2016 yılında lise üçüncü sınıf öğrencisiyken Amerika Birleşik Devletleri’ne giden Özge Alkan, bugün hem yüksek lisans yapıyor hem de yardımcı öğretmen olarak çalışıyor.
KHK ile görevlerinden ihraç edilen bir edebiyat öğretmeni baba ve hemşire bir annenin kızı olan Alkan, yaşadıklarını “göçle başlayan bir direniş hikâyesi” olarak tanımlıyor.
Sakarya’dan Amerika’ya
Erzurumlu bir ailenin çocuğu olan Özge Alkan, Sakarya’da büyüdü. Babası polislikten müdür yardımcılığına geçmiş, daha sonra edebiyat öğretmenliği eğitimi alarak eğitim camiasında görev yapmıştı. Annesi ise hemşireydi.
“Bana özgürlük alanı tanıyan bir anne babaya sahiptim. Babam benim için özgürlük demekti. Karakterlerimiz çok yakındı” diyen Alkan’ın hayatı, 2016 sonrası yaşanan süreçle değişti.
Önce babası Türkiye’den ayrıldı. Özge ve ailesi iki yıl boyunca Sakarya’da babasız bir hayat sürdü. Kolejden devlet okuluna geçtikten sonra ise zor bir dönem başladı.
Ahmet Daştan’ın hazırlayıp sunduğu Tutunanlar YouTube kanalında yaşadıklarını anlatan Alkan, “Mobbinge uğradık. ‘Anne babanız kimbilir nerede, şimdi neredeler?’, ‘Zaten zengin bebelerisiniz’, ‘Teröristler’ gibi sözler duyduk. En yakınımdaki arkadaşlarımın yaptığı zorbalıklar birçok genç gibi beni de derinden etkiledi.” diyor.
Babası ABD’ye gittikten sonra Özge de onun yanına taşındı. Anne ve kardeşi ise iki yıl sonra aileye katılabildi. Bu süreçte baba-kız yalnız yaşadı.
“Babam sabah 8’de çıkıp akşam 9’da geliyordu. Bir yandan Uber yapıyor, bir yandan Türkiye’deki ailemize para gönderiyordu. Akşamları da benimle ilgileniyordu.”
Annesi ve kardeşi ise Meriç üzerinden Yunanistan’a geçerek zorlu bir göç yolculuğu yaşadı. ABD’ye ulaşmaları iki yılı buldu.
“Anneler Günü geldiğinde herkesin yanında annesi vardı. Ben o boşluğu dostlarla doldurmaya çalıştım. Annemle kavuşmamız New York’ta, iki yıl sonra gerçekleşti.”
ABD’de eğitimine devam eden Özge Alkan, Teksas Üniversitesi Biyoloji Bölümü’ne burslu olarak kabul edildi. Üç yıl boyunca kimya laboratuvarında asistan olarak çalıştı. Mezuniyetin ardından Dallas’a, ailesinin yanına taşındı.
Şu anda yüksek lisans yapan Alkan, aynı zamanda yardımcı öğretmenlik görevini sürdürüyor. Hedefi ise diş hekimliği fakültesine girerek doktor olmak.
“6-7 yaşındayken ‘Türkiye’den Doktor Geldi’ kitabını okumuştum. Afrika’ya giden Türk doktorları anlatıyordu. O kitabı okuduğum anda hayattaki hedefimi bulduğumu hissettim. İnsanlara yardım etme tutkum orada başladı.”
Bu hedef doğrultusunda biyomedikal alanında bir yıllık programa devam eden Alkan, aynı zamanda diş asistanı olarak çalışıyor. Programı tamamladıktan sonra diş hekimliği fakültelerine başvurmayı planlıyor.
Afrika’ya uzanan yardım köprüsü
Geçtiğimiz yıl 11. ve 12. sınıf öğrencilerinden oluşan 7 kişilik bir grupla Uganda’ya giden Özge Alkan, 25 bin dolarlık bir yardım projesine öncülük etti.
Projede:
•Üç su kuyusu açıldı,
•Yetimhaneler ziyaret edildi,
•Ailelere geçim kaynağı olması için keçiler dağıtıldı,
•35 katarakt ameliyatına sponsor olundu,
•Hastanede üç gün gönüllü hizmet verildi.
“Bu yıl da inşallah Haziran ayında Benin’e gideceğiz. ‘Türkiye’den Doktor Geldi’ kitabındaki Afrika kısmını tamamladım. İnşallah bir gün mesleğimle Afrika’ya giderek o hikâyeyi kendi hayatımda tamamlamak istiyorum.”
Çocuk yaşta göç etmenin kendisine en büyük öğretisinin tevekkül olduğunu söyleyen Alkan, süreci şu sözlerle anlatıyor:
“Elimden gelen hiçbir şey yoktu. Annemin ve babamın da yoktu. Güvendiğim tek Allah’tı. Direnmeyi, Allah’a bağlanarak direnebilmeyi öğrendim. Ben göçümün bittiğine inanmıyorum; göçüm yeni başladı. Göçler yaşamaya talibim.”
Bugün hâlâ benzer süreçleri yaşayan binlerce insan olduğunu hatırlatan Özge Alkan, umut mesajıyla sözlerini tamamlıyor:
“Hepimizin bir gün güzel günler göreceğine inanıyorum.”























