Türkiye’nin kronikleşen kuraklık sorunu karşısında alınan her yağış sevinçle karşılansa da, Yeni Şafak gazetesinin “Göller doldu taştı” manşeti, madalyonun diğer yüzündeki liyakat ve planlama sorunlarını gölgelemeye çalışıyor. 38 yıl sonra canlanan Eynif Gölü’nün bölgedeki ana kara yolunu yutması, bir “mühendislik zafiyeti” olarak sorgulanmak yerine, iktidara yakın medya diliyle bir “doğa mucizesi” gibi servis edildi.

“Yolun Sular Altında Kalması Bir Başarı Hikayesi mi?”
Haberin sunumunda dikkat çeken çarpıcı noktalar şunlardır:
- Öngörüsüzlükten “Can Suyu” Çıkarmak: 38 yıllık bir döngüyle su tutabilen bir göl yatağına kara yolu inşa edilmesi, kamu kaynaklarının teknik veriden uzak harcandığının kanıtıyken; haber bu durumu sadece kuraklığın bitişiyle (bereketle) ilişkilendiriyor.
- Maliyet ve Kayıp Gizleniyor: Bir kara yolunun kullanılmaz hale gelmesi ve acilen “alternatif güzergâh” inşa edilmek zorunda kalınması, oluşan kamu zararını ve lojistik aksamayı unutturacak bir sevinç çığlığıyla örtülüyor.
- Sorumluluk Doğaya Havale Edildi: Yolun su altında kalması, planlama hatası yapan kurumların bir eksikliği olarak değil, doğanın “coşkulu bir geri dönüşü” olarak sunularak siyasi ve teknik sorumluluğun önü kesiliyor.
- Kısa Vadeli Bakış Açısı: Yağışlarla göllerin dolması ekolojik bir kazanç olsa da, bu durumun sürdürülebilirliği ve havzadaki hatalı tarım/sulama politikaları “müjde” gürültüsü arasında kendine yer bulamıyor.
Sonuç: Denetim Değil, Algı Haberciliği
Haber, sular altında kalan bir devlet yatırımını eleştirmek yerine, bu durumu bir “bereket tablosuna” dönüştürerek okuyucunun dikkatini teknik başarısızlıktan duygusal doyuma yönlendiriyor. Bu yaklaşım, medyanın kamu yararını denetleme görevinden ziyade, mevcut aksaklıkları rasyonalize etme işlevini ön plana çıkarıyor.
























