"Akdeniz’de bir paktı deldiniz; zeytin yağmaladınız, zeytinyağı talan ettiniz"

"Türk devleti yıllardır Suriye’de, kuzey Suriye’nin önemli bir bölümünü işgali altında tutuyor. Türkiye’de kendi vatandaşlarına yaptıkları hunharlığı, aynen Suriye’de Kürt insanına yapıyorlar."

Barış sembolü olarak seçilmiş bir ağaçtır. Akdeniz’dir, biraz bizdir, çok azizdir. Yetiştiği yerlerde yabancılık çekmezsiniz. Kültürdür biraz. Diller ve dinler değişse de, onun etrafındaki kültür ortaklıklara gebedir hep. Meyvesi kimi ülkelerde kahvaltı sofralarında, kimilerinde salatalarda yer alır. Yağı tüm dünyaya mal olmuş, insanlığın en değerli tarım ürünleri arasındadır.

Zeytinden bahsediyorum.


En uzun yaşayan ağaçlar arasındadır. Her birinin şekli şemaili bambaşkadır. Netamelidir ve narindir. Egeli dedelerin enseleri gibi kıvrımlıdır, buruşuktur. Homeros’un dediği gibi, sızma yağı değerini bilene altından değerlidir. Adeta sıvı altındır. Her şeyiyle bir hayat tarzı, bir damak tadı, sağlık, özgürlüktür. Akdeniz dışında zor yetişir. Vatanı Akdeniz’dir. Akdeniz’e kıyısı olan her ülkede vardır. Ve var olduğu her ülkede el üstünde tutulur, ihtimam gösterilir. Zeytin ağacı kesilmez! Zeytin ağacı kutsaldır.

Türkiye’de zeytine atfedilen kutsallık, onun Ramazan’da iftarlık olmasından anlaşılır. Çoğu yerde insanlar orucu zeytinle açar. Türkiye’deki hâkim ortak kültürün mihenk taşlarındandır. Kıyı bölgelerdeki zeytinliklerin yeşili Ege ve Akdeniz’le buluşur ve eski tip, geleneksel zeytinyağı fabrikalarının kokusu, deniz kokusuyla karışır, sizi kendinizden geçirir. Fakir sofralarında ekmek ve domatesin yanında gelir. “Zeytin-ekmek yemek” diye bir deyim bile vardır. Ölümsüzdür. Ölmez ağacı derler. Nuh’un gemisinden salınan güvercin, gagasında zeytin dalı getirir ve insanlığın ikinci başlangıcını zeytin ağacı sembolize eder. İnsanlığın en eski yazılı kültürleri, zeytine bu denli önem atfederlerdi. Zeytin ağacı kurusa bile, köklerinden yeni filiz verir. “Umudunu yitirme, yeniden doğuşu söz verdim sana” mesajını, konuşmadan iletir. O yüzden en kanlı savaşlardan sonra bile zeytin ağaçlarına dokunulmaz. Zeytinden korkulur.

Zeytin ağacı Tevrat’ta bereketin ve bolluğun sembolüdür. Zeytin barıştır, gururdur, sağlıktır ve arınmadır. Musa’ya verilen Mesih yağı zeytinyağıdır. İsa’nın göğe yükseldiği Zeytin Dağı, adı üstünde zeytinliktir. Kuran, bizzat adını zikrederek zeytine kutsallık atfeder. Tanrı’nın üzerine ant içtiği iki meyveden biri zeytin, diğeri incirdir. Doğulu ve Batılı olmayan zeytin, aslında Goethe’nin Batı-Doğu Divanı’nda Batı ve Doğu’nun artık birbirinden ayrılmayacağını müjdelediği gibi, Kuran da zeytini Doğu-Batı hattındaki birleştirici olarak zikreder.



Türk devleti yıllardır Suriye’de, kuzey Suriye’nin önemli bir bölümünü işgali altında tutuyor. Burada yaşayan Kürtlerin özerkleşmelerinden rahatsız olduğundan, yıllar boyu cihatçı teröristlerle beraber Kürtlere saldırdılar. TSK, tarihinde hiç olmadık şekilde paramiliter cihatçı gruplarla beraber hareket etti. Onlarla askeri operasyonlar düzenledi. Onlarla sahada yan yana, omuz omuza çarpıştı. Hiç tahayyül edilemeyecek kadar lekelendi. Ermeni Soykırımı’ndaki gibi, bir utanca imza attı. Korkunç şeyler oluyor orada. Büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Türkiye’de kendi vatandaşlarına yaptıkları hunharlığı, aynen Suriye’de Kürt insanına yapıyorlar.

Saldırdınız. Bombaladınız. Yok ettiniz. Canavarlık yapan cihatçı-İslamcı manyaklara zulmetmeleri için fırsat verdiniz. Hatta onlara Kızılay çadırı gönderdiniz, sağlık hizmeti götürdünüz, para ve silah-mühimmat verdiniz, istihbarat sundunuz, onları eğittiniz ve donattınız. Suriye’nin petrolünü çalanlarla işbirliği yapıp, ondan kâr elde ettiniz. Sanayi tesislerini yağmaladınız. Fabrikalarını söküp Türkiye’ye getirdiniz. Tırlarla silah-mühimmat taşıyıp, savaş suçu işlediniz. Öldürdünüz, talan ettiniz, yok ettiniz, kırdınız-döktünüz, sistematik tecavüzlerde bulunan barbar cihatçıları korudunuz. Uluslararası hukuku çiğnediniz, hala da çiğnemeye devam ediyorsunuz. Korkunç işler yaptınız, temsil ettiğiniz Türkiye halkını utandırdınız. Tüm pisliklerinizi yaparken, vatan-millet-Sakarya deyip, halkı yaptığınız şeyin doğruluğuna ikna ettiniz. Terör olduğunu, terörist olduğunu söylediğiniz yerden size herhangi bir tehdit ve saldırı gelmediği halde, internete düşen tapelerdeki gibi, “diğer taraftan üç-beş roket” attırma taktiğini izlediniz. Üç kuruşluk sefil terör örgütlerinin başvurduğu metotları kullanmaktan bile kaçınmadınız. Suriye’yi darmadağın ettiniz, komşunuza ihanet ettiniz. Sebep olduğunuz iç savaştan kaçıp ülkenize sığınmak zorunda kalan gariban mültecileri, AB’den para koparabilmek için pazarlık unsuru olarak kullandınız. Yani yapmadığınız pislik kalmadı.

Ama…

Suriyeli insanların zeytin ağaçlarını yağmalayacağınız, şeytanın bile aklına herhalde gelmezdi. Alçaklıkta da bir sınır vardır. Siz alçak değil, çukur olmuşsunuz! Bunu bir devlet adına yaparak, tüm Türkiye’yi komple bir ülke olarak karaladınız, damgaladınız, rezil ettiniz! Akdeniz’de her yerli uygarlığın bildiği bir evrensel kuralı, bir paktı deldiniz. Zeytin yağmaladınız, zeytinyağı talan ettiniz, zeytin ağaçlarını kökünden söküp gasp ettiniz. Bir bozkır çakalı gibi başkasının malını mülkünü çaldığınız yetmedi, barışın ve huzurun sembolü olan, Antik Yunan’dan bu yana dengeyi, mülayimliği, iyiliği, tokluğu, güzelliği, meshi hiçe saydınız. Homeros’un sıvı altınına kan ve gözyaşı kattınız.

Dedim ya, barışın sembolü olarak seçilmiş bir ağaçtır. Bizzat Akdeniz’dir, yani bizdir. Azizdir. Sizin hak etmediğinizdir! Sizin layık olmadığınızdır. O yüzden en kanlı savaşlardan sonra bile zeytin ağaçlarına dokunulmaz. Zeytinden korkulur. Uygar değilsiniz, uygarlaşamadınız, uygar olmanın gereği yerleşikliği, kendi coğrafyasına uyumu, emek verip üretmeyi, yıkmayı değil, inşa etmeyi, ölümü değil yaşamı tercih etmeyi seçmediniz. Ölmez ağacını öldürdünüz! Tarih boyunca, son on bin yıldır Akdeniz’de boy veren tüm uygarlıkların laneti üzerinize olsun! 

(*) Bu yazı Suriye’nin gariban köylülerine ve çiftçilerine ithaf edilmiştir.

Mehmet Efe Çaman / TR724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ