Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı sitesindeki verilere göre 1 Ekim-24 Aralık tarihleri arasında 175 taş ocağı için “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değil” kararı çıktı.
Bu kararların 53 tanesi Devlet Su İşleri (DSİ), Karayolları, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı ve İl Özel İdaresi gibi devlet kurumlarına ait ocaklar oldu. En çok karar ise 6 Şubat 2023’te depremin vurduğu ve tüm kentin şantiye alanına döndüğü Hatay için verildi. Enkaz kaldırma, yeni inşaatlar ile yoğun hava kirliliğinin yaşandığı kenttin farklı ilçelerinde 6 taş ocağı açılması için ÇED aranmadı.
MA’da yer alan habere göre, siyanürlü altın, gümüş, bakır madenlerinin arkasında kalan taş ocakları da en az onlar kadar doğa tahribatı yaratıyor. Mermer, kaya, kil, granit, kalker gibi taşları çıkarmak için açılan bu ocaklar için de genellikle ormanlar, tarım arazileri ya da yerleşim alanlarına yakın bölgeler seçiliyor. Tamamı açık madencilik olarak işletilen bu ocaklarda yapılan patlatmalar yeraltı çatlak sistemlerini bozarak çökmelerle suyollarının değişmesine ve suyun derinlere geçmesine, biyolojik çeşitliliğin azalmasına, toprak yapısının bozulmasına, erozyon ve heyelan riskinin artmasına neden oluyor.