Bahçeli de ‘Erdoğan’ın adaylığı’ tartışmasına 'çalıştı'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, muhalefetin ‘suni gündem’ olarak nitelediği AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olup olamayacağı’na ilişkin tartışmaları yeniden canlandırdı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden aday olup olamayacağına yönelik tartışmaları ilişkin, "Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığı meşrudur, yasaldır, anayasaldır" dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.


MİLLET İTTİFAKI'NI HEDEF ALDI

Cumhur İttifakı'nın iktidar yürüyüşünü durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Zillet ittifakı fazla heyecan yapmasın, havlu atıp nal toplayacakları günler yakındır. Seçim 18 Haziran 2023'te yapılırsa 356 gün kalmıştır. 24 Haziran'da yapılan seçimin üzerinden geçen 4 yılda kimin vatan sevdalısı kimin işbirlikçi ve Türkiye karşıtı olduğunu tescillemiştir. Zillet faillerine diyorum ki yenilen pehlivan güreşe doymazmış ama sizi doyuracağız.

ERDOĞAN'IN ADAYLIĞI TARTIŞMALARINA YANIT

Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığı meşrudur, yasaldır, anayasaldır. 2023'te Sayın Cumhurbaşkanı'mız tekrar, yeniden hatta çok güçlü bir şekilde cumhurbaşkanı seçilecektir.

KARAMOLLAOĞLU'NA YANIT

Saadet Partisi Genel Başkanı, 'Yüzde 100 kazanırız diyemem ama yüzde 99,99 kazanırız' açıklaması yapmış. Şu temelsiz ve ucube kehanete güler misiniz ağlar mısınız? Sayın Karamollaoğlu'na hayal dünyasına mutluluklar diliyorum.

İDAM CEZASI AÇIKLAMASI

Ormanlarımız milli servetimizidir. Bu serveti korumak her vatan evladının ihmal edemeyeceği görevdir. Ormanlar hem gücümüz hem süsümüzdür. Denizlerin en mavisi bizdedir, çiçeklerin en solmazı bizdedir, yeşile düşman kesilenler, ormana tahammülsüz olanlar canımızı da yakmaktadır. Ormanlar coğrafyanın akciğeri, pek çok canlının yuvasıdır. Ormana kast edenler vatana kast etmiştir. İhanetle, rezaletle ve cinayetle izah edilemeyecek bir kötülüğün faili olmuştur.

Hainler ormanlarımızı ateşe vererek hıyanetlerini kusmuşlardır. Ağaçlarımız yansa da dikilecek fidanlarımız vardır. Tekrar yeşillendirmek namus borcumuzdur. Anayasa'nın 169'uncu maddesinde ormanların korunmasıyla ilgili hükümler yer almaktadır. Yanan ormanların yerine yeni ormanların yetiştirileceği, tarım ve hayvancılığın yapılamayacağı, gözetiminin devlette olduğu ortadadır. Ormanlara zarar verecek hiçbir teşebbüse izin verilemeyecektir.

Orman yakanlarla mücadele etmek amacıyla idam cezası tartışmalarını çok yararlı gördüğümü, şayet bu cezanın tekraren hukuk mevzuatımıza girmesiyle ilgili bir kanun teklifi gelirse de seve seve destek olacağımızı açık seçik beyan ve ifade ediyorum.

İdam cezasının kadın cinayetleri, tecavüz ve terör suçlarının da içermesini ümit ediyorum. Üzerimize ne düşüyorsa yerine getirmeye hazırız.

KILIÇDAROĞLU TEPKİSİ

Türk Ocakları göz nurumuzdu, bir nevi mektebimizdi, ilk sevdamızdı. 1931'den 1949 yılına kadar kapalı olduğu dönemi kenara koyarsak 1911'den 25 Mart 2012'den itibaren Türk'ün, Türk milliyetçiliğinin beşiğiydi. Herkes elini vicdanına koyup düşünsün, Kılıçdaroğlu'nun Türk Ocakları'nın kuruluşunun 110. yılında ne işi vardır? Biz bu hazin manzarayı nasıl okuyalım? Davet ede ede, böylesi bir dönemde Kılıçdaroğlu mu edilmiştir? Benim sözüm Türk Ocakları'nın 3-5 yöneticisinedir. Bu gaflete nasıl kapıldınız?

O salondan mesela Ziya Gökalp yerine Marx'ın görüşlerinin kamuoyuna yansımasını nasıl içinize sindirdiniz? Ben çok üzüldüm, dalıp dalıp uzaklara gittim. Acaba Türk Ocakları yönetimi hiç mi üzülmedi?"
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ