Selâtin camilerinin ibadete hazır bulundurulması hizmet alım ihalesinin 2018 yılında 100 milyon liraya verildiğini bugünün parasıyla yarım milyar lira yolsuzluk yapıldığını söyleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yolsuzluk dosyasının dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından sümen altı edildiğini açıkladı. Özel, ‘‘2019’da belgeler hazırlandı, dosya hazırlandı. Savcılığa yollanmak üzere harekete geçildi. O günün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, hırsızların imdadına yetişti.’’ dedi.
İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve CHP’li belediye başkanlarının tutuklanmasının ardından her hafta düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 97’incisi İstanbul Pendik’te düzenlendi. İmamoğlu’nun cezaevinden gönderdiği mektubunu CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik okudu
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmalarından satır başları ise şu şekilde:
“Fabrikada, sokakta, alnı açık duranların yanında dev gibi doğruldular. Zafer yakında. Bilek var vuruşmaya, güç var konuşmaya, soluk var harcanmaya. Zafer yakında. Can var verilecek, kardeş var ayakta, kardeşe can feda. Zafer yakında.’ Canım İstanbul’a, Anadolu yakamıza merhaba. Selam olsun Pendik sana, selam olsun seçtiğine sahip çıkanlara, iradesine sahip çıkanlara. Bugün İstanbul’un Anadolu’ya açılan kapısındayız. Pendik’in yiğit insanlarıyla, Anadolu yakasının yiğit insanlarıyla birlikteyiz. Martın başında soğuk bir havada, büyük bir meydanda omuz omuza, yan yana, yürek yüreğeyiz. 19 Mart darbesinden neredeyse bir yıl sonra, darbenin yıldönümüne bir hafta kala 97’nci eylemde hep beraberiz. Hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Sizlere bakınca ben görüyorum ki hiçbir zaman karanlık kazanamaz. Güneş doğar, aydınlık kazanır. Zulmedenler değil, zulme direnenler kazanır. Korkaklar değil, cesurlar kazanır. Kötüler değil, iyiler kazanır. Size bakınca görüyorum ki biz kazanacağız. Bu gece yine bu soğukta on binleriz ama elbette bir yanımız yine eksik. Birinci bölgede Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler’e, Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı’ya, belediye meclisi üyelerimize, bürokratlarımıza, emekçi arkadaşlarımıza bir selam yolluyoruz buradan onlara. Aslanlara selam olsun. Pendik’te 35 yıldır maalesef seçimleri kazanamadık. Ama Pendik’e küsmedik, kusuru kendimizde aradık. Doğru adayı aradık, eksik yanlarımızı aradık ve çabaladık. Bu seçimlerde Pendik’i yine kazanamadık ama çok büyük bir başarı yakaladık. Yüzde 43 oy aldık, küçük bir farkla Pendik’i kaybettik. O günkü adayımız Tarık Balyalı bugün bizimle beraber. Ona sahip çıkan sizlere ve müthiş bir kampanya yapan Pendik örgütünün tüm neferlerine teşekkür ediyorum.
“AK PARTİ’YE BAKIN, YOLSUZLUĞUN KİTABINI YAZMIŞ”
O Tarık Balyalı bir kitap yazdı. O kitap elimde. Öncelikle şunu söyleyeyim. 19 Mart darbesinden sonra ‘Millete Emanet’ kitabını; Ekrem Başkan’la birlikte birimizin ön sözünü, birimizin son sözünü yazdığı kitabı size emanet etmiştim. Sevgili Yavuz Oğhan yazmıştı kitabı. Gelirini Aile Dayanışma Ağı’na, ayrıca tüm mücadele sürecinde yurdundan olana yurt bulmaya, bursu kesilene burs bulmaya ve maaşları kesilen arkadaşlara sahip çıkmak için fona bu geliri söylemiştik. Sizler ‘Millete Emanet’ kitabına sahip çıktınız. Aldınız, okudunuz, hediye ettiniz. Kitabın satılmasını sağladınız. Bugün o kitabın altıncı ayında ilk telif ücretleri geldi, yerlerine ulaşıyor. Kitaba sahip çıkan herkese yürekten teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız. Siz bu ülkenin en büyük, dayanışmaya en iyi bilen, birlikten güç alan ve güç veren, yan yana durup tarihin akışını değiştiren milyonlarsınız. İyi ki siz varsınız. Sonrasında Sayın Balbay yazdığı kitapların gelirlerini aynı fona söz verdi, önümüzdeki aylarda aktarılacak. Şimdi Pendik’in son adayı Tarık Balyalı bir kitap yazdı. Adı, ‘Hesap.’ Bu kitabın da bütün geliri olduğu gibi Aile Danışma Ağı, ADA’ya ve bu mücadelede zarar gören herkesin karınca kararınca mağduriyetinin giderilmesine aktarılacak. Tarık Balyalı’nın ‘AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları’ kitabını, adI ‘Hesap’ olan kitabını sizlere emanet ediyorum. Ama muhteşem bir eser. Bakarsan yazan Tarık Balyalı. Kalemi o tutmuş. Bilgisayarın ve klavyenin tuşlarına o dokunmuş. Ama hakikaten ne desem az. Şu AK Parti’ye bak yahu, yolsuzluğun kitabını yazmış. İBB Belediye Meclis Üyesi ve Grup Başkanvekilliği döneminde çalışmaya başladı. Bugün Ekrem Başkan’ı ve arkadaşlarımızı sözde yargılayanların ellerinde tek bir delil yokken; yani gizli tanıklara dünya kadar yalan attırıp, gizli tanığı bir senenin sonunda elinden kaçırmışken ve o ifadeleri başka bir gizli tanığa yazdırıyorken, utanmadan sanki tiyatro oyunuymuş da oyuncu hastalanmış ve yerine başka oyuncu çıkarmış gibi tanık değişikliği yapılırken, burada Tarık Balyalı’nın kitabında somut deliller var. Her sayfası ibretlik, her sayfası skandal. Ama bir tanesini, rastgele bir tanesini söyleyeyim.
“CAMİYİ TEMİZLİĞİNDE YARIM MİLYARLIK YOLSUZLUK YAPMIŞLAR”
Kitap burada, sadece bir örnek; yıl 2018, ihale Selâtin Camilerinin İbadete Hazır Bulundurulması Hizmet Alım İhalesi. Yani İstanbul’daki padişah ve ailesinin yaptırdığı ecdattan emanet camileri temizleteceğiz. Buna ihale açıyoruz. İhaleyi 100 milyon liraya bir şirket kazanıyor. Bir yıl sonra 2019’da biz geliyoruz. Yapılan işe bakıyoruz, aynı ihaleyi bir daha açıyoruz ve bu sefer 35 milyon liraya ‘Ben yaparım’ diye dünya kadar teklif geliyor. Bir inceleniyor ki 100 milyon liraya bir yıl önce alınan iş, 35 milyon liraya yapılıyormuş. Bundan yedi sene öncenin parasıyla 65 milyon lira. Doları bugüne çevirirsen 550 milyon lira. Yarım milyar lira bir yolsuzluk var. Nerede? Cami temizliğinde. Allah’tan korkmazlar, kuldan utanmazlar, güya muhafazakarlar, güya alnı secdeye değenler ecdadın emaneti camiyi temizleteceğim diye yarım milyarlık yolsuzluk yapmışlar. İşte burada kitap, adı ‘Hesap.’ Ama bunun hesabı verilsin, hesabı sorulsun diye 2019’da belgeler hazırlandı, dosya hazırlandı. Savcılığa yollanmak üzere harekete geçildi. O günün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, hırsızların imdadına yetişti. Geldi, dedi ki ‘O dosyanın tamamını bana vereceksiniz.’ Dosyayı aldı, üstüne oturdu ve o günden beri bu dosyada bir arpa boyu yol gidilmedi, bir adım atılmadı. Bir yanda iftirayla dünyanın en namuslu bürokratlarını alıp içeri koyanlar, ‘At imzayı, çocuğuna kavuş’ diyenler, ‘Ekrem’i suçlamazsan burada çürürsün’ diyenler ve onlara teslim olmayan namuslu, dürüst arkadaşlarımız. Bir yanda cami temizliğinde bire – üç yolsuzluk yapan, işi üç katına yapan, cami temizlemeden servetine servet katan birileri ve onları savunan Süleyman Soylu denilen kişi. Değerli arkadaşlar, hırsıza hırsız olduğunu hatırlatmazsan sana ahlak dersi verirmiş. İşte tam bu durumla karşı karşıyayız. Ama ant olsun ki o dosyalar açılacak, o hesaplar sorulacak. Bize atılan iftiralar gibi delilsiz değil, tüm kanıtlarıyla bunlardan hepsinin hesabı sorulacak. Bu arada kitabı elinden aldım, tekrar verdim; İBB Başkan Vekilimiz Nuri Aslan, cuma günü Pendik’te… Öyle camiyi temizleteceğiz diye yolsuzluk yapanlar gibi değil; samimiyetle Türkçe Kur’an tefsirinde en önemli isim Elmalılı Hamdi Yazır adına Pendik’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir cami yaptırdı. Cuma günü namazla birlikte açılıyor. Ekrem Başkan’ın bir hayali gerçek oluyor. Nuri Aslan, bunu bitirmenin onurunu yaşıyor. İstanbul Büyükşehir’e bu Ramazan akşamında yürekten teşekkür ediyoruz alkışlarınızla.
“TUTUKSUZ YARGILAMA TANSİYONU DÜŞÜRÜR”
Hem dünya, hem bölgemiz kritik bir eşikten geçiyor. Türkiye’nin tüm tehditlere karşı bir olması, bütün olması, güçlü olması lazım. Ancak güya ülkeyi yönetmeye vazifeli iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisi ülkeyi bölmeye, mili kutuplaştırmaya devam ediyor. 19 Mart darbesinin üstünden tam 357 gün geçti. 357 gündür Türkiye her alanda kaybediyor. Türkiye’de iç cepheyi zayıflatan da dışarıdan ateş çemberi varken içeride tartışmalarla enerjimizi sömüren de bu iktidardan başkası değildir. İç cephenin tahkim edilmesi, Türkiye’nin bir ve beraber olmasının birinci düşmanı; AK Parti’nin kara düzenidir. Erdoğan, bana bir çağrı yapmış. Ben de kendisine seslendim ve sesleniyorum. Biz bu ülkenin birliği için, beraberliği için her şeyi yapmaya hazırız. Gerektiğinde yapıyoruz. Ancak bu kadar zulüm, bu kadar haksızlık, bu kadar eşitsizlik olmaz. Emeklinin elinden tutan, asgari ücretliyi gören, asgari ücret artışını işverenin sırtına yüklemeyen, çiftçisine sahip çıkan, öğrencisinin geleceğini karartmayan politikalara hep birlikte sahip çıkabiliriz. Tutuksuz yargılama bu ülkede tansiyon düşürür. Bu milletin en çok meşgul edildiği konu, arkadaşlarımızın uğradığı iftiralardır. Biz kendimize, partimize, arkadaşlarımıza, Cumhurbaşkanı adayımıza güveniyoruz. Kendine güveneni kanun teklifimizi destek vermeye, davaları televizyondan canlı yayınlamaya, iddiaları da cevaplarını da milletten saklamamaya ve TRT’den canlı yayına davet ediyoruz. Biz kendimize güveniyoruz. Erdoğan da güveniyorsa karşımıza çıksın.
“KARADENİZ’İN YİĞİT EVLADININ ALNI AÇIK, BAŞI DİK ÇIKTI”
Artık yalandan bezdik. Aynı kişiye ‘18 yaşında sahtecilik yaptın. O okuldan bu okula yüzlerce öğrenci ile birlikte sahtecilikle geçtin’ diyenler, diplomasını iptal edenler; aynı kişiye aynı anda hem ‘casus’ diyenler, hem ‘Seçimde hile yaptın’ diyenler, hem ‘Hırsızlık ve yolsuzluk yaptın’ diyenler, hem olmadık uçaklarda ‘Terbiyesizlik yaptın’ diyenler tüm bu yalanlarının altında kaldılar. Söyledikleri uçak AK Partilinin çıktı, Ekrem İmamoğlu’na hiç kiralanmadığı ortaya çıktı. ‘Ekrem’in’ dedikleri arabalar MHP’nin milletvekilinin çıktı. ‘Gaziosmanpaşa Belediyesi’nden dolar çıktı’ dediler, kasadan mühür çıktı. Dolar görüntüleri, TRT’nin stok videoları çıktı. ‘Yer altından, parke altından milyonlarca Euro çıktı’ dediler, tamamı yalan çıktı. ‘Videosu var’ dediler, iftira çıktı. ‘Çantalarda para var’ dediler, jammer çıktı. Ekrem Başkan’a ‘hırsız’ dediler. Karadeniz’in yiğit evladı alnı açık, başı dik çıktı.
“OLMAYAN DİPLOMAYLA OLANA KUMPAS KURMA”
Duydunuz mu? Ben İstanbul Üniversitesi’nin önünde Beyazıt’ta yine böyle muhteşem, büyük bir meydanda öğrenciler sizin gibi bağırırken bir taraf başka, bir taraf başka bağırdı. Birlikte bağırılsın diye yardımcı oldum. Dedim ki ‘Durun, durun.’ ‘Diplomasız Erdoğan’ dedim. Böyle dedim. O da mahkemeye gitti, bize dava açtı. Benim pırıl pırıl, 25-26 yaşında bir avukatım var. O Erdoğan’ın çirkin avukatlarının karşısına çıktı. Kürsüye de Hulusi Kentmen gibi bir hakim çıktı. Onlar dedi ki ‘Efendim şikayetçiyiz. Özgür Özel müvekkilimize ‘diplomasız’ demek suretiyle yalan atmıştır, iftira atmıştır. Şikayetçiyiz. Tazminat isteriz.’ Paraya da doyamıyorlar. Benim avukat dedi ki ‘Diplomanız var mı?’ Bunlar dedi ki ‘Var.’ ‘Varsa dosyaya sunsana’ dedi. Hulusi Kentmen de döndü, buna dedi ki ‘Evet, talep doğrudur. Bu taraf, Özgür Özel ‘diploma yok’ diyor. Siz ‘var’ diyorsunuz. Avukat da ‘Sunun’ diyor. Dosyaya diplomayı sunacak mısınız?’ Bunlar dedi ki ‘Sunmayacağız, bir dilekçe yazacağız.’ Bir dilekçe yazdılar. Dilekçe şu; ‘Müvekkilimizin diplomasını görmek istediğine göre bu hakim müvekkilimize husumet duymaktadır. Kabul etmiyoruz, başka hakim istiyoruz.’ Şimdi bu olay olduktan beri bir ay oldu. Bir aydır her yerde anlatıyoruz. Bizim avukat hala ‘Diplomayı sunun’ diyor. Hakim Bey ‘Sunun’ diyor. Bunlar ‘Diplomayı vermeyiz, hakimi değiştirin’ diyorlar. O yüzden Erdoğan’a sesleniyorum. Eğer diploma varsa diplomayı sun, mahkemeyi kazan. Diploma yoksa sus, olmayan diplomayla diploması olana kumpas kurma. Maşallah Pendikliler, bu teravih ile yatsı namazı ile birlikte başlayan mitingi sahura kadar sürdürmeye niyetliler. Bir kişi bir yere gitmiyor maşallah.
























