SGK, kanser hastalarını mağdur etti: 'Karar alınırken biz hastalar neden düşünülmedi?'

Eklenme tarihi :
SGK, kanser hastalarını mağdur etti: 'Karar alınırken biz hastalar neden düşünülmedi?'
SGK'nın bazı özel hastanelerle tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi, organ nakli, acil ve hiperbarik oksijen tedavilerinde kısmi anlaşmaya son vermesi tedavi ve kontrolleri devam eden hastaları mağdur etti.

Kurumun özel hastaneleri, 1 Haziran’dan itibaren ‘Ya hep, ya hiç’ diyerek tüm branşlarda anlaşma yapmaya zorlaması hastaları mağdur etti.

SGK’nın 875 kamu, 135 üniversite, 1419 özel hastane olmak üzere toplam 2 bin 429 hastaneyle hizmet sözleşmesi bulunuyor. Özel hastanelerin sadece 24’ünün kısmi branşlarda anlaşması vardı.


İstanbul ve Ankara’da toplam 16 özel hastane tüm branşlarda anlaşmaktansa SGK ile sözleşmesini bitirmeyi tercih etti.

Söz konusu hastanelerde tedavisi süren, ameliyatları planlanan, takipleri yapılan hastalar kendilerine yeni hastane ve doktor aramak zorunda kaldı. 

Diken'den Mesude Erşan'ın haberine göre, Hodgkin lenfoma hastası Mustafa Kılıç (27) sözleşmesi sona eren hastanelerden birinde sekiz yıldır tedavi oluyordu. 123’üncü kür immünoterapisini hastanede alamadı. Kök hücre nakli olduğu, nükslerinde sığındığı hastanedeki doktorları, hemşireleri ve tüm personeli ailesi gibi gördüğünü anlatan Kılıç, “Çok üzüldüm, yıkıldım diyebilirim. En zor zamanlarımı da en güzel zamanlarımı da bu hastanede yaşadım. Gittiğim her yere alışırım, nelere alışmadım ki. Ama alışana kadar da bir zaman geçiyor ve hayat sanıldığından daha kısa. Ben ve benim gibi hastaların doktorlarına güvenmeleri çok önemli. Bu tedavilerimizi de olumlu etkiliyor. Bünyelerimizi bizden iyi tanıyorlar. Yeni hastanelerimize gittiğimizde, bizi tanımadıkları için belki genel prosedürü uygulayacaklar, tahmini ilerleyecekler. Doktorlarımızdan ayrılmak zorunda kalmamız çok üzücü. Karar alınırken biz hastalar neden düşünülmedi? Duyduğumuza göre amaç şehir hastanelerine daha çok hasta çekmek” dedi.

Kanserin tedavi maliyetleri yüksek. Hem ilaçlar hem de tetkiklerin kişisel bütçelerle karşılanması için bir servet ödemek gerekiyor. Dolayısıyla hastaların önlerindeki tek seçenek kurumla anlaşmalı hastanelere gitmek. Kılıç, “İki haftada bir, yaklaşık 30-35 bin lira tutarındaki ilaç kürünü alıyorum. Hastalığım ömür boyu tedavi gerektiriyor. 10 kür olsa borca girip, tedavime aynı yerde devam edeyim ama ömür boyu bu yüksek maliyetlere kim dayanabilir? Şu anda birçok hasta, hangi hastane, doktora gideceği konusunda belirsizlik yaşıyor” diye konuştu.

Kılıç’ın doktoru, SGK anlaşmalı bir başka hastanede tanıdığı meslektaşına yönlendirmiş hastasını. Ancak her hasta bu kadar şanslı değil. Başlarının çaresine bakması gerekiyor.

Üç buçuk senedir hastalığını takip eden doktoruna artık gidemeyen Zeynep Çalışan, “Rapor yazdıramıyorum ve tahlillerimi yaptıramıyorum. Benim gibi birçok takipli kanser, kalp ve böbrek hastası, başlayan tedavisini yarım bırakmak, yeni hastane, yeni doktor aramak zorunda kalacak” dedi.

Çalışan mağdur hastaların sesini duyurmak için change.org’da açtığı kampanyayı kısa sürede 12 binin üzerinde kişi imzaladı.  

Özel hastanelerle SGK arasındaki inatlaşmada, mağdur olduklarını belirten Çalışan, “Bizim gibi takip gerektiren, tedavisi yıllarca süren hastalar bu karardan sonra, uzun süre tedavi gördüğümüz hastaneleri ve doktorları bırakmak zorunda bırakıldık. En azından tedavisi başlayan hastalar için SGK’dan ve özel hastanelerden bir çözüm bulmalarını istiyoruz” dedi.

Hastalıklarının tedavi ve takip süreçlerinde düzinelerce tahlil ve tetkik yapıldığını, sürekli rapor yazdırarak ilaçlar almak zorunda olduklarını anlatan Çalışan, şöyle devam etti: “Devlet hastanelerinde bunca yığılma varken hayati tehlikesi yüksek hastalar olarak günlerce randevu almaya çalışarak, gittikleri kalabalık hastanelerde saatlerce sıra bekleyerek büyük mağduriyetler yaşıyoruz. Doktorlar hastalara yetişemiyor. Yıllardır güvendiğimiz, canımızı emanet ettiğimiz doktorları tek bir karardan sonra bırakmak zorunda bırakılıyoruz. Hepimiz şaşkınız. Yeni doktoruma baştan her şeyi anlatacağız. Tabii randevu alabilirsek. Bizim hastalıklarımız ciddi, ilaçlarımız pahalı. Çok ani bir karar oldu. Hepimiz şaşkınız.”

Ayşe Genç (39) yaklaşık yedi aydır meme kanseri. Teşhisi bir devlet hastanesinde koyuldu. Ama hasta yoğunluğu, beklemekle geçen zaman başka hastane arayışlarına itti. Kurumla anlaşmalı özel hastanede ameliyat, kemoterapi, radyoterapi süreçlerini tamamladı. İlk kontrol zamanı yaklaşan Genç’in hormon baskılama tedavisiyse sürüyor. Genç, “Özel hastaneden yararlanırken bir fark ödüyordum. Ancak bu farkı ödemeye razıydım açıkçası. Aynı hastanede kalsam bütçemden tüm tedavi ve kontrol tutarını ödeyecek gücüm yok. Doktoruma alışmıştım. Hastalık zaten kaygı verici. Üstüne yeni bir hastane, yeni bir doktor araştırmam gerekecek. Kanser hastalarının sıraya girme lüksü yok. Can sıkıcı bir süreç başladı. Hastalık keyfi bir durum değil ki. Açıkçası bu kararla neyin hedeflendiğini anlayamadım” dedi.

SGK: MAĞDURİYETLERİN ÖNÜNE GEÇİYORUZ

Öte yandan SGK konuyla ilgili yaptığı açıklamada, kısmi branş anlaşmalarının kaldırılmasında hedefin sözleşmelerin feshi değil, tüm vatandaşların, tüm sözleşmeli hastanelerden, tüm branşlarda eşit bir şekilde hizmet almasını sağlamak olduğunu söylemişti. Kurum, açıklamasında, “Yapılan düzenlemeyle vatandaşlarımızın başvurduğu sağlık hizmeti sunucusunda ihtiyacı olan tüm branşlarda tetkik, tahlil ve tedavilerini almaları sağlanmış olup sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Kısmi branş anlaşmalarının kaldırılmasıyla özellikle kemoterapi hastalarının mağdur olacağı şeklinde basında çıkan haberler gerçeği yansıtmamaktadır” demişti.
BENZER HABERLER
SAĞLIK HABERLERİ