Hatay’da 76 kişinin can verdiği Tartıcı Apartmanı davasında, kolon kesme kanıtları ve uzman raporları yok sayılarak sorumluluk, 15 yıl önce uyarı yapan mühendise yüklendi.
Hatay’da 76 kişinin öldüğü Tartıcı Apartmanı davasında, kolon kesme iddiaları Pamukkale Üniversitesi bilirkişi raporuyla yok sayıldı.
6 Şubat depremlerinin ardından açılan davalarda bilirkişi raporları ve yargı kararları tartışılmaya devam ediyor. Hatay’da 76 kişinin yaşamını yitirdiği Tartıcı Apartmanı davasında yaşananlar, deprem yargılamalarındaki çelişkileri yeniden gündeme getirdi.
Gazeteci Gökçer Tahincioğlu, T24’te yayımlanan yazısında, binanın altında bulunan Merkez Market ile ilgili kolon kesme ve usulsüz tadilat iddialarının bilirkişi raporlarıyla nasıl görmezden gelindiğini ayrıntılarıyla aktardı.
KOLON KESİLDİ, TANIKLAR DİNLENMEDİ
Tahincioğlu’nun aktardığına göre, apartmanda yaşayan en az altı tanık, Merkez Market’te kolonların kesildiğini mahkemede anlattı. Ayrıca vergi dairesi görevlilerince çekilen işyeri açılış fotoğrafları üzerinden yapılan teknik analizlerde, projeye göre bulunması gereken kolonların yerinde olmadığı tespit edildi.
Fotoğraflar üzerinden yapılan üç boyutlu modelleme ve ölçümlerde, 9 x 4,5 metrelik kolon bulunmayan bir alan saptandı. Ancak bu bulgular yargılamada dikkate alınmadı.
AYNI BİLİRKİŞİ HEYETİ, BENZER KARAR
Mahkemenin esas aldığı raporun, Pamukkale Üniversitesi’nden aynı bilirkişi heyeti tarafından hazırlandığı ortaya çıktı. Bu heyetin, daha önce Kahramanmaraş’ta 35 kişinin yaşamını yitirdiği Manolya Apartmanı davasında, MADO’nun sahiplerini kusursuz bulduğu da hatırlatıldı.
Her iki dosyada da, ticari işletmelerle ilgili tadilatların etkisinin birkaç cümleyle geçiştirildiği, sorumluluğun ise müteahhit ve proje müelliflerine yüklendiği belirtildi.
UYARI YAPAN MÜHENDİSE “ÖNGÖRÜ” CEZASI
Tartıcı Apartmanı davasında sanık olarak yalnızca, 1986 yılında statik hesabı yapan mühendis Cihat Mazmanoğlu ile 80 yaşındaki müteahhit Mehmet Tartıcı yargılandı. Her iki isim de 17,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
İddianamede Mazmanoğlu’nun 2011 yılında verdiği bir röportajda “Hatay’da deprem olursa 40 bin kişi ölebilir” uyarısı, “sonucu önceden görebildiği” gerekçesiyle aleyhine delil olarak kullanıldı.
ODTÜ, Boğaziçi, Hacettepe ve Gazi üniversitelerinden akademisyenlerin yanı sıra ceza hukukunun önde gelen isimlerinin sunduğu bilimsel ve hukuki görüşlerde, binada 1987’den sonra yapılan tadilatlarla illiyet bağının koptuğu vurgulandı.
Ancak mahkeme, bu görüşler yerine Pamukkale Üniversitesi bilirkişi raporunu esas aldı. Rapordaki uzmanlık uyumsuzluklarına yönelik itirazlar da sonuçsuz kaldı.
Tahincioğlu, yazısında bu dosyanın, Türkiye’de deprem davalarının nasıl yürütüldüğünün adeta bir özeti olduğunu belirterek, kamu görevlileri ve ticari işletmelerle ilgili sorumlulukların sistematik biçimde dışarıda bırakıldığına dikkat çekti.






















