CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin Bahçelievler İlçe Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin, Avrupa’daki suç oranına bakıldığında zirvede yer aldığını iddia etti.
İktidarın göreve geldiğinde tutuklu-hükümlü sayısının 52 bin, bugün 425 bin civarında olduğunu öne süren Emre, ceza davası dosya sayısının milyonu aştığını belirtti.
Türkiye’de sokak çetelerinin son zamanlardaki asayiş problemlerinden biri olduğunu kaydeden Emre, bu konuda önlem alınmazsa Güney Amerika ülkelerindeki tabloların görülebileceğini ifade etti. Emre, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ağırlıklı olarak, 15-25 yaş arası genç ve çocukların yer aldığı bu yeni nesil çetelerin aynı televizyonlarda, dizilerde, filmlerde gördüğümüz, izlediğimiz sahneleri birebir sokaklarda yaşadığını görüyoruz. Bu kapsamda yapılan operasyonlarda geçtiğimiz hafta polisten mahkeme katibine, gümrük muhafaza memuruna kadar çok sayıda memur tutuklandı. Narkotik suçlarla mücadelede görevli polislerden bir tanesi bu olaylara karıştığı için ihraç ediliyor, tutuklanıyor ve bu kişiye baktığımızda görevde olduğu zaman uyuşturucunun zararlarını anlatan seminerler düzenliyor. Düşünebiliyor musunuz?”
Ülkede 17 milyon vatandaşın emekli maaşı aldığını, en düşük emekli maaşı alan kişi sayısının 5 milyonun biraz üzerinde olduğunu söyleyen Emre, şunları kaydetti:
“Ramazan ayındayız, dört kişilik bir misafir aile geldiğini ve iftar yaptıklarını düşünün. Standart mercimek çorbası, pide, kavurma, pilav, cacık, böyle bir gıda setinden oluşan bir programla misafirini ağırladığını düşünün. Bu sofra 2023’te 480 liraya kuruluyordu, 2025’te aynı sofra 2 bin 530 liraya kuruldu. Bu sene ise 3 bin 950 liraya mal olmuş. Biz diyoruz ya Türkiye gıda enflasyonunda dünyada zirvede. Dünyada gıda enflasyonu düşerken bizde yükseliyor.”
Emre, TÜRK-İŞ’in açlık sınırını 31 bin 224, yoksulluk sınırını 101 bin 706, bekar bir çalışanın aylık yaşam maliyetini 40 bin 541 olarak açıkladığını belirterek, “86 milyonluk ülkeyiz, çocukları çıkartın, yetişkinlere baktığımız zaman borçlu olmayan kimse kalmamış. Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre 43 milyon 600 bin vatandaşımız bankalara borçlu” diye konuştu.
Emekliye bayramda düzgün bir ikramiye verilmesini talep ettiklerini söyleyen Emre, “İkramiye verelim, torununa haçlık verebilsin, yüzü gülsün. Buna yanaşmıyorlar. 2018’de faizin bütçedeki payı yüzde 8,9’ken, 2025’te yüzde 14’lere kadar çıktı. Faiz miktarı tarihimizde, görülmemiş oranda yüksek. Yani enflasyonla mücadele edilemiyor, iktidar tercihini emekliden, asgari ücretliden yana değil, faiz lobilerinden yana kullanıyor.
“Belgesi burada, isteyen inceler”
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz bir yıldır daha evvelinden karalama şeklinde, kara çalma şeklinde yürüyen süreç bir yıldır yargısal operasyonlara döndü. Kime karşı? Bize karşı. Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı. Adayımız Sayın İmamoğlu’na karşı. Büyükşehir Belediye Başkanımıza, İlçe Belediye Başkan arkadaşlarımıza karşı, bürokratlara karşı. 2019-2024 dönemi Adalet ve Kalkınma Partisi için bir iftira dönemiydi. O iftiraların halkta karşılığı olmayınca bu sefer ele geçirdiği yargıyla birlikte yargısal operasyonlar yaptılar. Bakın ne dediler. 560 milyar dolarlık vurgun. Nerede olmuş? İBB’de. Kamu zararı var. Bakın, bu dönem kendi denetimleri altında olan… O namuslu bürokratların da hakikaten anılarından öpmek lazım. Sayıştay, MASAK, Ticaret Bakanlığı müfettişleri çürüttü. Diyor ki, 2020-2025 yılları arasında İBB ile ilgili bir kamu zararı yok. Ancak 2020 öncesi yani Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2019 öncesi yönettiği döneme ilişkin kamu zararı var. Belgesi de burada. İsteyen inceler. Onlarca sayfa evrak. Peki, ne oldu 560 milyar kamu zararı? Nasıl bakacaksınız insanların yüzüne? Bu kadar yalan, bu kadar iftira. Yapmadığınız yolsuzluk türü kalmadı. Dönüp dolaşıp da Cumhuriyet Halk Partisine abuk sabuk iddialarda bulundunuz. Ne diyor orada raporlarda? Bakın, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde 56 işlemde usulsüzlük tespit edildi ve bunlar bakanlıklara bildirildi. Kendi dönemlerini kapsadığı, zaman aşımına uğramamış, yasal takip içerisinde olan bir işten ötürü bakıyorsunuz hiçbirine soruşturma izni verilmiyor. Gerçekler tabii balçıkla sıvanmaz. Er geç ortaya çıkar.
“Diploma meselesi”
İleride çıkacak konulardan biri de ne derseniz? Diploma meselesi. Şimdi Genel Başkanımıza yönelik, Sayın Özgür Özel’e yönelik Tayyip Bey’in avukatları aracılıyla açmış olduğu bir dava var. 44. Asliye Hukuk Mahkemesinde. Orada efendim Genel Başkanımız ‘Diplomasız Erdoğan’ sloganına eşlik ettiği gerekçesiyle tazminat isteniyor. Hâkimde diyor ki ara karar, diyor ki diplomanın aslını sunun. Onaylı örneğini sunun. Hemen Erdoğan’ın avukatları itiraz ediyor. Diyor ki, ‘Hâkimin konuya ilişkin şahsi bir şüphe ve merakı olduğu, dolayısıyla tarafsız olmadığını belirterek hâkimin reddini istiyoruz’ diyor. Şimdi hâkim karar verebilmek için rutin bir ara karar alıyor esasında. Neden panik oluyorlar? Diplomanız varsa getirin mahkemeye sunun. Şimdi birisi, bir mahkeme bizim Genel Başkanımız Özgür Özel’in diplomasını istese hemen Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi diplomasını getirir koyarız. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Sayın İmamoğlu’nun diploması istenirse gideriz anasının ak sütü gibi helal olan diplomayı İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nin verilmiş diplomayı koyarız. Hepimiz için bu geçerli. Peki, siz niye korkuyorsunuz? Madem diplomanız var bunu sunun. Hatta sunun deyin ki bu konuda Türkiye çok tartışıyor. Benim üniversite arkadaşlarım bunlar. Böyle birlikte çektiğimiz fotoğrafımız var. Şöyle anımız var. Şunu yapmıştık. Bir anlatın. Hepimiz biliyoruz ki o konuda şaibeli. Yani bizim Büyükşehir Belediye Başkanımızın anasının ak sütü gibi helal diplomayı iptal edenlerin diploması ortada yok. İkna edici hiçbir şey sunamıyorlar.”























