Erdoğan rejimi yargılanıyor: 15 Temmuz'dan sonra Türkiye'de yargı bağımsızlığı tamamen çökmüştür

Türkiye'deki yargı bağımsızlığı ve yargı sistemi ile ilgili pek çok rapora imza atan Luca Perilli, Türkiye Tribunali halk mahkemesi üçüncü gününde jüri üyelerini şoke eden bir rapor sundu.

Perilli, 'Türkiye'de Yargı Bağımsızlığı ve Adalete Erişim' başlıklı raporunda öncelikle Türkiye'nin AB'ye katılım müzakereleri sırasında attığı olumlu adımları sıralayarak bunların övülmeyi hak eden reformlar olduğunu vurguladı.

Yargı bağımsızlığı ve yargı sistemi ile ilgili olumlu gidişatın 2013'te yaşanan iki olayla trajik bir kırılmaya uğradığını söyleyen Perilli, 'Türkiye'nin adalet ve demokrasi yolculuğu 2013'te geriye dönüşü mümkün olmayan derin iki yara aldı. Bunlar Gezi olayları ve 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları.' dedi.


-Bir şehir planı değişikliğini protesto etmek için başlayan barışçıl protestolar ile karşılaşan AKP hükümeti, ülke genelinde 2,5 milyon kişinin bu gösterilere katılmasından derin endişe duydu ve ağır bir polis şiddeti ile bastırıldı. Avrupa parlamentosunun resmi raporlarında da bunun net bir şekilde ifade edildiğini görürsünüz. Gezi olaylarında 6 kişinin hayatını kaybetti,100'den fazla kişinin kafa travması yaşadı 11 kişinin de gözünü kaybetti. Bu ölümlerin ve yaralanmaların sorumluları hakkında hiç bir soruşturulma başlatılmadı ve bunları yapanlar 'cezasızlık' kalkanınının korumasına alındılar.

-İkinci önemli olay ise 17 Aralık 2013'te yaşandı. Hükümet büyük bir yolsuzluk operasyonu ile karşı karşıya kaldı. 17-25 Aralık'In bir ucu hükümet üyesi bakanlara diğer ucu da Erdoğan ailesine uzanıyordu. Hükümet bu yolsuzluk operasyonunu adli sistemi yerle bir ederek bastırdı.

-'Erdoğan Rejimi bu iki kırılma olayından sonra hakim ve savcılar üzerinde ağır bir baskı oluşturdu. Bu baskı atmosferi 15 Temmuz 2016 ile zirve yapmış ve hakim ve savcılar bağımsız kararlar alamaz duruma getirilmişlerdir. Temmuz 2016'dan sonra Türkiye'de yargı bağımsızlığı tamamen çökmüştür.

-Doğal görevleri 'Hükümetin de yolsuzluklarını soruşmak' olan savcılar AKP hükümeti tarafından hedefe kondu. Erdoğan rejiminin yolsuzluklarını araştıran ne kadar savcı varsa görev yerleri değiştirildi, yerlerine yeni savcılar atandı ve yolsuzluk dosyaları kapatıldı.16 Temmuz 2016'da 2145 hakim ve savcı görevden alındı. Bir anda isim isim saymaya kalkın 2000 kişinin ismini sayamazsınız ama darbe girişiminden bir gün sonra isimleri daha önceden belirlendiği belli olan 2145 hakim ve savcı görevden alındı ve pek çoğu tutuklandı.

-HSYK değişikliğini manüpüle eden Erdoğan Rejimi yargıyı tamamen kontrolü altına aldı. HSYK'da yargıçların 6 üyesi Başkan tarafından geri kalanı da TBMM tarafından seçiliyor. Yani mevkidaşları tarafından seçilen bir üye kalmadı. Türkiye'de 15 Temmuz 2016'dan sonra 4.560 hakim ve savcı görevden atıldı, kısa bir süre sonra da 10 bin 692 yeni hakim ve savcı atandı. Bu kadar kısa bir sürede bu kadar hakim ve savcının nasıl eğitilip bu göreve liyakatlı hale getirilmiş olabileceğini takdirlerinize sunuyorum. Bu yeni savcı ve hakimler Erdoğan Rejiminin hukukun bağımsızlığına vurduğu büyük bir darbedir.

-15 Temmuz 2016'dan sonra çok sayıda üyesi hakkında tutuklama kararı çıkarıtlmış ve yeniden dizayn edilmiş bir Anayasa Mahkemesi sizce bağımsız ve adil kararlar vermesi beklenebilecek bir yargı mercii midir? Bunu sizin hukuk anlayışınıza bırakıyorum.

-Türk yargı sistemi maalesef, kişiyi değil devleti korumak için dizayn edilmiştir, bunu yıllardır Kürtler hakkındaki yargılama dosyalarına bakarak söyleyebiliriz.

-Türkiye'de hakim ve savcı adayları siyasi bir organ olan Adalet Bakanlığı tarafından seçiliyor ve Erdoğan Rejiminin direkt kontrolündeki 'Adalet Akademisi'nde eğitiliyorlar. Bakın 10 bin yeni hakim ve savcı alındığından bahsettik, bunların yeterince eğitilip eğitilmedikleri bir yana 'Eğitim alıp almadıkları' bile sorgulanmalıdır.
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ