Tülay Açıkkollu: Çaresizliği son noktasına kadar yaşıyorsunuz, elinizden hiçbir şey gelmiyor

Turkey Tribunal’ın üçüncü gününde Cezasızlık konusu ele alınıyor.


Konuyla ilgili olarak, gözaltında öldürülen öğretmen Gökhan Açıkkollu’nun eşi Tülay Açıkkollu, ünlü modacı Barbaros Şansal ve Nevruz kutlamaları sırasında öldürülen Kürt öğrenci Kemal Kurkut’un ağabeyi Ercan Kurkut’un tanıklıkları dinlenecek. 

Oturumun başında, Dr. Emre Turkut, Prof. Dr. Yves Haeck ile birlikte ‘Cezasızlık’ üzerine hazırladığı raporu yargıçlara sundu. Raporda, ciddi insan hakları ihlallerinin cezasız kalmasına ilişkin Türkiye’de yaygın bir kültür olduğu vurgulandı. 1980 askeri darbesi sonrasında yaşananlar, 1980’ler ve 1990’lar boyunca Kürt halkına karşı yapılan sistematik işkence, adam kaçırma, zorla kaybetmeler, yargısız infazlar ve bunlara Türk devlet yetkililerinin gerekli tepkileri vermediği anlatıldı. Yerleşik cezasızlık uygulamasının, işkencenin ve kötü muamelenin 7 Haziran 2015 genel seçimlerinden sonra başlayan ve 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında da devam eden süreçte görülmemiş boyutlara ulaştığı belirtildi. 


Raporda, Türkiye’de cezasızlığın adeta bir norm haline geldiği sonucuna varılıyor. Rapor boyunca cezasızlık konusunun Türkiye’deki birçok yapısal ve ayrılmaz biçimde iç içe geçmiş sorunların simgesi olduğu vurgulanıyor. Yerleşik cezasızlık kültürüne ve uygulamalarına kümülatif olarak katkıda bulunan faktörlerden bazıları şu şekilde tanımlanıyor:

Hukuki yapıdaki boşluklar, cezasızlık örüntülerini pekiştiren siyasi retorik, devlet görevlilerini/ajanlarını sorumlu tutmak için siyasi irade eksikliği, savcıların etkisiz ve gecikmiş soruşturmaları ve işbirlikçi yargı. 



3. Oturum 1. Tanık Tülay Açıkkollu, Gökhan Açıkkollu’ya işkenceyi anlattı

24 Temmuz sabahı İstanbul Terörle mücadeleden arandı. Eşini gözaltına aldıklarını söyleyip,  başka bir bilgi vermediler. Eşinin seker hastası olduğunu ve ilaçlarını alması gerektiğini ısrarla belirtmesine rağmen, polisler 4 gün boyunca Tülay Açıkkollu’nun aramalarında Gökhan öğretmenin nerede olduğuna dair bilgi vermediler. Polislere “Allah rızası için söyleyin, ilaçlarını getireyim” dediğinde polis memuru “Allah rızasını ne karıştırıyorsunuz” deyip telefonu yüzüne kapattı. 4’üncü günün sonunda bir polis memuru yerini söyledi. 

Gökhan öğretmenin nasıl gözaltına alındığını site yöneticisinden öğrenen Tülay öğretmen, site yöneticisinin anlattıklarına göre eşinin polis tarafından darp edildiğini ve seker krizine girdiğini öğrenmiş. Yönetici, yapılan darba dayanamayıp, çıkmak istemiş ancak polisler müsaade etmemişler. Gökhan öğretmen, emniyete götürülürken arabada da darp edilmiş. 

Avukat bulmanın imkansızlığını da anlatan Tülay öğretmen, savcılık talepte bulunmadığı için avukat tutup gönderemediklerini söyledi. O sureci “çaresizliği son noktasına kadar yaşıyorsunuz, elinizden hiçbir şey gelmiyor” diyerek anlattı. 

Bir sure sonra İstanbul Barosu’ndan bir avukat atandığını öğrenen Tülay Açıkkollu, avukatın da korktuğunu ve kendisiyle görüşmek istemediğini, ancak WhatsApp üzerinden mesajlaşarak iletişim kurabileceğini söylediğini belirtti. Tülay Açıkkollu’nun ısrarlı aramalarına sonunda cevap veren avukat, Gökhan öğretmenin gözlüklerinin kırıldığını yeni gözlük getirmesinin iyi olacağını Tülay Hanım’a iletti. Gökhan öğretmenin göz problemlerinden dolayı sağlam ve pahalı bir gözlük kullandığını belirten Tülay öğretmen, avukata gözlüğün kolay kolay kırılmayacak bir gözlük olduğunu söylediğini ve eşinde darp izi olup olmadığını sorduğunu ve suç duyurusunda bulunmak istediğini belirtti. Ancak avukat biraz duraksadıktan sonra “Yok yok, öyle bir şey bilmiyorum” diye cevap verdi. 

Gökhan öğretmen, Vatan Emniyet’te hala gözaltındayken 5 Ağustos 2016 günü kötü muamele ve işkence sonucu hayatını kaybetti. Vefatının ardından hainler mezarlığına defnedilmek istenmiş, diyanet imamları cenaze namazını kıldırmak istememişti. Vefatından bir buçuk yıl sonra üzerine atılı tüm suçlamalardan beraat ettiği ve görevine iade edildiği açıklandı. 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ