"Bergama’yı nasıl aldığımı hem araştırmıyorlar hem de bana sorma zahmetinde bulunmuyorlar"

Kayyım atanan İpek Holding’in sahibi Akın İpek, suikast sonucu öldürülen akademisyen Necip Hablemitoğlu’nun üzerine kitap yazdığı Bergama altın madeniyle ilgili konuştu.

“Bergama Ovacık madenini, 2005 yılında rezervinin bitmesine 1,5 yıl kala satın aldım.” diyen İpek, “2007’den beri orada altın yok. Eurogold hedeflediği altını üretmiş ve gitmişti. Spekülasyon yapanların çok ciddi bilgi eksikliği var. Bergama altın madeninin 1,5 yıl içinde biteceği biliniyordu. Beklendiği gibi de 2007’de bitti. Dolayısıyla bütün bu spekülasyonların tamamı boşuna konuşuluyor.” dedi.

Altı yıldır İngiltere’de yaşayan Akın İpek Bergama madenini kimden, nasıl aldığını, Bergama’daki altından da ne kadar kar elde ettiğini ve sonrasında gelişen olayları Bold'a anlattı.


Bergama altın madenini nasıl aldınız?

Aslında www.akinipek.info’da bunların hepsini açıkladım. Daha önce de Bergama altın madeni üzerinden bana iftira atmaya çalıştılar ama cevap verince aptallıkları ortaya çıktı, kapattılar konuyu. Anlamayanlar için tek tek anlatayım. Bergama altın madeni (Ovacık Altın Madeni), 1989 yılında Newmont tarafından işletilmeye başlıyor. “Eurogold”, “Normandy” aslında Newmont’un iştirakleridir. Newmont Mining Corporation biliyorsunuz dünyanın en büyük altın firmalarından biri. 1989 yılında Türkiye’ye geliyorlar, ilk o zaman keşifte bulunuyorlar. Bergama’da altın olduğunu keşfedince Bakanlar Kurulu’ndan olumlu bir rapor alıp altın çıkarmaya başlıyorlar. O yıllarda Çevre Bakanlığı yok, sonradan kuruluyor. ÇED raporu (Çevre Etki Değerlendirme) da yok, ne olduğu bilinmiyor.

Bergama’da altın çıkarılmasına karşı tepkilerin ana sebebi bu bilinmezlikler mi?

Evet. Sonra çevre konusunda mevzuat ilerliyor. Çevre Bakanlığı kuruluyor. ÇED raporu da ortaya çıkınca Newmont’un aldığı izinler mevzuatın değişmesi sebebiyle birkaç kez iptal oluyor ama onlar yeni düzenlemeye göre izinleri alıp altın çıkarmaya devam ediyorlar. Sonuç olarak Newmont, Türkiye’de keşfettiği ve hedeflediği altının tamamını 2000’li yılların başına kadar üretiyor. Altın bitmek üzereyken 1-1,5 yıl önce madeni satışa çıkarıyorlar. Büyük altın şirketlerinin özelliğidir bu. Madende rezerv azalmışsa ve etrafta başka maden de bulunamıyorsa orayı satarlar.

Siz devreye ne zaman girdiniz?

Önce şunu söyleyeyim: Biz madenciliğe Koza Davetiye’nin halka arz geliriyle girdik. O yıllarda ikinci bir sektöre daha girmek istiyordum. Çünkü kağıt-davetiye sektöründe çok yoğun bir rekabet vardı. Maliyet olarak Çin’in baskısı altındaydık. Benim ilk maden tecrübem, antimon madeniyle başladı. O da kıymetli madenlerden biri. Sonra kömür madeni işine girdim ama onu çok riskli gördüğüm için kömür madenini sattım. Daha sonra Eti Gümüş A.Ş. ile ortaklık yaptık bir süre. Antimondan sonra kıymetli madenlerde ilerledik. Bergama’ya biz talip olmadan önce Newmont burayı 2004 yılının yaz aylarında Fronteer diye bir şirkete satmıştı. 45 milyon dolara. Türkiye’de altın madenciliğinin hikayesi budur.

Siz almadan ne kadar önce satılmıştı Fronteer’e?

Üç ay kadar önce. Ama ilk taksidin ödenmesiyle ilgili Newmont ile Fronteer arasında bir anlaşmazlık çıkmıştı. Anlaşma iptal edilince biz talip olduk. 2005’te ben Bergama’yı almış oldum.

Ne kadara satın aldınız?

01.03.2015 tarihinde İMKB’ye gönderdiğimiz açıklamada da bu bilgiler var. Ovacık Altın Madeni; Koza Grubu tarafından 20.000.000 dolarlık kısmı peşin; kalan 24.500.000 dolar kısmı ise vadeli olmak üzere 44.500.000 dolara satın alındı. Bu tutarın 4.500.000 dolarlık bölümü Mastra Altın Madeni Projesi’nin yüzde 50’lik payı için ödendi. Bu değer Fronteer ile Newmont anlaşmasındaki değer ile aynı. Bergama hisselerinin satın alınması tam rekabet koşullarında yapıldı. Uluslararası madencilik kurallarına uygun. İşlemin her iki tarafı da halka açık. Newmont Mining Corporation, New York Borsası’nda işlem gören uluslararası bir madencilik şirketi olduğu için denetime tabi. İşlemler büyük bir titizlikle ve şeffaflıkta yürütüldü.

O zaman bu spekülasyonların sebebi ne? 

Spekülasyon yapanların çok ciddi bilgi eksiklikleri var. Biz Bergama’yı 2005 yılında Fronteer’e verilen aynı bedelden satın aldık. Bergama altın madeninin 1,5 yıl içinde biteceği biliniyordu zaten. Beklendiği gibi de 2007’de Bergama’da maden bitti. Ben aldığımda Bergama madeninin cazibesi, sıcaklığı kaybolmuştu. Dolayısıyla bütün bu konuşulan spekülasyonların tamamı boşuna konuşuluyor. Bazısı ‘Zengin ettiler’ diyor ya, olayı değiştiren şu oldu.

Evet, değişen ne oldu? Cazibesi biten bir yerin size nasıl bir faydası vardı, böyle bir yeri niye aldınız?

Biz orada yüzde 25-30 civarında bir kar elde etmeyi planlanıyorduk. Olaylar şöyle gelişti: Maden bittikten sonra dünyada altın fiyatları yükselmeye başladı. 400 dolardan 1800 dolara çıktı. Şu anda da 1700 dolar seviyelerinde. Yani altın fiyatı tekrar 400 dolara düşse Türkiye’de altın madenciliği yine yapılamaz. Bu ne demek; bu spekülasyonların yapıldığı dönemde Türkiye’de bir altın geleceği yoktu. Biz Bergama’yı satın aldığımızda orada 170 bin ons (1 ons 31.10 gram) altın vardı. 400 dolardan hesaplarsak yaklaşık 70 milyon dolar yapıyor. Bunun tamamı kar değil tabi, işletme giderleri de var. Hedeflediğimiz kardan çok daha fazlasını elde ettik ama bunu sebebi Bergama altın madeniyle ilgili değil.

“2007’DEN BERİ BERGAMA’DA ALTIN YOK”

Neyle ilgili, nasıl elde ettiniz?

Şundan dolayı ettik; dediğim gibi altın fiyatları çıkınca, işlenmesi mümkün olmayan altın rezervleri vardı etrafta. Onları satın aldık ve Bergama’ya taşıdık. Yani Bergama altın madeninin değeri 2007 itibariyle sadece içindeki makine ekipmanı kadar kaldı. Ben aldıktan 1,5 yıl sonra maden tamamen bitmiş, Bergama’daki tesis çöp olarak kalmıştı. Fakat altın fiyatları 400 dolardan 1800 dolara çıkınca biz başka yerlerden bulduğumuz küçük altın rezervlerini Bergama’ya taşıyarak üretime devam ettik. İlerleyen yıllarda aramalara önem verdik ve Türkiye’nin başka bölgelerinde, başka yerlerde altın olduğunu keşfettik. Şu anda altın Bergama’ya başka yerlerden taşınıyor. 2007’den beri Bergama’da altın yok.

Bergama’daki altınla çok para kazandığınız doğru değil o zaman. 

Bergama’daki altından hedeflediğimiz karı elde ettik, daha fazlasını değil. Newmont gibi bir dünya devi maden olsa zaten bulurdu, satmazdı. Ben maden bittikten sonra Bergama’daki tesisi kullandım. Yani o tesis Bergama’da değil de başka bir yerde de kurulabilirdi. Nitekim Bergama dışında üç yerde daha kurduk. Kaymaz (Eskişehir), Gümüşhane ve Himmetdede’de (Kayseri). Bu tesislerin hepsi sıfırdan kuruldu. Himmetdede’yi biz keşfettik mesela. Diyorlar ki, Türkiye’deki madenler peşkeş çekiliyor. Hiç alakası yok, ben şu anda dünyanın başka yerlerinde de madencilik yapıyorum. Dünyanın her tarafındaki madenler Türkiye’deki şartlardan daha iyi yönetilir.

BERGAMA’YA NEDEN TALİP OLDU?

“Bergama’nın yabancı bir firmaya ait olduğu biliniyordu. Ama altından işadamı Akın İpek çıktı” gibi iddialar ortaya atılıyor hakkınızda. Bunlar da doğru değil.


Benim oranın ne zaman sahibi olduğum belli. 2005’te aldım. Daha öncesinde Newmont’a ait. Newmont 2005’e kadar oranın sahibi. Newmont dünyanın en büyük altın devlerinden bir tanesi. Satışla ilgili bütün konuşmaları internette bulup dinleyebilirsiniz, halka açık bir şirket çünkü. 30 milyar dolarlık şirket. Fronteer de halka açıktı o zaman. Aralarındaki pazarlık görüşmelerinin tamamı sitelerinde var, akinipek.info’da da var. Konuşuyorlar, anlaşıyorlar, 40 milyona dolara satılıyor. Aralarında bir anlaşmazlık çıkınca tekrar bir arayışa girdiklerinde ben devreye girip Bergama’ya talip oldum.

“İDDİANAMEDE BİLE BÖYLE BİR İDDİA YOK”

Bergama üzerine kitap yazan ve 2002’de öldürülen Necip Hablemitoğlu olayıyla, sizin orayı satın almanız arasında bağ kurmaya çalışıyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Deli saçması bir şey, ben 2005’te aldım Bergama’yı, 2007’de de maden bitti. Parasını verip almışım, harcadığım para da kuruş kuruş belli. Benim MASAK raporlarım kuruşu kuruşuna incelendi. Nereden kazanmışım, nereye harcanmış hepsi var. Bugün tartışan meseleler, 2005’ten önceki olaylar. T24, Bergama Altın madeninin herhangi bir cemaate ait olduğu gibi zır delisi bir saçmalığı neye dayanarak yazıyor? Bunların 1 Eylül 2015 yılında İpek Holding’e yapılan baskında uydurulan bir yalan olduğu ortaya çıktı. Böyle bir iddia dahi yok koca iddianamede. Her kuruşuna kadar Koza İpek grubu verdi parasını. Harcadığı yerler de kuruş kuruş belli. Bu haberleri yazanlar, bu iddiaları atanlar biraz incelesin, okusun. Varsa bir sorunuz sorun. En azından cevap hakkına saygılı olun. Bergama’yı nasıl aldığımı hem araştırmıyorlar, sitemde var bunlar, hem de bana sorma zahmetinde bulunmuyorlar. İnsaf.

Bergama’da siyanürle altın çıkarılması uzun yıllar Türkiye’de gündem olmuştu, yöre halkı da tepkiliydi. Siz satın aldığınızda nasıl bir tepkiyle karşılaştınız?

Çevreyle ilgili tepkilere baştan yöre halkı da katılmış ama sonradan yöre halkının madene karşı öyle büyük bir öfkesi, nefreti kalmamıştı. Ben de köyleri teker teker dolaştım, kapılarımızın kendilerine daima açık olduğunu söyledim. Genel itibariyle destek gördüm. Maden personelinin tamamına yakını yöre halkından oluşuyordu. Tesis bütün ihtiyaçlarını önce yöreden temin etmeye çalışıyordu. Büyük bir ekonomik fayda haline gelmişti. Dolayısıyla köylüler bana tepki göstermediler, hatta destek oldular. Bölge dışından çevreci gruplar geliyordu. Madeni gelip görmelerini ben zaten söylüyordum, onların farklı sıkıntıları olabilir ama yöresel olarak ben bir sıkıntı çekmedim orada.

Bergama’da sadece başka bölgelerden getirdiğiniz madeni mi işlediniz?

Hayır, başka fabrikalar da kurdum. Benim hem insan olarak hem bir işadamı olarak madencilik yaptığım her bölgede, köylerde prensibim şudur: Bir, yöre halkına ekonomik olarak katkıda bulunalım. İki sosyal faaliyetlerimiz olsun. Köylerin su kuyularına, yollarına kadar biz yapardık. Maden çıkarttığım 7 köy vardı. Bunların bir kısmı Alevi, bir kısmı sünni köylerdi. Herkesin ne ihtiyacı varsa onu yaptık. Cemevi ihtiyaçsa cemevi yaptık, cami ihtiyaçsa cami yaptık ve bunları severek yaptım.

Bergama’ya nasıl bir katkınız oldu?

Bergama’da batmış, iflas etmiş bir süt kooperatifi vardı. Onu aldık. Önemli miktarda sermaye koyduk. Yöre halkından, köylülerden, belki binlerce ailedir, hepsinden süt satın alıyorduk, peynir üretiyorduk. İpek Çiftliği Peynirleri adı altında çok yüksek kalitede peynir ürettik. Yok satmaya başladı. Gelen paradan da tekrar köylülerden süt aldık. Böyle bir ekonomi dönmeye başladı orada. Hem peynir kendi sektöründe ilerledi, hem yöre halkı faydalandı. Her aile için o zaman, 500-1000 dolar arasında evlerine para girsin diye planlamıştı ve bu parayı da dağıttık. Başka birkaç fabrika daha kurduk. Fıstık fabrikası, taşıma kooperatifi kurduk. Çam fıstığı meşhurdur o bölgede. Tefeciler sezondan önce ucuz fiyata alıyorlardı fıstığı. Ben köylünün bütün fıstığını sezon öncesinde aynı paradan aldım.

Dünya altın fiyatları beklenmeyen şekilde yükselişe geçince biz kazanmaya başladık ve gittiğimiz bütün maden bölgelerinde bu parayı severek yöre halkına katma değer sağlayacak projelere harcamışımdır. Mesela arsa alacak isem 1 TL ilk arsaya 7 katını verir helalleşirdim. Eskişehir Kaymaz’da da bütün çiftçilerden ineklere yem eksinler istedik ve büyükbaş hayvan ithal ettim. Süt fabrikası kurduk ve süt satmaya başladık her tarafa. Orada da bir ekonomi başladı. Gittiğimiz yerlerde yöre halkı şahittir, nerede ise tüm ihtiyaçlarını karşılardık. Okulsa, okul, yurtsa yurt, hepsini yaptık. İnsan vicdanen de kendisini iyi hissediyor. Çok para kazanıp öbür tarafa götürecek halim yok. Türkiye’nin her tarafında hayır hasenat işleri yaptık, ben oldu bitti söylerim, evimize nasıl kaliteli bir şey alıyorsak hayır için yaptıklarımız da aynı kalitede olması lazım.”

Bergama Altın Madeni’nin satın alınmasıyla ilgili süreç ve tüm resmi bilgiler www.akinipek.info‘da 6 yıl önce yayınlandı. 

Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ