Aktifhaber
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM
No Result
View All Result
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM
No Result
View All Result
Aktifhaber
No Result
View All Result

Ahmet Altan’ın yeni yazısı

by aktifhabercom
September 18, 2017
Ahmet Altan’ın yeni yazısı
5k
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

“Beni hapsetmeye güçleri yeter ama beni hapiste tutmaya kimsenin gücü yetmez.”

Bunları bir hapishane hücresinde yazıyorum. Ama hapiste değilim. Ben bir yazarım. Ne bulunduğum yerdeyim, ne bulunmadığım yerde. Beni hapse koyabilirsiniz ama beni hapiste tutamazsınız.

Ahmet Altan
Yazarın Paradoksu


Zenon çok tartışılan ünlü sözünde “Hareket eden bir cisim ne bulunduğu yerdedir ne bulunmadığı yerde” der.

Bu sözün fizikten ziyade edebiyata, daha doğrusu yazarlara ait bir söz olduğunu düşünürüm gençliğimden beri.

Bu satırları bir hapishane hücresinden yazıyorum.

Bu Haberlerdeİlginizi Çekebilir

Alican Uludağ hakkında 19 yıl 6 aya kadar hapis talebi

Alican Uludağ hakkında 19 yıl 6 aya kadar hapis talebi

March 30, 2026
5.1k
“Tutuklu gazetecilere özgürlük” yürüyüşüne polis engeli

“Tutuklu gazetecilere özgürlük” yürüyüşüne polis engeli

March 29, 2026
5.1k

“Bu satırları bir hapishane hücresinden yazıyorum” cümlesini hangi anlatıma katarsanız o anlatıma gergin bir dirilik, karanlık ve gizemli bir âlemden gelen ürkütücü bir ses, dirençli bir mazlumun yiğit duruşu ve pek de gizli olmayan bir merhamet çağrısı eklenir.

İnsanların duygularını sömürmek için kullanılabilecek tehlikeli bir cümledir.

Ve yazarlar insanların duygularına dokunmak söz konusu olduğunda cümleleri kendi amaçlarına alet etmekten kaçınmayabilirler.

Sadece bu amacın anlaşılması bile o cümleyi yazana bir merhamet duyulmasına yeter.

Ama durun; benim için merhamet trampetlerini çalmadan önce size anlatacaklarımı dinleyin.

Evet, bir ıssızlığın ortasındaki yüksek güvenlikli bir hapishanede tutuluyorum.

Evet, kapısı demir şakırtılarıyla açılıp demir şakırtılarıyla kapanan bir hücrede kalıyorum.

Evet, yemeklerimi kapının ortasındaki bir delikten veriyorlar.

Evet, volta attığım küçük taş avlunun üstü bile çelik kafeslerle kaplı.

Evet, çocuklarımla avukatlarımdan başkası ile görüşmeme izin yok.

Evet, sevdiklerime iki satırlık bir mektup göndermem bile yasak.

Evet, hastaneye gitmek zorunda kalırsam bir demir salkımından çekip aldıkları kelepçeleri takıyorlar bileklerime.

Evet, beni hücremden her çıkarttıklarında “kollarını kaldır, ayakkabılarını çıkar” komutları çarpıyor yüzüme.

Bunların hepsi gerçek ama tüm gerçek bu kadar değil.

Güneşin ilk ışıklarının çıplak parmaklıklardan geçip parlak mızraklar gibi yastığıma saplandığı yaz sabahları, avludaki saçağın altında yuva yapmış göçmen kuşların oynak ötüşlerini, diğer avlulardaki mahkûmların boşalmış su şişelerini ezerken çıkarttıkları tuhaf çıtırtıları duyuyorum.

Çocukluğumu geçirdiğim geniş bahçeli köşkte ya da nedense – bunun nedenini gerçekten bilmiyorum – Sokak Kızı İrma filmindeki cıvıltılı Fransız sokaklarındaki otellerden birinde olduğum duygusuyla yaşıyorum.

Kuzey rüzgârlarının öfkesiyle parmaklıklara vuran sonbahar yağmurlarıyla uyandığımda, Tuna Nehri’nin kenarındaki, geceleri önünde meşaleler yanan bir otelde, kışın parmaklıklarda biriken karın fısıltısıyla uyandığımda Doktor Jivago’nun saklandığı önü camlı kışlık daçada başlıyorum güne.

Bugüne dek daha bir kez bile hapishanede uyanmadım.

Geceleri maceralarım daha da hareketlenir. Tayland’ın adalarında, Londra otellerinde, Amsterdam sokaklarında, Paris’in gizli labirentlerinde, İstanbul’un sahil lokantalarında, New York’un sokakları arasında saklanmış küçük parklarda, Norveç’in fiyordlarında, Alaska’nın yolları kardan kapanmış küçük kasabalarında gezerim.

Amazon nehirlerinde, Meksika kıyılarında, Afrika savanlarında bana rastlayabilirsiniz.

Gün boyu kimsenin görmediği, duymadığı, var olmayan, ben onlardan söz edene kadar da var olmayacak insanlarla konuşurum.

Onların kendi aralarındaki konuşmaları dinlerim.

Aşklarını, serüvenlerini, ümitlerini, endişelerini, kederlerini, sevinçlerini onlarla birlikte yaşarım.

Avluda yürürken bazen kendi kendime gülerim. Çok eğlenceli bazı konuşmalarına tanıklık ederim çünkü.

Hapishanede onları bir kâğıda geçirmek istemediğimden bunların hepsini hafızamın koyu mürekkebi ile zihnimin kuytularına kazırım.

O insanlar zihnimde yaşadığı sürece bir şizofren, cümleler hâlinde kitap sayfalarına döküldüğünde bir yazar olduğumu bilirim.

Şizofreniyle yazarlık arasında kolan vurarak eğlenirim.

Aklımda var olan insanlarla birlikte bir duman gibi süzülür çıkarım hapishaneden.

Beni hapsetmeye güçleri yeter ama beni hapiste tutmaya kimsenin gücü yetmez.

Ben bir yazarım.

Ne bulunduğum yerdeyim, ne bulunmadığım yerde.

Beni nereye kapatırsanız kapatın ben zihnimin sınırsızlığında kanatlanır, bütün dünyayı dolaşırım.

Ayrıca benim dünyanın dört bir yanında dolaşmama yardımcı olan, çoğunluğunu hiç tanımadığım dostlarım vardır.

Benim yazdığım satırları okuyan her göz, benim adımı tekrarlayan her ses, küçük bir bulut gibi benim elimden tutup ovaların, pınarların, ormanların, denizlerin, şehirlerin, sokakların üzerinden uçurur. Evlere, salonlara, odalara usulca konuk eder.

Bir hapishane hücresinde bütün dünyayı gezerim.

Sizin de rahatça tahmin edebileceğiniz gibi binlerce yıldır kuşaktan kuşağa geçerek gelen ve genellikle pek itiraf edilmeyen, yazarlara mahsus tanrısal bir kibre, edebiyatın sağlam kabukları içinde büyüyen bir inciyi andıran bir güvene, kitaplarımdan yapılmış çelik bir zırhla korunan bir dokunulmazlığa sahibim.

Bunları bir hapishane hücresinde yazıyorum.

Ama hapiste değilim.

Ben bir yazarım.

Ne bulunduğum yerdeyim, ne bulunmadığım yerde.

Beni hapse koyabilirsiniz ama beni hapiste tutamazsınız.

Bütün yazarlar gibi ben de duvarları rahatça geçecek bir sihrin sahibiyim çünkü.

NOT: Ahmet Altan bu yazıyı Britanya Yazarlar Cemiyeti’nin dergisi  “The Author” için cezaevinde kaleme aldı. 
 

ShareTweet
Previous Post

Tahliye için ölümünü mü bekliyorsunuz?

Next Post

TSK personeline 10 ilde operasyon!

İLGİLİHABERLER

Alican Uludağ hakkında 19 yıl 6 aya kadar hapis talebi
Manşet

Alican Uludağ hakkında 19 yıl 6 aya kadar hapis talebi

March 30, 2026
5.1k
“Tutuklu gazetecilere özgürlük” yürüyüşüne polis engeli
Manşet Altı

“Tutuklu gazetecilere özgürlük” yürüyüşüne polis engeli

March 29, 2026
5.1k
Meta ve Youtube, bağımlılık oluşturmaktan suçlu bulundu
DÜNYA

Meta ve Youtube, bağımlılık oluşturmaktan suçlu bulundu

March 25, 2026
5k
Bayram ziyaretinde gözaltına alınan gazeteci Arı tutuklandı
Manşet Altı

Bayram ziyaretinde gözaltına alınan gazeteci Arı tutuklandı

March 22, 2026
5.1k
Gazeteci İsmail Arı gözaltına alındı
Manşet Altı

Gazeteci İsmail Arı gözaltına alındı

March 22, 2026
5k
Askerin koşu uygulaması konumu ele verdi: İran’a doğru giden Fransız uçak gemisinin yeri tespit edildi
Manşet

Askerin koşu uygulaması konumu ele verdi: İran’a doğru giden Fransız uçak gemisinin yeri tespit edildi

March 20, 2026
5.3k
Daha Fazla Haber
Can Holding soruşturmasında Kenan Tekdağ tahliye edildi

Can Holding soruşturmasında Kenan Tekdağ tahliye edildi

March 31, 2026
5.2k
Özkan Yalım görevden uzaklaştırıldı

Özkan Yalım görevden uzaklaştırıldı

March 31, 2026
5.4k
AB’nin enerji faturası bir ayda 14 milyar avro arttı

AB’nin enerji faturası bir ayda 14 milyar avro arttı

March 31, 2026
5.3k
Türk-İş: Yoksulluk sınırı 106 bin 817 lira

Türk-İş: Yoksulluk sınırı 106 bin 817 lira

March 31, 2026
5.3k
Sigorta şirketi kendi istediği eksperi seçemeyecek

Sigorta şirketi kendi istediği eksperi seçemeyecek

March 31, 2026
5.1k
Volkan Konak, ölümünün birinci yılında mezarı başında anıldı

Volkan Konak, ölümünün birinci yılında mezarı başında anıldı

March 31, 2026
5.1k
Kuzgunlar kurtları neden takip eder?

Kuzgunlar kurtları neden takip eder?

March 31, 2026
5.1k
Milli maç öncesi askeri casus krizi: Antrenmanı videoya aldı

Milli maç öncesi askeri casus krizi: Antrenmanı videoya aldı

March 31, 2026
5.3k
Koruma kararı verilen karısı dahil dört kişiyi öldürdü

Koruma kararı verilen karısı dahil dört kişiyi öldürdü

March 31, 2026
5.2k
Öcalan kendisi için yapılan konuta henüz taşınmamış

Öcalan kendisi için yapılan konuta henüz taşınmamış

March 31, 2026
5.2k
Bütün gece uyutmadılar: A Milli Takım’a gece yarısı havai fişekli taciz

Bütün gece uyutmadılar: A Milli Takım’a gece yarısı havai fişekli taciz

March 31, 2026
5.2k
Savcı, İmamoğlu’nun özel kalem müdürü Kasapoğlu’na tahliye istedi

Savcı, İmamoğlu’nun özel kalem müdürü Kasapoğlu’na tahliye istedi

March 31, 2026
5.2k
Türkiye’de 5G saatler sonra aktif edilecek: Telefonlarınızda hemen yapmanız gereken ayarlar

Türkiye’de 5G saatler sonra aktif edilecek: Telefonlarınızda hemen yapmanız gereken ayarlar

March 31, 2026
5.1k
ABD ve İsrail’in başlattığı savaş üniversitelere sıçradı: İran’da 21 kurum hasar gördü, Körfez’de uzaktan eğitime geçildi

ABD ve İsrail’in başlattığı savaş üniversitelere sıçradı: İran’da 21 kurum hasar gördü, Körfez’de uzaktan eğitime geçildi

March 31, 2026
5.1k
Özkan Yalım’ın mal varlığına el konuldu

Özkan Yalım’ın mal varlığına el konuldu

March 31, 2026
5.2k
Aktifhaber

© 2022 - - Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. İzin alınmadan kopyalanamaz.J.

MENU

  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER

BİZİ TAKİP EDİN

No Result
View All Result
  • GÜNDEM
  • ANALİZ
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • ÖZEL HABER
  • 15 TEMMUZ
  • SPOR
  • İŞKENCE
  • MEDYA
  • MAGAZİN
  • DİĞER
    • EĞİTİM
    • KÜLTÜR & SANAT
    • SAĞLIK
    • TEKNOLOJİ
    • YAŞAM

© 2022 - - Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. İzin alınmadan kopyalanamaz.J.