır. Bu konuda kendisinden bilgi almalı ve gereğini yapmalıdır. 600 milletvekilini zan altında bırakan bu iddia, öyle orta yerde kalamaz. Tekrarlayayım; bugün yaşanan her bir skandal, 1996’da kamyon kasasında patlayan, Susurluk skandalından çok daha beterdir. Susurluk kazasından; 4 gün sonra dönemin İçişleri Bakanı hakkında gensoru verilmişti. 5 gün sonra bakan istifa etmiş, 8 gün sonra da soruşturma başlatılmış, 9 gün sonra TBMM’de Araştırma Komisyonu kurulmuştu. Bugün ortada; ne işletilen bir yargı süreci ne işleyen bir parlamento denetimi ne de birkaç istisna dışında, bu skandalları yazan bir medya var. Türkiye, ne yazık ki, bu ucube rejimle 1990’ların bile gerisine gitmiştir.

“FAİLİ MEÇHULLERİN AYDINLATILMASI İÇİN KİRLİ YÖNETİMDEN ARINDIRILMALI”

Anayasa çalışmaları hakkında gelen soruya Öztrak, “Gerekli açıklamayı Genel Sekreteri’miz yapacaktır” dedi.

“Ankara JİTEM” davasında verilen beraat kararlarının bozulmasında gündem ve zamanlamaya dikkat çeken bir soru üzerine de Öztrak, “Bu çürük duvardan hangi duvarın çekilmesi gerekiyorsa çekilmelidir. Bu kadar kirmenmiş metal yorgunu yönetim ve vesayet altındaki yargı, Türkiye’deki faili meçhul cinayetleri aydınlatamaz. Olsa olsa zamanı geldiğinde kullanılacak koz diye saklar. Faili meçhullerin aydınlatılması için Türkiye’nin bu kirli yönetimden arınması gerekir. CHP iktidarında faili meçhuller mutlaka aydınlatılacaktır” yanıtı verdi.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ