AST, yeni işkence raporunu açıklıyor: Kamu görevlisi 108 işkenceci deşifre edilecek

Türkiye'de kamu görevlisi 108 işkenceci, 26 Haziran'da Birleşmiş Milletler'in "İşkence Mağdurlarını Destekleme" gününde deşifre edilecek.

İnsan Hakları Kuruluşu AST (Advocates of Silenced Turkey), Türkiye’de sistematik işkence suçunun faillerini raporlarla deşifre etmeye devam ediyor.

“İşkenceciler” başlıklı raporlar serisinin 2.’si ile toplam 108 kamu görevlisi hakkındaki belgeler Türkçe ve İngilizce olarak 26 Haziran pazar günü Türkiye saati ile 21:00'da yayınlanacak.


Aynı gün ayrıca Birleşmiş Milletler'in "İşkence mağdurlarını destekleme günü" sebebiyle Youtube üzerinden organize edilecek sanal protestoya da onbinlerin katılması bekleniyor.



Sanal protestoda 108 işkenceci deşifre edilecek, aktivistlerden toplum liderlerine video mesajlarla #StandAgainstTorture yani 'işkenceye karşı dur mesajı' verilecek.

Türkiye’de işkence ve kötü muamele üzerine bir süredir araştırmalar yapan AST raportörleri, hazırladıkları “İşkenceciler 2” raporunda yine mağdurlarla yapılan mülakatlara, resmi ifade tutanaklarına, mahkeme kararlarına, sağlık raporlarına ve suç duyurularına dayanarak işkenceci profillere ve eylemlerine dikkat çekiyor.

Araştırmacı gazeteci Bülent Ceyhan koordinatörlüğündeki AST raportörleri, daha önce hazırladıkları ‘işkence’ raporlarında, gözaltında, cezaevlerinde ve kaçırılmak suretiyle yasadışı sorgu altında işkence gören mağdurların yaşadıklarını belgeleriyle ortaya çıkarmıştı. Bu raporlar BM İşkence Komisyonu’na iletilmiş, AST özellikle işkence suçuna karışan kamu görevlilerinin hukuk önünde cezalandırılmaları için çaba göstereceklerini açıklamıştı.



CEZAEVİNDE İŞKENCE, TECAVÜZ VE ŞÜPHELİ ÖLÜMLER

“İşkenceciler 2” raporunda, işkence suçunu işleyenlerin yanısıra bu suçun talimatını veren, yargıda ve güvenlik teşkilatındaki konumlarını kullanarak suçu gizleyen, adli sağlık kontrollerinde kasıtlı olarak işkence izlerini raporlamayan, tutuklu ve mahkumların tedavi hakkını engelleyen, ayrıca siyasi gücünü kullanarak işkence suçunun sistematik hale gelmesini sağlayan isimlerin eylemlerine yer veriliyor. Cezaevlerinde, gözaltında, gayri resmi sorgu merkezlerinde işkence, kötü muamele, cinsel saldırı ve cinayet suçlarının işlenmeye devam ettiği belirtilen raporda dava konusu olaylara vurgu yapılıyor. 2'nci raporla birlikte deşifre edilen işkenceci sayısının 108’ye ulaştığına dikkat çekiliyor.
 
ANAYASA MAHKEMESİ VE TBMM GÜNDEMİNE DE GİREN VAKALAR

Raporlar serisinin 2.’sinde yine işkence ve kötü muamele kurbanı bazı isimlerin yaşadıkları süreç ile ilgili detaylı bilgiler veriliyor.  

Türk-Kırgız Sapat Okulları'nın Başkanı, Orhan İnandı’nın MİT tarafından kaçırılması, kolunun üç yerden kırılması ve işkence altında 37 gün boyunca gayri resmi bir şekilde sorgulanması raporda resmi belgelere ve ifadelere dayanılarak anlatılıyor.

5 Temmuz 2021 tarihinde basın açıklaması yapan AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İnandı’ya yönelik yasadışı kaçırma, sorgulama ve kötü muamele eylemiyle ilgili olarak, Milli İstihbarat Teşkilatı'nı kutlamasına insanlık dışı eylemi övgüyle anlatmasına vurgu yapılıyor.

Anayasa Mahkemesi, Ahmet Aşık davasında, cinsel saldırı ve işkence suçlarıyla ilgili polislerin yargılanmasına hükmetti. Dava dosyasını inceleyen raportörler Aşık’ı sorgulayan ve yargılayan yargı mensuplarının işkence suçunu örtme çabasıyla ilgili tespitleri mercek altına alıyor. Türkiye’de işkencenin sistematik hale gelmesinin sebepleri masaya yatırılıyor.

Raporda, gözaltındaki zanlılara tecavüz ettiği tespit edilen polis memuru B. Ç., M. T. Y. gibi isimler deşifre edilirken Elif Uzun Sümercan’ın ardından bir başka kadın işkenceci Ayşe Yalçın profiline de yer veriliyor. Raporda işkence suçunun işlendiği yönündeki farklı kurumların tespitlerine ragmen raporlarında işkence izlerine yar vermeyen ve bu suçu örtmeye çalışan çok sayıda doktorla ilgili tespitler bulunuyor.

Bir işkence memurunun çarpıcı tanıklığı da raporda dikkat çeken ayrıntılardan. Resmi ifadelere dayanılarak Eski İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın işkenceyi gördüğü halde engellemek yerine görmezden geldiği ve bu suçun işlenmesini teşvik ettiği anlatılıyor.

Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde cinsel saldırıya, işkenceye maruz kalan ve yaşadıklarını mektuplarla dile getiren Garibe Gezer’in cezaevindeki tek kişilik hücresinde şüpheli ölümüyle ilgili detaylar da raporda geniş olarak anlatılan vakalardan.

Tek kişilik hücre işkencesine maruz bırakılan ve tedavisi engellenen tutuklu komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun, Gümüşhane Cezaevi’nde tedavisi engellenmek suretiyle ölümüne nasıl göz yumulduğu da sorumlularıyla birlikte detay bir şekilde anlatılıyor. Plastik sandalyede ölü bulunan Kabakçıoğlu’nun mektupları yaşadığı sürece ışık tutuyor.

İŞKENCECİLERE “CEZASIZLIK” SONA ERMELİ

Haklarında dava açılan işkencecilerin cezasızlıkla, hatta terfilerle ödüllendirilmesi ve görevlerine devam etmeleri mağdurların hukuki haklarını kullanmaktan vazgeçmesiyle sonuçlanıyor. Türkiye’de işkencenin sistematik olarak uygulanması cezasızlık, denetimsizlik ve yargının bağımsızlığını yitirmesinin bir sonucu olarak gösteriliyor. AST, mağdurlara kimlik bilgilerinin saklı kalacağı güvencesini vererek rapora katkıda bulunma çağrısında bulunuyor.

[email protected] adresi üzerinden işkenceciler hakkında bilgi paylaşımında bulunabilirsiniz.

https://silencedturkey.org/stand-against-torture-virtual-protest-26-june-2022

 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ