Türkiye gündemini sarsan organize suç operasyonları, yargı aşamasında dikkat çekici bir sürece evriliyor. T24 yazarı Tolga Şardan’ın “Büyüteç” köşesinde kaleme aldığı analiz, kamuoyuna “büyük temizlik” olarak sunulan dosyaların, mahkeme salonlarında nasıl sessiz sedasız tahliyelerle sonuçlandığını ortaya koydu.
Serdar Sertçelik ve Semra Ilık Dosyalarında Neler Oluyor?
Haberde, özellikle Ankara merkezli yürütülen ve siyaset-yargı-emniyet üçgeninde büyük tartışmalara neden olan Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasıyla bağlantılı kritik isimlere dikkat çekiliyor.
- Serdar Sertçelik Faktörü: Dosyanın en kritik ismiyken “gizli tanık” yapılan ve ardından yurt dışına kaçışıyla emniyet içinde bir kriz başlatan Serdar Sertçelik’in durumu, operasyonun hukuki zeminindeki çatlakları derinleştirdi.
- Semra Ilık’ın Tahliyesi: Şardan yazısında, davanın kilit isimlerinden biri olarak gösterilen ve örgütsel faaliyetlerle suçlanan Semra Ilık’ın sessiz sedasız tahliye edilmesini, sürecin sembolik bir örneği olarak sundu. Büyük iddialarla tutuklanan isimlerin, kamuoyu ilgisi azaldığında serbest bırakılması, “dosyaların içi mi boşaltılıyor?” sorusunu akıllara getirdi.
Algı Yönetimi ve Hukuki Gerçekler
Yazıda öne çıkan temel eleştiri, operasyonların yargısal kalitesinden ziyade iletişim boyutuna odaklanılması. Emniyetin baskın anlarını yüksek prodüksiyonlu videolarla paylaşmasına rağmen, mahkeme aşamasında delillerin aynı ağırlığı koruyamadığı vurgulanıyor.
Analizde altı çizilen diğer noktalar:
- Sessiz Tahliye Stratejisi: Gözaltıların canlı yayınlarla duyurulduğu sistemde, tahliyelerin kimsenin haberi olmadan, “sessiz sedasız” gerçekleşmesi bir yöntem haline mi geldi?
- Bürokratik Hesaplaşma: Sertçelik’in kaçışı ve ardından gelen tahliyelerin, emniyet içindeki farklı grupların birbirleriyle olan hesaplaşmasının bir sonucu olabileceği iması yapılıyor.























