AİHM’den ByLock ve Türkiye’ye iade kararı: Hak ihlali var, tazminat gerekir

AİHM Bulgaristan'a zorla geri gönderilen bir gazetecinin ve Bylock gerekçesiyle tutuklanan bir polis memurunun başvurularında iki önemli karar aldı.


AİHM, başvurucunun tutukluluğuna esas ve tek delil Bylock olması ve yazışma içeriklerinin bulunmaması nedeniyle ihlal kararı verdi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye’ye geri göndermeler ve Bylock tutuklamalarına ilişkin Erdoğan rejimi aleyhine iki önemli karar aldı.


Darbe girişimi sonrası Bulgaristan’a giderek iltica talebinde bulunduğu halde, Bulgar makamları tarafından zorla Türkiye’ye gönderilen bir gazetecinin Bulgaristan aleyhine açtığı davada AİHM başvurucunun uluslararası koruma başvurusu değerlendirilmeden Türkiye‘ye iade edilmesi nedeniyle Bulgaristan‘ın 3. ve 13. maddeleri ihlal ettiğine ve 15 bin euro manevi tazminat ödemesine hükmetti.

AİHM’in aldığı ikinci karar ise bir polis memurunun Bylock gerekçesiyle tutuklanması üzerine yaptığı başvuru çerçevesinde alındı. AİHM başvurucunun tutukluluğuna esas ve tek delil Bylock kullanımının gösterilmesi, yazışma içeriklerinin olmaması nedeniyle madde 5/1-3-4’ün ihlal edildiğine karar verdi. Karar Erdoğan rejimi tarafından atanan Türk hakimin koyduğu şerhe rağmen alındı. Buna göre polis memuruna 12 bin Euro manevi tazminat ile bin Euro masraf ve giderlerin ödenmesine hükmedildi.

TÜRK ÜYE KARŞI ÇIKTI

Kararda şu ifadelere yer verildi: “Bugün Akgün’ün başvurusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bire karşı altı oyla: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5 § 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5 § 3 maddesinin (makul bir süre içinde yargılanma veya yargılama sırasında serbest bırakılma hakkı) ve 5 § 4 maddesinin ihlal edildiğine karar verdi. Dava, başvuranın Türk makamları tarafından “F.../PDY” olarak adlandırılan bir örgüte üye olduğundan şüphelenildiği gerekçesiyle tutuklu yargılanmasına ilişkindir.

BYLOCK MAKUL ŞÜPHE OLUŞTURMAZ

Mahkeme, Ankara 9. Sulh Ceza Hakimi’nin 17 Ekim 2016’da başvuranın tutuklanmasına karar verdiğinde, ByLock’un niteliği hakkında, uygulamanın yalnızca örgüt üyeleri arasında kullanıldığı sonucuna varmak için yeterli bilgiye sahip olmadığı kanaatindedir. Başka unsurların veya bilgilerin yokluğunda, başvuranın ByLock kullanıcısı olduğunu belirten söz konusu belge, kendisine isnat edilen suçu teşkil edebilecek şekilde tek başına, ilgili kişinin gerçekten ByLock kullandığına dair tarafsız bir gözlemciyi ikna edebilecek makul şüphelerin varlığını gösteremez.  Mahkeme, başvuranın tutuklu yargılandığı tarihte 9. Sulh Ceza Hakimliği’ne Hükümet tarafından sunulan delillerin Mahkeme’nin gerektirdiği “makul şüphe” kriterini karşıladığını kanıtlayamadığı ve böylece objektif bir gözlemciyi başvuranın gözaltına alındığı iddia edilen suçu işleyebildiğine ikna edemeyeceği sonucuna varmıştır.

Mahkeme, başvuranın tutukluluğu sırasında, bir suç işlediğinden şüphelenmek için makul nedenlerin bulunmaması nedeniyle Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Mahkeme, başvuranın tutuklu yargılanmasına ilişkin kararın gerekçelerinin belirtilmediği iddiasıyla ilgili olarak Sözleşme’nin 5 § 3 maddesinin de ihlal edildiği kanaatindedir.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ